416
KASIM-ARALIK 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: 2020 ULUSAL MİMARLIK ÖDÜLLERİ

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: 2020 ULUSAL MİMARLIK ÖDÜLLERİ

Cumhuriyet Dönemi Mimarlığının Tarihini Yazan Sergi ve Ödül Seçkisi

T. Elvan Altan, Seçici Kurul Üyesi

Cumhuriyet dönemi mimarlık tarihi çalışan biri olarak Mimarlar Odası’nın otuz yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Programı benim için çok önemli bilgi ve belgeler sunan bir araştırma mecrası oluşturuyor. Bu dönem bu verileri şekillendiren jüri ekibinin bir üyesi olarak süreci deneyimleme ve sonuçları farklı bir açıdan düşünme imkanı elde etmiş olmaktan heyecan duydum. Her ödül ve sergi etkinliği gibi, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Programı da mimarları ve mimarlık ürünlerini belirlenen kriterlere göre seçerek ve sergi ve yayın gibi ortamlarda sunarak bu seçkiye dahil edilen kişi ve tasarımları Türkiye mimarlık ortamının temsilcileri olarak tescilliyor. Programın tüm mimarların ortak meslek örgütü olan Mimarlar Odası tarafından düzenleniyor olması ise Türkiye’de üretilen mimarlığı değerlendiren bu mecranın etkisini artırıyor.

Türkiye’nin mimarlık ortamı için böylesine önemli bir değerlendirme çerçevesi sunan bu program kapsamında Yapı ve Proje Dallarında verilen Başarı Ödülleri mimarların kişisel inisiyatifleriyle yaptıkları başvurular sonucunda verildiğinden, programa katılan ve/veya ödül ve sergi için seçilen tasarımların ülkede üretilen güncel mimarlığı ne ölçüde kapsadığı tartışılabilir. Öte yandan, her dönemin başvuruları ve seçimleri için coğrafi dağılım, yapı tipi ya da öne çıkan temalar gibi odaklı analizler gerçekleştirilmesi ve dönemler arasında bu çerçevelerle karşılaştırma yapılması, geçmiş ve güncel dönemlerin mimarlık üretimini değerlendirmek için yararlı açılımlar sunuyor mimarlık tarihçileri ve eleştirmenleri için. Örneğin, İstanbul ve Ankara’daki yapı ve projelerin ağırlıklı olduğu ilk dönemlere kıyasla, 2020 dönemindeki başvurular Çanakkale, Erzincan, Eskişehir ve Zonguldak’a uzanan daha geniş bir coğrafi çerçeve içinde yer alan tasarımlardan oluşuyor; ayrıca Gökçeada ve Sivrihisar örneklerindeki gibi sadece büyük kent merkezlerindeki değil daha küçük yerleşimlerdeki örnekleri de içeriyor. Bu genişleyen coğrafi dağılım, güncel mimari üretimde merkez-çevre ilişkisine dair ipuçları sağladığı gibi, programın artan kapsayıcılığı açısından da tartışmaya değer bir veri oluşturuyor. Yapı tipi açısından, bu dönem ödül adayı olan başvurular arasında konut tasarımlarının daha az yer tutması; ticari ve kültürel yapılarla eğitim yapılarının sayısının yüksek olmasına karşılık idari yapıların da dikkat çekici sayıda olması; çevre ve koruma proje ve uygulamalarını da göz önüne alınca da kamunun yapı sektöründeki rolünün bu dönemde de güçlü olmasının da üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Ödül alan projelerin öne çıkardıkları temalarda ise güncel teknolojilerin yanı sıra çevre ve iklimsel değerlerle insan ölçeği dikkat çekiyor. Bu tür değişik çerçevelerden yapacağımız değerlendirmelerin ötesinde, bu dönemde özellikle Yapı Dalı’ndaki başvuruların Proje Dalı’ndakilere kıyasla sayısal azlığının ülkemizde uygulama alanında yaşanan sorunları bize hatırlattığı da vurgulanmalı.

Yapı ve Proje Dallarında verilen Başarı Ödülleri ile güncel mimarlık ortamı için bir çerçeve oluşturan bu program, Mimar Sinan Büyük Ödülü, Anma Programı ve Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü ile hayat boyu mesleki başarıyı ya da meslek alanına etkin ve uzun süreli katkıyı tescilliyor. Böylece, geçmiş yılların mimarlık ortamlarını değerlendiren program Cumhuriyet dönemi mimarlığının tarihyazımına katkı sağlıyor. Bu değerlendirmeyi şekillendiren kriterler ve dolayısıyla seçimlerin ne kadar kapsayıcı olabildiği, programın tüm dönemleri göz önüne alınarak tartışılabilir; böyle bir tartışma meslek ortamının kendi tarihini nasıl yazdığı hakkında önemli ipuçları sunacaktır. Önceki ödül dönemlerinde Büyük Ödül ve Anma Programı için seçilen kişiler hakkında yapılan çalışmalar ve bunların sonuçlarının sergi, konferans ve yayınlarla paylaşılması, 20. yüzyıl mimarlık tarihinin henüz yeterince araştırılmamış yönlerini gündeme taşımış ve literatüre önemli katkı sağlamıştır. 2020 döneminde de hakkında benzer çalışmalar yapılacak Büyük Ödül sahibi mimarın Nişan Yaubyan olarak belirlenmesi, Cumhuriyet dönemi mimarlığının fazla öne çıkmayan tasarımcılarının önemini ve değerini vurguluyor. Anma Programı ve Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülleri’ni alan kişilerin mimarlığın yanı sıra arkeoloji ve sanat tarihinden fotoğrafçılığa ve belediyeciliğe uzanan çok yönlü çalışma alanları ise, Cumhuriyet dönemi mimarlığının yapı inşa etme ile sınırlanmayan çoğul kimliğini ve disiplinlerarası açılımlarını hatırlatıyor tarih yazanlara.

Programın meslek ortamındaki saygınlığını, Cumhuriyet dönemi mimarlık üretiminin güncel ortamını değerlendiren mimarlık eleştirmenleri ve geçmişini değerlendiren mimarlık tarihçileri için önemli veriler sunuyor olması ve dolayısıyla mesleki ve akademik ortamda yaratabileceği çoğul anlamlandırma olanaklarıyla doğrudan ilişkili görüyorum. Programın bu mesleki ve akademik sınırları da aşacak daha yaygın etkisi ise mümkün olduğunca geniş çevrelerde paylaşılması ile sağlanabilir. 2020 döneminin jürisi olarak gerçekleştirdiğimiz seçim süreci, zorlu pandemi şartlarında, büyük oranda çevrimiçi ortamlarda buluşarak; zorluklarla birlikte dijital iletişimin sağladığı kolaylıkları da deneyimleyerek tamamlandı. Bu dönemin sergisini yüz yüze ziyaret edebilenlerin sayısı da benzer zorluklar nedeniyle az olacaksa da, serginin dijital platformda da izlenebilecek olması program için yeni ve daha etkili paylaşım olanakları sağlayacaktır. Önümüzdeki dönemlerde sergi ve yayınlarla birlikte dijital paylaşımın da sürdürülmesinin, hatta tüm dönemleri kapsayacak tanıtımların da hazırlanmasının Türkiye mimarlığının yaygın tanıtımı ve değerlendirilmesi için önemli katkısı olacaktır.

Değerlendirmelerinin kapsamı tartışmaya açık olsa da, aslında tam da tartışılacak önemli bir çerçeve oluşturduğu için, Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi Programı’nın Türkiye’deki mimarlık eleştirisi ve tarihyazımına yaptığı katkıyı çok önemli buluyorum. Cumhuriyet dönemi mimarlığının güncel ve tarihî üretimini ödüllendirerek, sergileyerek ve araştırma ortamları yaratıp üretilen bilgiyi yayarak paylaşan; böylece hâlâ yeterince çalışılmamış olan ve daha da önemlisi koruyamadığımız bu mimarlık üretiminin gündemde tutulmasına katkı sağlayan bu program ve benzeri kapsamlı etkinliklerin sürmesini ve artmasını diliyorum…

 

Bu icerik 149 defa görüntülenmiştir.