MİMARLIK
383
MAYIS-HAZİRAN 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

Hidroelektrik Santrallerinin Elektrik Üretimdeki Toplam Payı= % 5

Murat Germen’in dünya ortalamasında hidroelektrik santrallerinin toplam enerji üretimindeki payının % 5 olduğuna vurgu yapan sergisi, 25 Mart-25 Nisan 2015 tarihleri arasında Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde ziyaret edildi. Sergiye ilişkin tanıtım metni şu şekilde: “Ülkemizde ekonomiyi canlı tutmak için canhıraş bir inşaat etkinliği başlatıldı ve sürdürülüyor. Bir yanda kentsel dönüşüm furyası üzerinden yürütülen bu inşaî eylem, ortaya çıkan fiyatlara ve mutenalaştırılan semtlere bakılırsa, depreme dayanıklılıktan çok ranta odaklanıyor. Diğer yanda ise, tüm ülke sathında şimdiye kadar görülmemiş bir yoğunlukta, HES (hidroelektrik santrali) inşaatları bitmiş ya da başlatılmış durumda. Ülkenin enerji ihtiyacına cevap vermesi mazeretiyle, el değmemiş doğanın ortasına kondurulan bu büyük insan yapısı oluşumların getirileri ne yazık ki götürülerinden fazla değil. Dünyanın önde gelen ekonomilerine sahip olan, şimdilerde rüzgar ve güneş enerjisine geçiş yapan gelişmiş ülkelerde, görece çağ dışı teknoloji olarak görülen hidroelektrik üretimin toplam enerji üretimi içinde çok küçük bir yüzde kapladığını görüyoruz: Japonya’da % 4, Almanya’da % 3.5, ABD’de ise % 6.4. Yapılan bilimsel çalışmalar, küresel ölçekte, bu yüzdenin ortalama % 5 civarında seyrettiğini, istisnaî durumlarda % 10’a kadar yükselebildiğini gösteriyor.

Kazanç bu kadar düşük iken, kayıp ise hayli yüksek: Yerel ekosistemin çöküşü, verimli arazi kaybı, su akış debisinin azalmasından kaynaklanan sıcaklık ve nem artışı, bir sera gazı olan metan salınımının artması, afet vakalarında katastrofik sonuçlar, mecburi nüfus tehciri yüzünden anıların, belleğin, aile ocağının yitimi... HES’ler artık doğa dostu bir teknoloji olarak görülmüyorlar. Havayı kirletmedikleri doğru, ama doğada ciddi bir fizikî tahribata yol açıyorlar. Zararlardan kısaca bahsedecek olursak, soyu tükenmekte olan hayvanların besin ve habitatlarının yok edilmesi, kitlesel balık ölümleri, çökelme ve ötrofikasyon (plankton ve alg varlığının aşırı şekilde artması), su kalitesinde ciddi düşüşler, serbest akan suların barajlarla durağan su parçalarına dönüştürülmelerinden dolayı sıtma gibi hastalıklarda artış, suyun paylaşımına ilişkin çatışmalarda artış (özellikle Türkiye ile komşu devletler arasında) gibi dezavantajlardan bahsetmek mümkün.

Bu proje, Güneydoğu’da Diyarbakır ve çevresi, Akdeniz’de Antalya ve çevresi ile Doğu Karadeniz Bölgesi’ni kapsıyor. En çok fotoğraf Karadeniz’den, çünkü HES’ler için yapılan inşaat faaliyetleri dolayısı ile en çok doğa tahribatının yaşandığı bölge burası. Bundan sonra ise mali destek bulunarak Orta Anadolu, Ege Bölgesi, Batı Akdeniz ve Batı Karadeniz bölgelerinin belgelenmesi sözkonusu.”

Son olarak, suyun gerçek yakınları, HES’lerin aslen enerji için inşa edilmediğini, gelecekte kamusal su haklarının özelleşmesine zemin sağlayacakları uyarısını yapıyorlar. İleriki yıllarda savaşlar petrol değil suya erişim için yapılacak!

Fotoğraflar: Murat Germen

Bu icerik 745 defa görüntülenmiştir.