MİMARLIK
383
MAYIS-HAZİRAN 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

Sinan Ödüllü Mimarlar Programı’nda Ersen Gürsel Mimarlığı Üzerine

Gökçeçiçek Savaşır, Doç. Dr., DEÜ, Mimarlık Bölümü

Mimarlar Odası Genel Merkezi’nin Sinan Ödüllü Mimarlar Programı kapsamında, 2014-2016 döneminde “Mimar Sinan Büyük Ödülü”nün sahibi Ersen Gürsel için düzenlenen “Ersen Gürsel Mimarlığı” başlıklı panel, 18 Nisan 2015 Cumartesi günü Mimarlar Odası İstanbul BK Şubesi’nde gerçekleştirildi. Ulusal Mimarlık Ödülleri Seçici Kurulu’nun ifadesiyle “Meslek yaşamı boyunca mimarlığı bir kültürel üretim alanı olarak algılayışı, doğaya ve yapılı çevreye olan saygılı duruşu, meslek örgütlenmesindeki özverili çabaları, eğitim alanına verdiği katkılar, gelecek nesillere örnek teşkil eden meslek etiği tutumu, tekil yapıdan kent ölçeğine uzanan ve geniş bir yelpazede çeşitlenen duyarlı çözümleri, bitmez tükenmez enerjisi, mütevazı kişiliği yanında kararlı ve tutarlı tavrı” ile öne çıkan Ersen Gürsel’in mesleki duruşu ve Türkiye mimarlık ortamının son yarım yüzyılını şekillendiren üretimlerini konu alan panele ilgi yoğundu.

Sinan Ödüllü Mimarlar Programı Koordinatörü N. Müge Cengizkan’ın programın ana hatlarını aktardığı sunuşun ardından, Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu açış konuşmasını yaptı. Muhcu, Türkiye mimarlık ortamının güncel durumuna referansla estetik ve kimlikli bir kent ve mimarlık anlayışının önemine; bu anlayışa sahip bir yapı kültürü oluşturmada önemli rolü olan Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne ve ödülün sahibi Ersen Gürsel’in emek ve estetik anlayışına vurgu yaptı. Gürsel’in birebir mesleki etkinliğini paylaştığı ve mimarlık üretimlerine odaklanan sekiz konuşmacı ise, sunumlarında Ersen Gürsel ve mimarlığını farklı çerçevelerden ele alarak çeşitli açılımlar yaptılar. İki ana oturumdan oluşan panelde konuşmacılar Gürsel’in bilinen özelliklerini vurgulamanın yanı sıra bugüne kadar bilinmeyen yönlerini de ortaya koydular.

İlk oturum, Deniz İncedayı’nın “Mimar Gibi Mimar” başlıklı sunumuyla başladı. İncedayı, “değişim” kavramı üzerinden güncel mimarlık örnekleriyle birlikte çizdiği çerçeve ile “mimara yeniden bakmayı, mimarlık kavramını tekrar sorgulamayı ve böylelikle Ersen Gürsel mimarlığı ile bu sorgulamayı bütünleştirmeyi” hedeflediği sunumunda, Gürsel mimarlığını “mimarı değil, mimarlığı öne çıkaran bir mimarlık” olarak özetledi. Gürsel’le olan 40 yıla yakın dostlukları nedeniyle duygu yoğunluğu yüksek ve “Ersen Gürsel Mimarlığında ‘Yer’i Aramak” başlıklı sunumunda Afife Batur, 1969 tarihli Side ve Çevresi Turizm Planlama Uluslararası Yarışması birincilik ödülünü alan Ersen Gürsel ve EPA Grubu’nun önerisinin “anıtları tarihi çevreyle birlikte düşünme temeline oturan bir koruma ve planlama modeli olması” nedeniyle Türkiye mimarlığında bir ilk olduğunun altını çizdi. Gürsel mimarlığını, “zaman-zamandışı, tarih-mekân kavramları çevresinde dolaşan, tarihe ait ama zamanı kurgulayan, tasarım öğelerini ustalıklı ve alçakgönüllü biçimde kullanan, topoğrafya verilerini dahil eden ve gelenekselle yeni malzemeyi buluştururken şiirsel imgelere dönüştüren, ‘yer’e ait ve ‘yerelleşen’, tarihi yeni ile yeniden yorumlayan bir mimarlık olarak nitelendirirdi. Sunumunu, “Akdenizlilik, Modern Mimarlık, merkez ile kenarın etkileşimi” çerçevesine oturtan Nihal Coşkun, Gürsel mimarlığını karakterize eden özelliklerin anahatlarını “zanaata yönelik takdir, Akdenizli yaşama biçimine olan farkındalık ve vernaküler mimarlığa olan sevgi” olarak ortaya koydu. Meslek hayatının farklı dönem ve konumlarında Gürsel’le çalışmış olan Tavit Köletavitoğlu, kendi izlenimlerinden yola çıkarak, mimarlık ve kent planlama alanlarının her ikisinde de olgunlaşan, uzmanlaşan ve bu kesişimde uzun yıllar yer alan Gürsel’in “öğrenmeye açık olma ve ürünlerle kendini geliştirme halinden, uzmanlık alanlarına saygı ve ekip olabilme becerisinden, cömert, özverili, sakin kişiliğinden ve insan öncelikli mimarlık ve planlama anlayışından” bahsetti.

İkinci oturum, EPA Mimarlık’tan Oya Erar’ın, Ersen Gürsel’e ve çalışma biçimine ortağı, iş arkadaşı ve ailesinden biri olarak yaptığı renkli ve samimi konuşmayla başladı. Erar, Gürsel’in işine duyduğu aşkın, mesleğini icra ederken duyduğu coşkunun, sahici kişiliğinin EPA Mimarlık’ın başarı ve sürekliliğini doğurduğunu ifade etti. Nezih Aysel, “Bodrum için Düşünmek: Ersen Gürsel Mimarlığında Bodrum’un Yeri” başlıklı sunumunda, Gürsel mimarlığını “yere ait olmak, tanıdık olan içindeki ‘yeni’yi bulmak, oralı olmak, geleneksel ile uzlaşan özgürlük ve hareket alanları tasarlamak” olarak tarif etti. Gürsel ile birlikte girdiği İTÜ Mimarlık Fakültesi'ndeki stüdyo deneyimini, “Dışarıdan okula davet edilen bir mimar / 1960’ların sosyo-politik ortamından beslenen bir mimar / Bir kentli” olarak üç farklı duruşu ile yorumlayan Sevgi Türkkan ise, Gürsel’in tüm bu kimliklerinin yanı sıra, öğrenciler için rol model olan bir eğitimci olduğunu belirtti. Gürsel ile, Ulusal Ahşap Birliği’nde uzun yıllardır birlikte çalışan Nurgün Erdin, mimarın çeşitli projelerinde ortaya çıkan yalınlık, uzun ömürlülük, farklı iklimsel koşullara yatkınlık gibi özelliklerin sağlanmasında önemli rolü olan yapısal ahşap kullanımına odaklandı. 

İki oturumun sonunda, son söz Ersen Gürsel’e verildi. Mimarlık hayatında birlikte yürüdüğü Selçuk Batur, Mehmet Çubuk, Nihat Güner, Haluk Erar gibi isimleri anarak, almış olduğu ödülün uzun yıllar boyunca birlikte çalıştığı ekibine de ait olduğunun altını çizen Gürsel, heyecan ve duygu dolu konuşmasını, Mimarlar Odası'na, Sinan Ödüllü Mimarlar Programı'nı hazırlayanlara ve panele katılanlara şükranlarını sunarak tamamladı.

Bahsedilen niteliklerinin ötesinde, Ersen Gürsel, mimarlık-planlama-koruma sacayağında üretimleriyle çok yönlü bir meslek adamı… Mimarlık pratiği ve eğitiminde hep etkin rol almış, öğrenmekten olduğu kadar öğretmekten de keyif alan bir araştırmacı… Yüzyıllara karşı koyarak varolagelmiş ‘yer’e ait olan özellikleri bir sarraf titizliğiyle parlatan ve detaylarda saklı incelikleri dokuyan bir zanaatkâr… Biçimsel cambazlıklara, kavramsal dolambaçlara pabuç bırakmayan bir mimar… Sözün özü, Gürsel ve mimarlığı, Türkiye mimarlığının güleryüzlü, samimi, sıcakkanlı, Akdenizli tarafı…

Fotoğraflar: N. Müge Cengizkan

Bu icerik 1055 defa görüntülenmiştir.