378
TEMMUZ-AĞUSTOS 2014
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Hafıza Mekânları
    Pelin Derviş, Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi, Türkiye Pavyonu Proje Koordinatörü

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK KURAMI

Mimari ve Kentsel “Şey”leri İhtilaflı Hale Getirmek

Can Gündüz, Dr., İYTE, Mimarlık Bölümü

Bu yazı “Bilim ve Teknoloji Çalışmaları”(1) alanındaki eserleriyle tanınan Fransız Bilim Sosyoloğu ve Antropolog Bruno Latour(2) ve arkadaşları(3) tarafından geliştirilen “Aktör-Ağ-Kuramı”(4) yaklaşımını güncel mimarlık ve kentsel mekân üretimi süreçlerine içkin ihtilafları kaydederek toplumsal eleştiriye açan bir kamusal düşünme aygıtı olarak tartışmayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşımın günümüz mesleki pratik ve kuramsal söylem alanlarında yeterince sorgulanmadan yaygınlaşmış “sosyal” ve “bilgi kuramsal” varsayımlara getirdiği eleştirilerin içinde bulunduğumuz kentsel siyasi açmazlar üzerine çok boyutlu düşünebilmek için verimli bakış açıları sunduğu vurgulanmaktadır.

Sosyal ve siyasal bilimler açısından “ihtilaf” olgusu geleneksel olarak toplumsal sistemlerin tam da işlemekte zorlandıkları mekân ve zamanlarda ortaya çıkan ve onları öz-işleyişleri üzerine doğrudan düşünmeye teşvik eden analitik bir olumluluk değerine sahiptir. Felsefenin “şey”lere duyduğu hürmeti, örneğin, Heidegger’in “yer ile göğü, tanrılarla kutsalları biraraya getiren” toprak su/şarap testisi üzerine söylevinde hissederiz.(5) (Resim 1) Sosyologlar ve antropologlar, modern-öncesi toplumların deneyiminde “şey”lerin günümüzde nesneye indirgendikleri hallerinden çok daha büyülü bir varoluşa sahip olduklarından bahsederler.(6) Eskilerden günümüze gelen anlamıyla da “Cumhuriyet” (Res Publica), ihtilaflı kamusal meseleler ya da tartışmaya değer “şey”ler (Res) etrafında kendiliğinden (re’sen)(7) biraraya gelen farklı görüşlerin rejimidir. Diğer bir deyişle, ihtilaflı halleriyle “şey”ler bizi ayrıştırırken birleştirirler, bu bakımdan ciddiye alınmaları gerekir.

Oysa içinde yaşadığımız modern tekno-bilimsel dünya, Bruno Latour’un erken 20. yüzyıl Alman filozofu Martin Heidegger’in tespitini teknolojik varoluş tarzlarımıza(8) uyarlayarak ifade ettiği gibi, “şey”leri ihtilaflarından soyutlamakta ve onları meşruiyet peşinde koşan yönetişim nesnelerine indirgemektedir. Bu bakımdan “Aktör-Ağ-Kuramı”nın özgünlüğü, Heidegger tarafından sadece modern-öncesi zanaat nesnelerine atfedilen, diğer yandan çağdaşlığımızın ırası olan teknolojik “şey”lerden esirgenen düşünsel hürmeti onlara iade etme çabasıdır. Latour, kışkırtıcı bir şekilde, öğle yemeğinde masamıza gelen sıradan bir Coca-Cola kutusunun Heidegger'in toprak su testisinden çok daha fazla ihtilaflı varlık boyutunu bünyesinde biraraya getirdiğini iddia eder. Çünkü Coca-Cola kutusu “soyut” bir nesne olmak yerine, dallı budaklı “somut” bir “şey” olarak ele alındığında, kendisinde düğümlenen bir sürü ihtilaflı meseleyi (doğal kaynakların sömürülmesinden enerji tüketimine, pazarlama stratejilerinden küresel perakende ağlarına, ürün yerleştirme taktiklerinden geri dönüşüm teknolojilerine) hayatın olağan akışı içerisinde insanların gündemine taşıyabilme potansiyeline sahiptir. Bu ihtilafları görünür, kavranabilir, dolayısıyla tartışılabilir kılmak ise, “teknolojik” ve “toplumsal” ağlar içinde hareket eden bir “aktör/eyleyen” olarak kavranması gereken Coca-Cola kutusunun izini (Resim 2) yeri geldiğinde bir araştırmacı gazeteci titizliği, yeri geldiğindeyse bir dedektif edasıyla, karınca kararınca(9) sürecek olan “Aktör-Ağ-Kuramı” araştırmacısının görevi olmalıdır.

Heidegger’in “şey”ler üzerine sezgisini teknolojik varoluşumuza uyarlayan diğer bir düşünür, Çek asıllı ünlü “medya filozofu” Vilém Flusser’dir. Flusser, Türkçe’ye de çevrilen Bir Fotoğraf Felsefesine Doğru (1983) eserinde estetik, bilimsel ve siyasal boyutlarıyla ele aldığı sanayi-sonrası topluma geçiş süreçlerini, “teknik görüntü” teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla giderek daha da belirginleşen kültürel bir kriz eşliğinde yaşamakta olduğumuzu söyler. Çünkü “teknik görüntüler” karşısında insanoğlu, dünyadaki varoluşuyla başa çıkabilmek için geliştirdiği önceki “ortam” (medium) teknolojilerinden (örneğin, “yazı” teknolojilerinden) radikal bir biçimde farklı olarak, bu kez bir “aygıt” (apparatus) tarafından üretilen karmaşık sembolleri kodlayıp-tekrar açmayı öğrenmek zorundadır. Flusser, Latince kökenli apparatus sözcüğünün etimolojik incelemesinin bize “aygıt”ın anlamını “kendini bir şeye hazırlayan nesne” olarak verdiğine dikkat çeker.(10) Örneğin, bir fotoğraf makinası kendini görüntü kaydetmek için hazır tutmaktadır. Ancak bu kaydetme, sakladığı “şey”in biçimini ve ona ait bilgileri değiştiren (in-form) bir kaydetme, diğer bir deyişle aygıta içsel bir sembolleştirme düzenince gerçekleşen pragmatik bir sınıflandırmadır. Aygıtın merceğinden geçtiklerinde “şey”ler hakikatlerine dair yeni bir varlıkbilimsel mekân-zamanda sorgulanabilir hale gelmektedirler. (Resim 3)

Peki, Mimarlık pratiğinin geleneksel olarak odaklandığı somut “şey”ler olarak binalara ihtilaflı görünümlerini yeniden nasıl kazandırabiliriz? Ya da günümüzde kentsel ve mimari ihtilafları düşünmek için neden bir aygıta ihtiyaç duyuyoruz? Bruno Latour’un Mimarlık’ın elinizdeki sayısında çevirisi yer alan, mimarlık antropoloğu Albena Yaneva(11) ile birlikte kaleme aldığı, “Bana Bir Silah Verin, Tüm Binaları Yerinden Oynatayım: Mimarlığa Bir Aktör-Ağ-Kuramı (ANT) Bakışı” başlıklı kısa yazısı işte bu soruya yanıt arıyor. Latour ve Yaneva mimari bir projenin yaşantısını bir martının uçuşuna benzeterek mimarlık kuramını Fransız fizyolog Étienne-Jules Marey’in fotoğrafik tüfeğiyle kuşların uçuşuna yaptığının tersini binalara yapacak bir ihtilaf görüntülemevekaydetme aygıtı icat etmeye çağırıyor. Üstelik bu, eş-zamanlı olarak yeni bir mercek ve ontolojik zemin olarak işleyecek bir aygıt olmalıdır. Çünkü ihtilaflar, kendilerini basitçe dışarıda bir yerlerde keşfedilmeye hazır bir biçimde sunmazlar, karmaşık ilişkisellikleriyle birlikte görüntülenip kaydedilmeleri gerekmektedir. Bu bakımdan, Bruno Latour’un ihtilaflı meseleleri yakalamaya adanmış bir aygıt olarak öne sürdüğü “Aktör-Ağ-Kuramı”, günümüz “Cumhuriyet”lerinin ayrıcalıklı siyaset yapma mekânları olan meclislerin meşruiyetlerini yitirmeye başladıkları bir süreçte, yüzümüzü bizi ilgilendiren “şey”lerin mekân-zamanına dönmeye çağıran bir tekno-etik-siyaset önerisiyle karşımıza çıkıyor. Ancak önemli bir uyarıda bulunmakta fayda var: “Aktör-Ağ-Kuramı”, Reel Siyaset’in (Realpolitik) temsili Demokrasi’sinin içinde bulunduğu meşruiyet krizini basitçe yerele aktararak temsili katılımcılık temelinde çıkarları uzlaştıran bir yerel yönetim önerisi değil kesinlikle. Tersine, “yöntem” olarak ihtilafları etkileşime açık bir ortamda haritalandırmayı(12) esas alan yaklaşım, tam da Heidegger’in öngördüğü yeni iktidar biçimlerine karşılık gelen neoliberal kentsel yönetişimin “geri beslemeli işleyiş ve denetim mekanizmalarını”(13) deşifre etmeye odaklanıyor. Böylelikle, bizi “sibernetik olarak ön tasarımlı”(14) bir biçimde yerele yerleştirilmiş bir “kamusallık”tan ve iktidarın icraatlarına güdümlü bir aktüaliteden dışarıya, “şey”lerin mikro-siyasetine (Dingpolitiks) çıkaracak patikaları çizmeye cesaretlendiriyor.(15)

Latour ve Yaneva, binaların statik, durağan, zaman dışı ve ihtilafsız şeyler olarak kavranışına ilişkin kanının tarihsel olarak oluşturulmasından ve çeşitli biçimlerde pekiştirilerek yaygınlaştırılmasından sorumlu tutulabilecek “aktör/eyleyen”leri deşifre ederek işe koyuluyorlar. Bu aynı zamanda “Aktör-Ağ-Kuramı” yaklaşımının analizine giriştiği konuya yönelik attığı ilk adım: İşler haldeki bir “Ağ”ı faaliyetleriyle ayakta tutan “aktör/eyleyen”lerin belirlenmesi. Ancak “aktör”den kasıtla sadece insan “özne”ler kastedilmiyor. Bir “ağ”ı ayakta tutan tüm kurumsal, ticari, estetik, dinsel, sosyal, bilimsel, teknolojik ve benzeri insan-olmayan “şey”ler “aktör” ya da “eyleyen” (actant)(16) olmaları bakımından insan öznelerle eş değer tutuluyor. Örneğin, Latour ve Yaneva yazılarında bir mimari tasarım sürecinde şaşırtıcı biçimde biraraya gelen karmaşık aktör/eyleyenler kümesinin analitik zenginliğine kayıtsız kalınmasından mimarlık kuramcılarını değil de, mekân kavrayışımızı belirleyen temel bilgi kuramsal varsayımları sorumlu tutuyorlar. “Öklid uzamı”, söz gelimi, üzerine inşa edilen tüm bir bilgisayar destekli tasarım alanıyla ilişkisinde günümüzde binalara dair “statik” kavrayıştan sorumlu bir “aktör/eyleyen” haline gelebiliyor. Bir “aktör” olduğu ölçüde de “ekonomik” ve “psikolojik” etkinliği bakımından diğer hangi aktörlerle ilişkide geçerlilik kazandığı analiz edilebiliyor. Ancak bu analiz faaliyetini kendi içine kapalı bir etkinlik olarak değil, tam tersine dinamik ve açık süreçler olarak kavranması gereken kentsel “şey”lere dair tüm kamusal tasarrufları tartışabilme ve gerçekleştirebilme arayışı olarak görmek gerekiyor.

“Aktör-Ağ-Kuramı”nın kentsel ihtilafların haritalandırılmasındaki kullanımları üzerine yoğunlaşan pratiklere ilk örneklerden biri Manchester Üniversitesi Mimarlık Araştırma Merkezi’nin bir araştırması kapsamında Albena Yaneva ve Liam Heaphy’nin gerçekleştirdiği 2012 Londra Olimpiyatları için inşa edilen Olimpiyat Stadyumu esnasında gündeme gelen ihtilafların analizidir.(17) Yaneva ve Heaphy, Mimarlık alanındaki dijital veri tabanlarının yaygınlaşmasından faydalanarak Olimpiyat Stadyumu’nun hayata geçirilişiyle ilgili her türlü veriyi ilk gündeme geldiği tarihten itibaren derlerler. Bu sayede stadyumun tasarım sürecini tasarımcısının niyetleriyle birebir örtüşen bir “Modernist nesne” olarak sunmak yerine (kaldı ki süreç içerisinde tasarımcı grup birkaç kez değişmiştir), ortaya çıkan son ürünü sürece etkisi olan tüm “aktörlerin” (Mimarlar, işverenler, yerel topluluklar, maliyetler, tasarım öncülleri, mevcut binalar, kültürel ve sportif miras senaryoları, kentsel yenileme öngörüleri, tasarıma dair şema ve eskizler, strüktürel modeller, ve benzeri) birbirinden oldukça farklı beklenti ve senaryoları ile şekillenen kentsel bir “şey” olarak tartışma imkânı bulabilmişlerdir. Örneğin, bu yaklaşımla görünür olan bir çelişki şu olmuştur: Organizasyonda yer alan Londra’nın önde gelen mimarlık ve tasarım kuruluşları stadyum tasarımının, Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesinin “Sportif ve Kültürel Miras” ölçütleri doğrultusunda, oyunlar sonrasında Atletizm Stadyumu olarak kamusal kullanıma bırakılmak üzere kısmen sökülebilir biçimde tasarlanmasını salık vermişlerdi. Bu hedefe yönelik olarak, işi alan mimarlık bürosu Populuous’un (eski adıyla HOK Sport) “geçiciliği kucaklayan”(18) tasarımlarıyla nam salmış olması başlıca tercih nedeni gibi gözükmekteydi. Proje danışmanı olarak 1960’lı yıllarda Archigram bünyesinde geliştirdiği “Anlık Şehir” (Instant City) gibi kavramsal işleriyle tanınan Peter Cook’un seçilmesi de komitenin esnekliğe ve uyarlanabilirliğe verdiği önemi vurgular nitelikteydi. Ne var ki henüz oyunların açılışı öncesinde ekonomik sıkıntılar bahane edilerek stadyumun kamusal kullanımından büyük ölçüde ödün verilmesine yol açacak bir biçimde West Ham United futbol kulübüne uzun dönemli kiralanmasına karar verilecekti. Bu durum karşısında Peter Cook önderliğindeki ekibin projesi, binanın kente uzun vadede nitelikli bir katkı sunabilecek bir biçimde tasarlanmamış olması nedeniyle kıyasıya eleştirilecekti, üstelik kendilerini özellikle tavsiye etmiş olan aynı mimar ve tasarımcı toplululuğu tarafından. Oysa Albena ve Heaphy’nin aktörlerin belagatleri düzleminde sürdürdükleri Aktör-Ağ analizi sayesinde, bu durumun incelikli bir danışıklı dövüş havasında yürütüldüğünü görebiliyoruz. (Resim 4, 5) Özellikle de, en başından beri Peter Cook’tan beklenilenin sürdürülebilirlik ya da kültürel miras ölçütlerini hakkıyla yerine getirmesinden çok organizasyon komitesinin “büyük bir sahne gösterisi”(19) olarak algıladıkları oyunların görkemine uygun bir temaşa sahnesini “retro kabilinden” ucuza kotarması olduğunu hissedebiliyoruz.

Diğer yandan, “Aktör-Ağ-Kuramı”nı yalnızca Bruno Latour’un kavramsallaştırdığı çerçeveyle sınırlı tutmak gerekmiyor. Ülkemizde de kentsel projeleri herkes tarafından kavranabilir ve tartışılabilir hale getirmeye çalışan “ağ haritalama” girişimlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. İnternet ortamından erişilen ilk örneklerden biri, veri sanatçısı Burak Arıkan’ın çerçevesini “kentsel dönüşümün sermaye-iktidar ilişkileri üzerine kolektif veri derleme, haritalama ve yayınlama çalışması” olarak tanımladığı Mülksüzleştirme Ağları(20) projesi, üç etkileşimli harita ile kentsel ihtilafları görünür kılıyor. (Resim 6) Haritalardan ilki, İstanbul ağırlıklı olmak üzere Türkiye’deki “Kentsel Dönüşüm” projeleri etrafında kurulan sermaye ortaklıklarını, bu projelere yatırılan para miktarını, projelerin yapımında gerçekleşen iş cinayetleri ve kazalar ile birlikte gösteriyor. “Mülksüzleştiren Ortaklıklar” başlıklı ikinci harita, projelerde parmağı olan özel şirket yöneticileri ve yönetim kurullarında adı geçenlerin adlarını vererek başka hangi kurumlarla ilişkileri olduğunu gösteriyor. “Ağ-bulut” (cloud) gösteriminde yer alan daire ve isim büyüklükleri bu kişilerin “haritadaki merkeziyet değerleri” gözetilerek oluşturulmuş.(21) Gayrimüslim vakıflara ait taşınmazları sahiplik ilişkileriyle birlikte gösteren “Mülksüzleştirilen Azınlıklar” başlıklı üçüncü haritada ise, sözkonusu ev, arsa ya da toprak parçasının tapu sahibini ve el koyma işlemini kimin gerçekleştirdiğini yan yana görebiliyoruz. Haritada gösterilen ilişkilerin neden, nasıl ve ne zaman kurulduğunu görebilmek içinse veri tabanını incelememiz gerekiyor.

Yakın zamanda internet ortamında kullanıma giren diğer bir etkileşimli görselleştirme projesi de Erbatur Çavuşoğlu’nun Mega Projeler İstanbul(22) çalışması. (Resim 7) İstanbul'da yapılması düşünülen ya da hali hazırda inşaatı süren projeler, harita üzerinde plan ve fotoğraflar eşliğinde zaman içerisinde geçirdikleri değişimlerle birlikte sunuluyor. Her bir projenin kapladığı alan, proje bedeli, yeşille ilişkisi, kent merkezine göre konumu, ulaşım bilgileriyle görülüyor. Künye bilgisinden o projeyle ilgili çıkan gazete haberlerine de ulaşabiliyoruz.(23) Sayfada ayrıca uydu, fiziki ve sokak haritaları da bulunuyor. Proje listesinin tümünü görebildiğimiz gibi, türüne göre de bakabiliyoruz, böylelikle hangi alanda (dini tesis, eğitim, ihya, kentsel dönüşüm, kültür, meydan düzenleme, konut, ve benzeri) nasıl projeler yapılmakta olduğuna dair bir çırpıda fikrimiz olabiliyor.

SONUÇ YERİNE: İSTANBUL DIŞINDAKİ KENTLERİMİZİ DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK

Geçtiğimiz 2013-2014 Güz Eğitim Yarıyılında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü Yüksek Lisans programında açılan bir derste(24), “Aktör-Ağ-Kuramı” üzerine mütevazı bir deneyimi Yüksek Lisans ve Doktora programlarına kayıtlı on öğrenciyle birlikte İzmir’de devam etmekte olan kentsel ve mimari projelere odaklanarak yaşadık.(25) Dersin başladığı tarihlerde Gezi Parkı olayları tazeliğini koruyor olmasına karşın, sistematik bir görüntüleme ve kaydetme aygıtı olmaksızın kentsel mekânı ihtilaflı bir “şey” olarak tartışmaya çalışmanın pek de mümkün olmadığını, birbirlerinden oldukça farklı ölçek ve kapsamlardaki mekânsal sorunsalları gündeme getiren proje süreçlerini ele alırken bir kez daha fark ettik.(26) Kentsel dönüşüm, rant baskısı, soylulaştırma gibi piyasa mekanizmalarına odaklanan çözümlemelerin yanı sıra bu tür projelerin pratikte nasıl mümkün hale gelebildiklerinin, daha da önemlisi alternatiflerinin neden gündeme gelemediklerinin yanıtını karmaşık ağlar içerisindeki aktörlerin “maddi” ve “imbilimsel” etkinliklerinde bulmaya çalışarak, geçmişten geleceğe uzanan süreçler için alternatif anlatılar ortaya koymaya çalıştık. Yoğun veri araştırmalarına dayalı bu türden yaklaşımların ülkemiz koşullarında karşılaştığı tüm imkânsızlıklarla birlikte ilk elden vardığımız sonuç: Kentlerimiz, ihtilaf hikâyelerini tüm sosyal ve teknik karmaşıklıklarıyla birlikte anlatmaya hazır “Aktör-Ağ-Kuramı” araştırmacılarına her zamankinden çok ihtiyaç duyuyor.

 

KAYNAKLAR

Flusser, Vilém, 1991, Bir Fotoğraf Felsefesine Doğru, (çev.) İhsan Derman, Ağaç Yayıncılık, İstanbul.

Heidegger, Martin, 2001, “The Thing”, Poetry, Language, Thought, (çev.) Albert Hofstadter, HarperCollins Publishers Inc. Perennial Classics, New York, ss.161-184.

Latour, Bruno, 2005(a), Reassembling The Social, Oxford University Press, New York.

Latour, Bruno, 2005(b), “From Realpolitik to Dingpolitik: An Introduction to Making Things Public”, Making Things Public: Atmospheres of Democracy, (ed.) Bruno Latour, Peter Weibel, MA: ZKM-Zentrum für Kunst und Medientechnologie/MIT Press, Karlsruhe ve Cambridge, ss.14-41.

Latour, Bruno, Yaneva, Albena, 2008, “Give me a Gun and I will Make All Buildings Move: An ANT’s View of Architecture”, Explorations in Architecture: Teaching, Design, Research, sergi kataloğu, (ed.) Reto Geiser, Birkhäuser, Basel, ss.80-89.

Mapping Controversies, http://mappingcontroversies.co.uk/ [Erişim:13.04.2014]

Mega Projeler İstanbul, http://www.megaprojeleristanbul.com/ [Erişim:13.04.2014]

Mülksüzleştirme Ağları, http://mulksuzlestirme.org/ [Erişim:13.04.2014]

Nalbantoğlu, Hasan Ünal, 1997, “Patikalar ve Otoyollar”, Patikalar: Martin Heidegger ve Modern Çağ, (ed.) Hasan Ünal Nalbantoğlu, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, ss.173-229.

Yaneva, Albena ve Heaphy, Liam, 2012, “Urban Controversies and the Making of the Social”, Architectural Research Quarterly, cilt:16, sayı:1, ss.29-36.

URL1. http://www.metmuseum.org/collection/the-collection-online/search/248831 [Erişim: 15.04.2014]

URL2. http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Crushed_Coca_Cola_can_can.jpg [Erişim: 15.04.2014]

URL3. http://www.msa.ac.uk/mac/london/actor-diagrams [Erişim: 13.04.2014]

URL4. http://www.msa.ac.uk/mac/london/actors/peter-cook [Erişim: 13.04.2014]

URL5. http://mulksuzlestirme.org/ [Erişim: 13.04.2014]

URL6. http://www.megaprojeleristanbul.com/ [Erişim: 13.04.2014]

 

NOTLAR

1. Science and Technology Studies (STS).

2. Bruno Latour hakkında ayrıntılı bilgi ve çeşitli dillere çevrilmiş yazılarına erişim için bkz. http://www.bruno-latour.fr/ . Yazarın Türkçe’ye çevrilmiş yegâne kitabı için bkz. Latour, Bruno, 2008, Biz Hiç Modern Olmadık: Simetrik Antropoloji Denemesi, (çev.) İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, İstanbul. Türkçe’ye çevrilmiş bir makalesi için bkz. Latour, Bruno, 2008, “Tarde ve Toplumsalın Sonu”, Tesmeralsekdiz, Tarde ve Mikrososyoloji, Gabriel Tarde özel sayısı, (ed.) Emre Koyuncu, P. Burcu Yalım, Can Gündüz, (çev.) Fırat Berksun, Emre Koyuncu, P. Burcu Yalım, sayı:3, ss.34-50.

3. Bruno Latour “Aktör-Ağ-Kuramı”nı 1980 yılların başında çalıştığı Paris’teki Centre de Sociologie de l'Innovation’dan mesai arkadaşları Michel Callon ve John Law ile birlikte geliştirmiştir.

4. İngilizcesi “Actor-Network-Theory”(ANT).

5. “Das Ding”, Heidegger’in 1949-1950 yıllarında Bremen’de verdiği dört söylevin ilkidir. Heidegger, 2001.

6. Örneğin, bkz. Marcel, Mauss, 2005, Sosyoloji ve Antropoloji, (çev.) Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, İstanbul.

7. Latince “şey” anlamına gelen res sözcüğü, bu yazıda ortaya konan tartışma bağlamında Arapça’dan dilimize geçen re’sen sözcüğünün “kendiliğinden”, “kendi başına”, “dolaysız bir biçimde” anlamları ile birlikte düşünülmeli.

8. Bruno Latour’un 2013’te yayınlanan son kitabı “Varoluş Modları Üzerine bir Araştırma” (An Inquiry into Modes of Existence-Anthropology of Moderns), bilim filozofu Gilbert Simondon’un 1958 tarihli “Teknolojik Nesnelerin Varoluş Tarzları Üzerine” (On the Mode of Existence of Technical Objects) kitabında başlattığı tartışmayı günümüz tekno-varlıkbilimsel koşullarına uyarlayarak sürdürmektedir.

9. Bruno Latour geliştirdiği yaklaşımı adlandırmak için İngilizce “Actor-Network-Theory” isim öbeğini tercih etmesinde, kelimelerin İngilizce’de ayrı ayrı çağrıştırdıklarından çok baş harflerinin oluşturduğu kısa adın (ANT, tr. Karınca) etkili olduğunu belirtir. Çünkü “Aktör-Ağ-Kuramı”nı imlemek için “kör, miyop, işkolik, iz-koklayan kolektif bir gezgin” olan “karınca”dan daha uygunu bulunamaz. Latour, 2005(a), s.9.

10. Flusser, 1991, s.25.         

11. Bruno Latour’un 1982-2006 yılları arasında çalıştığı École Nationale Supérieure des Mines de Paris bünyesindeki Centre de Sociologie de l'Innovation’dan eski doktora öğrencisi olan mimar Albena Yaneva, şu an Manchester University’de Mimarlık Kuramı profesörü ve Mimarlık Araştırma Merkezi yöneticisi olarak çalışmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. http://staffprofiles.humanities.manchester.ac.uk/Profile.aspx?Id=Albena.Yaneva [Erişim: 10.04.2014]

12. “Aktör-Ağ-Kuramı” ile ele alınan çeşitli kentsel ihtilaf haritalandırma örnekleri için bkz. Mapping Controversies web sitesi.

13. Nalbantoğlu, 1997, s.221.

14. Nalbantoğlu, 1997, s.221.

15. Bruno Latour’un Reel Siyaset’in (Realpolitik) günümüzdeki meşruiyet açmazına alternatif olarak “şey”leri merkeze alan pratik siyaset önerisi (Dingpolitiks) hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Latour, 2005(b).

16. Latour’un “Aktör-Ağ” analizine “insan-olmayanları” dahil edebilmek için kullandığı “eyleyen” (actant) nosyonu, A. J. Greimas ve kurucusu olduğu Paris İmbilim Okulu tarafından geliştirilmiştir. Latour’un A. J. Greimas’ın imbilim yöntemi ile kuramsal alışverişi üzerine bir makale için, bkz: Høstaker, Roar, 2005, “Latour-Semiotics and Science Studies”, Science Studies, cilt:18, sayı:2, ss.5-25.

17. Yaneva ve Heaphy, 2012, ss:29-36.

18. http://populous.com/project/london-2012/ [Erişim: 11.03.2014]

19. Yaneva ve Heaphy, 2012, ss.29-36.

20. Mülksüzleştirme Ağları web sitesindeki haritaların altyapısı veri görselleştirmede yaygın kullanım kazanmış bir ağ-haritalandırma platformu olan http://graphcommons.com/ ile kurulmuş. Projeyi şu an itibariyle yürütenler Yaşar Adanalı, Burak Arıkan, Özgül Şen, Zeyno Üstün, Özlem Zıngıl ve anonim olarak geçiyor, yani projeye elektronik ileti aracılığıyla katılım mümkün.

21. Burada kişilerin kurdukları ilişkilerdeki yerler düğüm noktaları olarak veriliyor. Bir ismin çok fazla kurumla ilişkide olması daha etkin olduğunu gösterir gibi bir izlenim yaratıyor. Haritadaki baloncukları kontrol etmek-sabitlemek bir hayli zor, ancak bu bilgilere ayrıca “Veri Tablosu” halinde de erişilebiliyor.

22. Sayfadaki harita http://www.opencyclemap.org/ ile oluşturulmuş. Etkileşimi sağlayan http://leafletjs.com/ yazılımı birçok internet tarayıcısı ve mobil cihazda çalışmakla birlikte kullanımı rahat ve anlaşılır.

23. Bu platformun televizyon arşivlerinden, çeşitli röportaj ve makalelerden derlenecek bilgilerle desteklenmesi önemli bir kamusal katılımcılık projesi olarak karşımızda duruyor.

24. AR 547: Güncel Mimari ve Kentsel Tasarım Süreçleri Üzerine Eleştirel Tartışmalar (Critical Debates in Contemporary Architectural and Urban Design Processes)

25. Mimarlık alanı için oldukça yeni denebilecek bir araştırma yaklaşımının akademik ortamda sınanabilmesini heyecan ve titizlikleriyle mümkün kılan ders arkadaşlarım Azize Andıç, Pınar Bakkalbaşı, Naciye Çıracı, Oylum Dikmen, Livanur Erbil, Magdalana Kołodziej, Ece Ceren Önder, Zeynep Sevinç, Batuhan Taneri ve Mina Yavuz’a en içten teşekkürlerimi sunarım.

26. Ders kapsamında öğrencilerin tercihleri doğrultusunda belirlenen araştırma konu başlıkları: İzmir’in EXPO 2020 adaylığı sürecinde gündeme gelen projeler, İzmir Fuar Alanı’nın kent merkezinden Gaziemir’e taşınması süreci, Kadifekale’de Rekreasyon Alanı Düzenlemesi proje süreci, İzmirdeniz Kıyı Tasarımı proje süreçleri ve katılımcılık tartışmaları, İzmir Konak Tüneli Projesi, Kemeraltı’nda seyyar satıcıların mekân kullanımları, İzmir Hayvanat Bahçesi’nin İzmir Doğal Yaşam Parkı’na taşınması / dönüşümü süreci, Folkart Towers proje süreci ve Bayraklı’da kentsel dönüşüm stratejileri.

 

Bu icerik 6912 defa görüntülenmiştir.