374
KASIM-ARALIK 2013
 
MİMARLIK’tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • “Yol” Üzerine
    Ela Babalık Sutcliffe, Doç. Dr., ODTÜ, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK 50 YAŞINDA

Mimarlık 50 Yaşın Olgunluğuyla Geleceğe Hazırlanıyor

Bülend Tuna, Mimarlık Dergisi, Temmuz’06 – Şubat’11 arasında Dergi Sahibi

50 yaşını tamamlayan Mimarlık’ın farklı dönemlerinde sorumluluk üstlenenlerin düşüncelerini yıl içerisinde sizlere aktarmaya çalıştık. Ben de derginin son on yılında görev yapanlardan biri olarak duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim.

Her şeyden önce mimarlık yayıncılığının öncüsü Zeki Sayar’a bir saygı selamı göndererek başlayalım. Geçtiğimiz dönem Anma Programı çerçevesinde Zeki Sayar ve Arkitekt dergisi ele alınmış, bir sergi hazırlanmış ve düzenlenen bir sempozyumla mimarlık ortamına katkısı irdelenmişti. Bugün Arkitekt dergisinin ciltleri mimarlık kütüphanelerinde en önemli kaynak yayınlardan birisi olarak kullanıcıların hizmetinde. Ayrıca Mimarlar Odası’nın Arkitekt’i dijital ortama aktarması araştırmacıların daha kolay ulaşabilmesini de sağladı. Mimarlık dergisinin Arkitekt’in misyonunun en önemli taşıyıcısı olması, Zeki Sayar’ın mimarlık meslek örgütlenmesi yönünde yaptığı çabaları da hatırlarsak daha bir anlamlı geliyor.

Mimarlar Odası’nda görev alanların toplum ve kamu yararı gözeten bir çalışma anlayışını rehber edinmesinin doğal bir sonucu olarak, dergideki yazıların geniş bir konu yelpazesi içerdiğini görüyoruz. Yapı üretim sürecindeki sorunlar, meslektaşlarımızın performanslarının sergilenmesi, yarışmalar, mimarlık eğitimi gibi konuların, dünyada, ülkemizde ve mesleğimizde yaşanan gelişmeler, bunların değerlendirilmesi bütünlüğü içerisinde ele alınmasına özen gösterilmesi, önemli bir birikimin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bugün Mimarlık dergisinin 50 yıllık arşivine baktığımızda, dünyadaki, ülkemizdeki ve mesleğimizdeki gelişmelerin çok yönlü ele alışlarla irdelendiğini görüyoruz. Üstelik yeni gelişmelerin ışığında, tıpkı Arkitekt dergisinde olduğu gibi (www.mo.org.tr/arkitekt), Mimarlık dergisinin arşivine de dijital anlamda ulaşmanın sağlanması bunu daha kolay izleyebilmemize olanak veriyor. (www.mimarlikdergisi.com)

1963 yılının şartları içerisinde, sınırlı kaynak kullanımı ve tek dergi seçeneği çerçevesinde farklı bir yayın çizgisi izlendiğini görebiliyoruz. Derginin 50 yıllık yayın hayatı içerisinde, doğal olarak, farklı yayın kurullarının kendi dönemlerine yönelik yorum ve önceliklerinin yansıdığı bir yayın etkinliği sürdürdüğünü, bunun yansımalarını da dergilerdeki yazı seçimlerinden ve üsluplarından izlenebileceğini söyleyebiliriz. Bir başka deyişle Mimarlık dergisinin yayın performansını izleyerek Mimarlar Odası’nın örgütsel değişimini de gözlemek mümkündür denebilir. Oda tarihiyle ilgili çalışma yapanlar bu dönemsel çakışmaları çok net ayırdedeceklerdir. Mimarlık Yayın Kurulu ile Mimarlar Odası yönetimi arasında kimi zaman ortamın yorumlanması, yayın programının belirlenmesi doğrultusunda farklı görüşlerin tartışıldığı, kimi zaman da performans farklarının oluştuğu dönemler yaşanmıştır. Her şeye rağmen bu tartışmaların tortularının kazanım olarak yayın kurullarının birikimine katkı yaptığı söylenebilir elbette. Uzun yayın hayatı içerisinde, heves kırıcı, çok ciddi enerji kaybına yol açan bir atmosfer yaratan böylesi ortamların da olabileceği gerçeğini kabullenmek, ancak ortak görevdeşlik duygusuyla hareket edilen dönemlerin daha verimli geçtiğini de teslim etmek durumundayız. Her dönem kendi doğrusu çerçevesinde ürettiğiyle tarihte yerini almıştır; bu birikimin farklı tarihsel yorumlamalara fırsat tanıyabilmesi de Mimarlık dergisi koleksiyonlarının önemini bir kez daha belirtmemizi gerekli kılmaktadır. 

50 yıldır süren bir derginin yayın kurulunda görev almanın önemli bir sorumluluk yüklediğini söylemeliyim. Sürekliliğin, kurumsal devamlılığın sağlanması elbette önemli, bunun yanı sıra dönemi anlamak, yorumlamak; önceliklerin, beklentilerin dergide yer alabilmesine yol açabilecek değişimi gerçekleştirmek; bunu gerçekleştirmeye çalışırken de gereken özeni gösterebilmek, böyle bir değişim sürecini kurgulayabilmek de önemli. Bunu ne ölçüde becerebildiğimizin değerlendirmesi elbette yapılacaktır; ben sadece yaklaşımımızın bu yönde olduğunu belirtmek istedim.   


* * *

Günümüzdeki mimarlık yayıncılığının durumuna kısaca değinmek, bu çerçevede Mimarlık dergisinde yapmak istediklerimizi, yapabildiklerimizi ve yapamadıklarımızı aktarmak isterim. Şu anda ülkemizdeki yayın bolluğu herkesin dikkatini çekiyor. Pek çok dünya ülkesinde olmadığı kadar bir yayın etkinliği ile karşı karşıyayız. Türkiye’deki yapı üretim hacminin büyüklüğü çerçevesinde yerli ve yabancı pek çok firmanın ürünlerini sergilemeye, tanıtmaya çalıştıkları bu ortamda, oldukça zengin bir sektörel dergi bolluğuyla da karşılaşıyoruz. Değişik periyotlarla yayımlanan en az 15 sürekli mesleki yayın sayabiliyoruz. Bunların yanı sıra Mimarlık dergisi dâhil olmak üzere Odanın değişik şubelerinin yayımladıkları 16 dergi ve 30 bülten yayını da sürüyor. Ayrıca üniversitelerin bünyesinde yayımlanan 6 civarında hakemli dergi de akademik ortamdaki verimi yayınlayarak katkı sunuyor. Elbette bu ortamın zenginliğine katkı yapan ve mimarlık camiasının yakından takip ettiği yabancı mimarlık dergilerini de eklememiz gerekiyor.  

Bu çeşitliliğin içerisinde doğru bir yayın politikası belirlemek ve uygulamak en başta gelen önceliğimizdi şüphesiz. Bu farklı yayın yelpazesi yayın organlarına kendi programlarını ve hedeflerini belirleme zorunluluğunu da getiriyor, bu bir şans olarak da alınabilir. Mimarlık dergisinin bir meslek örgütü yayını olarak ücretsiz dağıtılması, yüksek bir tiraja sahip olması sorumluluğumuzu daha da artırıyor. Ticari amaçlı kurumların yayınları ile farklılaştığımız noktalar elbette olacaktır. Derginin okunurluğunu artırma, içinde ilgi çekecek yazıların yanında, ilgilenilmesini istediğimiz yazıların da olması, böyle bir dengenin gözetilmesini önemsiyoruz.

Mimarlar Odası şubelerinin yayınlarının Mimarlık dergisinin yayın yükünün hafiflemesi yönünde önemli bir işlevi olduğunu söyleyebilirim. Oda şubelerinin yayınlarında kendi bölgelerindeki performansa büyük ölçüde yer vermeye çalışıyorlar, bu çaba önemli bir birikim sağlıyor. İleride o bölgedeki mimarlık performansı araştırılmak istendiğinde, önemli bir kaynak olarak o yöredeki dergilerin arşivlerine bakmak yararlı olacaktır. Yerel konuların ve sorunların irdelenmesi, o bölge literatürüne önemli bir katkı sağlamış olacaktır. Yanlışlıkların gösterilmesi, hataların eleştirilmesi, kentleşme ve yapılı çevreyle ilgili kararların irdelenmesi elbette önemli ve Oda yayınlarında bunu hep yaptık, yapıyoruz. Bunun yanı sıra iyinin, güzelin, doğrunun gösterilmesi, aynı imar düzeni, aynı işveren profili çerçevesi içerisinde sıradışı uygulamaların öne çıkartılmasını, örnek olarak gösterilmesini de önemsiyoruz. Özellikle yerelde gerçekleştirilen başarılı projelerin merkez yayınlarında yer alamaması, yerel sorunların buralarda çok dile getirilememesi yerel yayınların önemini artırıyor. Şube yayınlarının sadece bölge sorunlarıyla kendilerini sınırlamamaları, ülke ve meslek sorunlarına değinen, çok önemli katkılar derleyebilmeleri mimarlık ortamı için çok önemli bir kazanım olmuştur.  

Mimarlık bir kurum dergisi, 42 bin üyenin ve 10 bin civarındaki tescilli büronun olduğu bir kurumdan bahsediyoruz. Bu durum proje yayımlarken daha dikkatli bir seçim yapmamızı gerekli kılıyor. Projeyi basabilmemiz için, bir jüri tarafından seçilmesini gerekli görüyoruz; bir yarışma projesi olabiliyor ya da Ulusal Mimarlık Ödülleri Seçici Kurulları tarafından belirlenmiş olmasını şart koşuyoruz. Yarışma projelerini, yarışma kurumunu önemsiyoruz ve bunu yansıtmaya, kolokyumlara, yarışmayla ilgili yapılan tartışmalara yer vermeye çalışıyoruz.

Mimarlık eleştirisini önemsiyoruz; mimarlık medyasının belki de en önemli amacının, aynı zamanda yetersizliğinin bu olduğu kanısındayım: “Bilgilendirme” aşamasından “sorgulama/tartışma” aşamasına geçilemediğini düşünüyorum. Mimari eleştiri konusundaki çekingenliğinin kırılması ve geleneğin oluşturulmasına yönelik teşvik edici bir yaklaşım geliştirmeyi hedefledik ve gündemimize aldık. Yıllardan beri, gerek Mimarlık’ta gerek başka yayın organlarında, mimarlık eleştirisinin yapılmasını, özellikle kuramsal yazıların yanı sıra yapıların eleştirilmesini, herkesin kullandığı deneyimlediği yapıların mimari olarak irdelenmesini önemsedik. Bunun sadece o yapıyı yapanla, o yazıyı yazan arasında bir ilişki olmadığını, tüm mimarlara yönelik önemli bir yaklaşım olduğunu düşündük. Bu yaklaşımın yaygınlaşmasını, mimarlık eleştirisinin mimarlık medyası içerisinde daha etkin bir şekilde yer almasını diliyorum.

Mimarlık dergisinin değişik uluslararası indeksler tarafından listeye alındığı haberlerini sizlerle paylaşmıştık. Bir hakemli dergi olmasak da, bunun akademik alandan gelen yazı miktarının artmasına neden olduğunu, yayın kurulumuzun gelen yazıları dikkatli biçimde incelediğini belirtmeliyim. Akademik alandan gelen spesifik konulardaki katkıların Mimarlık dergisinin eline ulaştığı geniş kitlenin ilgisini çekmeyebileceği endişesi, seçim kriterlerimize de ister istemez yansıyor. Üniversite yayınlarının artmasıyla Mimarlık dergisine yönelik böyle bir baskının hafifleyeceğini umuyor ve bu yöndeki gelişmeleri destekliyoruz. 

Bu yayınları “kimler okuyor”un yanı sıra “kimler yazıyor”a da kısaca değinmek isterim. Akademik çevreler, serbest mimarlar gibi ayrışan profillerin birbirinden farklı amaç ve koşullarda ürettikleri bilgi ve yazılar mimarlık ortamını farklı noktalardan besliyor. Mimarlık dergilerinde kimler yazıyor diye baktığımız zaman, daha çok akademisyenleri görüyoruz. Serbest çalışan meslektaşlarımız da yazıyor elbette, onlardan da çok değerli yazılar alıyoruz, ama bir orana vurduğumuz zaman daha çok akademisyenlerin yazdığını görüyoruz. Burada tabii akademik yükselme kriterleri anlamında bir zorunluluk, onun getirdiği bir baskı var. Ancak meslektaşlarımızın sadece kendi projelerini tanıtmakla yetinmeleri de ayrı bir olgu, bunu da bir tespit olarak belirtmek isterim.

* * *

Mimarlık yayıncılığıyla sınırlı olmayan, tüm yayın ortamını ilgilendiren önemli bir tartışma konusu da internet yayıncılığı ya da dijital ortamda yayıncılığın basılı yayınları gereksiz kılacağı yönündeki iddia…

Dijital ortamdaki yayıncılığın sağladığı olanaklar, haberlerin güncellenmesinin hızı, paylaşımdaki yaygınlık gibi etkenlerin yayıncılığa büyük bir açılım getirdiğini görüyoruz. Günlük gazetelerin internet sayfaları gün içerisindeki güncellemelerle daha sık bakılır oluyor, ayrı internet gazeteleri basın dünyasındaki yerini pekiştiriyor, kendi okurlarını oluşturuyor. Mimarlık yayıncılığı da doğal olarak benzer süreçlerden etkileniyor.   

2008’de Avrupa’da yapılan bir araştırmada en çok internet kullanan mimarın Türkiye’de olduğu ileri sürülüyordu, doğru olabileceğini düşünüyorum. Şu anda mimarlık ortamında pek çok internet yayını, onun yanı sıra değişik kurumların internet siteleri var. İnternet ortamında haberlerin çok sık güncellenebilme olanağı önemli bir fırsat veriyor. Dergilerin bu güncelliği farklı bir şekilde aktarması gerektiği açık. Derginin internet yayıncılığından farklı avantajlarını öne çıkaracak bir yayın politikası izlemesi; internetteki hız avantajına karşılık basılı yayınlarda içeriğin ve görsel malzemelerin gerçekten doyurucu olması ve seçilmişlik duygusu uyandırması gerekiyor. Mimarlık dergisi olarak da böyle bir tercihimizin olması doğal; basılı ortam ile dijital olanakların birbirini beslemesi, birbirini desteklemesi, bir tür görev bölüşümü içerisinde kendi alanlarında hayatiyetlerini sürdürmeleri önemli.

Dijital yayıncılığın basılı yayıncılığı bitireceği kehanetine katılmadığımı, kâğıt ve mürekkep kokusunu daha uzun süre duyacağımızı söyleyebilirim. Sinema çıktığında tiyatronun biteceği, televizyon çıktığında ise her ikisinin de öleceği söylendi. Her biri kendi alanında birbirinden beslenerek, birbirinden öğrenerek, yararlanarak, gelişerek yaşamaya devam ediyor. Oysa video gösterim cihazı gibi bazı yenilikler tarih oldu. Bugün ne yöne doğru gelişeceğini kestiremediğimiz bir teknik ilerleme sürecinin içerisindeyiz; gelişmeleri takip etmek, hayatımıza katmak, irdelemek önemli.

Mimarlık dergisinin ve Mimarlar Odası’ndaki diğer yayınların web sayfalarının olması, yayınlananların orada kolaylıkla bulunabilmeleri elbette önemli bir kazanım. Bu birikimin de yardımıyla Mimarlar Odası’nın internet alanında daha aktif bir çalışma yürütmesi gerektiğini düşünüyorum. İnternet ortamındaki haber akışının sağlanabilmesi, gelen bilgi yığılmasının bir editörlük hizmetinden geçirilerek meslektaşlarımızla paylaşılması, bu ortamın da basılı yayın özeniyle hazırlanması gerekiyor. Basılı yayın ortamıyla, internet yayıncılığının böylesi bir görev bölüşümü içerisinde bütünleştirilmesinin Mimarlık dergisinin alanını daha net belirginleştireceğine inanıyorum. 

Mimarlık dergisinde gerçekleştiremediğimizi düşündüğüm bir diğer eksiklik de yabancı dilde yayın yapılabilmesinin sağlanamamasıdır. Hiç olmazsa yılda bir sayının seçilmiş metinlerden İngilizce olarak yayımlanmasını önemsiyorduk. Küreselleşen ve giderek küçülen dünyada meslektaşlarımızın performanslarının uluslararası ortamlarda bilinir kılınmasını; mesleğimiz ve küreselleşmenin mimarlık kültürüne etkilerine yönelik düşünceleri yansıtan yazıların uluslararası meslek ortamına aktarılabilmesini sağlamayı hedefliyorduk. Önümüzdeki dönemlerde görev alacak yayın kurullarının bunu hayata geçirebilmesini diliyorum.

* * *

Mimarlık dergisi bugün 50 yaşının olgunluğuyla geleceğe hazırlanıyor. Bu birikime yazılarıyla katkı yapan, bu birikimin oluşmasını sağlayan değerli meslektaşlarımıza, yazarlarımıza teşekkür ediyorum.

Mimarlık Dergisi Yayın Kurulu’nda birlikte olduğumuz meslektaşlarımla çok verimli toplantılar geçirdik, elbette toplantı saatleri dışında da çok hoş sohbetler ettik, dostluklar edindik. Bunun benim için büyük bir kazanç olduğunu belirtmek isterim, kendileriyle birlikte olmaktan büyük mutluluk duydum. Yakında kaybettiğimiz en kıdemli yayın kurulu üyemiz, değerli hocamız Gürhan Tümer’i de bu vesileyle saygıyla, sevgiyle anmak isterim.

Mimarlık yayıncılığını, daha doğrusu yayıncılığı yakından bilmeyenlere bir derginin yayımlanması kolay gelebilir, çabalar hafife alınabilir. Bazı meslektaşlarımızın mimarlık yayınının sadece yazı yazarak ya da birkaç görsel vererek çıkabileceğini düşündüklerini, zaman zaman bunu dile getirdiklerini de görüyorum. Mimarlık yayıncılığı çok zahmetli bir iştir, yıllardır yayın mutfağında bulunan birisi olarak bunu özellikle belirtmek istiyorum. Yayına emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma, birlikte ürettiğimiz yayınların heyecanını, gerilimini ve mutluluğunu paylaştığımız tüm ekibe içten teşekkür ediyorum.

Bu icerik 5736 defa görüntülenmiştir.
Mimarlar Odası Genel Sekreteri Necip Mutlu, Bülend Tuna