415
EYLÜL-EKİM 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Kentsel Kimliğin Parçalanması: Bomonti Bira Fabrikası’nın Yıkımı

Ayşe Ceren Güler, Dr. Öğr. Üyesi, Özyeğin Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Bulunduğu bölgeye adını veren yüzyıllık endüstri mirası Bomonti Bira Fabrikası’nın bir bölümü, kompleksin bütüncül değeri gözetilmeksizin parçalanarak kent belleğinden silindi. Yazar, “tarihî yapıları yıkarak yerine birer kopyasını yerleştirmeyi hedefleyen öneriler”in dokunduğu yerdeki tarihî, kentsel ve sosyal gelişimi yok edebileceğini vurguluyor.

 

Kültür mirası konusunda bütünü oluşturan parçalardan biri daha eksiliyor. Bulunduğu semte ismini veren ve kültür varlığı olarak korunmaya değer bulunan İstanbul’un Şişli ilçesindeki Bomonti Bira Fabrikası, tarihsel önemi yerine yıkımı nedeniyle gündemde. Semtte yaşayanların kaygılı bakışları arasında, tescilli oldukları bilinen tarihî Bomonti Bira Fabrikası yapılarının bir bölümü yıkılıyor. İstanbul’un erken dönem endüstri yapılarından biri olarak, geleceğe bir bütün olarak iletilmesi anlamlı olan kompleksten bir parça daha bu yıkımla yok olmuş oldu. Yapının günümüze ulaşıncaya dek geçirdiği tarihsel gelişim incelendiğinde yıkımına neden olan sürecin çok daha erken yıllarda başladığı anlaşılıyor. Alınan üst ölçekli kararlarla önce endüstri kompleksi kentsel bağlamından ve çevresel ilişkilerinden koparılıyor, ardından fabrika yapılarının bir bölümü restore edilirken “birlikte bir bütün oluşturan” kompleksin bir kısmı göz ardı ediliyor. Bu durum, çevredeki sosyo-kültürel gelişim ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurulmadan yapıları farklı bir kamu kurumuna devretmeye kadar uzanıyor. Son olarak kamu yararına kültür mirası yapıları koruması gerekirken aynı kurum bu yapıları yıkmayı öngören bir proje talep ediyor. Kısaca, bu yıkım süreci sadece bugünün gündemiyle sınırlı olmayıp çok daha önce başlamış olsa da yitirilen her bir değer kentsel kimliğin bir parçasını daha alıp götürmüş görünüyor. (Resim 1)

YAPININ KISA TARİHÇESİ

Bomonti Bira Fabrikası, bugün yer aldığı İstanbul’un Feriköy bölgesinde İsviçreli Bomonti kardeşlerin özel girişimi ile 1890[1] yılında kurulmuştur.[2] Galata ve Pera bölgelerine yakın bir konumda olan bölge, 19. yüzyılın sonlarına doğru yeni bir yerleşim ve sanayi bölgesi olarak gelişmeye başlamıştır.[3] Bu gelişimde en büyük rolü, bulunduğu bölgede önemli bir sosyal ve kentsel gelişime neden olan Bomonti Bira Fabrikası oynamıştır. (Resim 2) Fabrika, modern bira üretim teknikleri ile üretime başlamış olan ilk tesistir.[4] 1909 yılında artan bira talebi üzerine Nektar şirketi de İstanbul Büyükdere’de Bomonti Bira Fabrikası’na rakip olarak bir fabrika açmıştır. Ancak iki fabrikanın da zarar etmesi üzerine işletmeler 1912 yılında birleşerek Bomonti-Nektar Birleşik Bira Fabrikaları Şirketi adını almış ve Nektar’ın tesisleri 1914’de Bomonti’ye taşınmıştır.[5] (Resim 3) 1940 yılında kamulaştırılarak Tekel’in bünyesine dahil edilen fabrika, 1994 yılına kadar üretime devam etmiştir.[6] İstanbul’un erken dönem sanayi yapılarından olan Bomonti Bira Fabrikası mimarisi, yapım teknikleri, üretim teknolojisinin yanı sıra sosyal ve kentsel açıdan taşıdığı tarihî belge niteliklerine rağmen geçmişte alınan planlama kararları ve bugün karşı karşıya kaldığı yıkım süreciyle varlığını sürdürme savaşındadır.

TESCİL SÜRECİ

1018 ada 1 parselde yer alan Bomonti Bira Fabrikası, İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 25.02.1998 gün 9294 sayılı kararıyla korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir. Uluslararası koruma anlayışına göre tarihî bir yapının çevresiyle bir bütün olduğu ve çevresiyle birlikte korunması gerektiği ilkesinin önemi burada bir kez daha ön plana çıkmaktadır. Bomonti Bira Fabrikası için koruma kararının alındığı yıl bulunduğu çevre de turizm alanı ilan edilmiştir. 2005 yılında bölgenin merkezi iş alanı ilan edilmesi, 2006 yılında ise turizm amaçlı tahsisinin gerçekleştirilmesi ile bölgede önemli bir değişim süreci başlamıştır. Alınan kararlar doğrultusunda yüksek imar hakkı verilen bölgede otel ve kongre merkezi olarak kullanılmak üzere çok sayıda yüksek katlı yapı inşa edilmiştir. (Resim 3) Bu noktada, koruma sürecinin henüz başındayken, yapının çevresiyle olan ilişkisi kesilerek, tarihî fabrika yapısının yapımıyla birlikte çevresinde yaşanmış olan kentsel ve sosyal değişimlerin izleri yok edilmiştir. (Resim 4)

Bu süreçte İstanbul 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarıyla 1018 ada 1 parsel içerisindeki fabrika yapılarının bir bölümünün korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline bir bölümünün ise sökümüne karar verildiği anlaşılmaktadır.[7] 1994 yılında üretim durduktan sonra atıl durumda kalan tescilli fabrika yapıları, 2007 yılında kültür ve eğlence merkezi olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiş ve yapılar restorasyonu tamamlanarak 2017 yılında “Yapıkredi Bomontiada” adı altında hizmet vermeye başlamıştır.

100 yıl kadar hizmet veren fabrikanın kullanım ömrü boyunca farklı dönemlerde çeşitli ekler aldığı anlaşılmaktadır. 1548 ada 9-10 parsel üzerindeki eski malt binası, silo, arpa temizleme binası ve kazan dairesi de fabrikaya Tekel’e devredildikten sonraki dönemde eklenen yapılardır. Söz konusu yapılar, Bomonti Bira Fabrikası’nın İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından alınan kararlarla koruma altında olan yapıları arasındadır. Karşı parselinde kültür ve eğlence merkezi olarak işlevlendirilen ve Bomontiada olarak adlandırılan bölümünün aksine bu yapılar yakın zamana kadar boş ve bakımsız bir halde kalmıştır. Karşı çapraz parselinde yer alan üniversitenin yapıların eğitim ve kültür merkezi olarak kullanmak üzere kendilerine tahsis edilmesi taleplerinin de reddedildiği bilinmektedir. Önceleri Maliye Bakanlığı’nın elinde bulunan yapılar 2019 yılında Diyanet’e devredilmiştir. Tahsis süreçleri ve çevredeki imar faaliyetleri sürerken Birahane Sokak üzerinde Bomontiada ile karşılıklı yer alan yapıların tescilden düşürülme talepleri, ilgili kurullar tarafından reddedilmiş ve İstanbul’un endüstri tarihine yönelik önemli belge değeri taşıdığı gerekçesiyle korunması kararı alınmıştır. Ancak 2019 yılında yapıların Diyanet’e devriyle birlikte bu konuda da farklı bir gelişme yaşanmış ve yapıların yıkımını öngören proje İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 15.03.2019 tarih ve 7248 no.lu kararı ile onaylanmıştır.

Bu gelişmenin ardından uygulamanın durdurulması ve projenin iptali için TMMOB Mimarlar Odası’nın, kamu yararı gözeten bir kurum olarak, yargı yoluna başvurduğu bilinmektedir. Burada normal bir süreçte olması gereken dava sürecinin tamamlanmasının beklenmesi iken projenin uygulamaya konulması ve apar topar yapılan yıkımlar şaşırtıcı ve üzücüdür. (Resim 5) Daha da üzücü olan ise son yıllarda bu yönde artan örnekler, benzer yöntemler kullanılarak uygulanan projeler ve yitirilen kültür mirasıdır.

DEĞERLENDİRME

Tarihî yapıların yeniden işlevlendirilmesi, günümüzde işlevini sürdüremeyen yapıların veya teknolojisi güncelliğini yitirmiş / eskimiş sanayi yapılarının yeniden hayata katılması, kullanılması ve korunmalarının sağlanması için bir seçenek olarak öngörülmektedir. Bu öngörünün hayata geçirilmesi için temel yaklaşım tarihî yapı için uygun işlevin tercih edilmesi, yapının mimari bütünlüğüne, özgün plan şeması ve yapım tekniği gibi özelliklerine saygı göstermek olmalıdır. Türkiye’de son yıllarda kültür mirasının korunması konusunda yapılan uygulamalara yönelik mimarlık ve koruma gündeminin tartışma konusu ise koruma teknik ve yöntemlerinden çok etik üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yapılan uygulamaların birçoğu koruma öncelikli olmayıp yapıya zarar verecek noktaya gelmektedir.

İstanbul’da değişen yapılaşma koşulları ile bugün kentin merkezi noktalarında kalmış, korunması gerekli birer kültür varlığı olarak tanımlanan sanayi yapılarının birçoğunun tartışmalı projelerle gündemde olması bu durumu açıkça gözler önüne sermektedir. Haliçport (Tersane İstanbul), Galataport, Haydarpaşaport projeleri incelendiğinde; tarihî kentsel yerleşimlerin ve sanayi yapılarının, üretimin devam ettirilmesi, kentsel kimliğin sürdürülmesi, kamusal ihtiyaçların karşılanması gibi kaygılar ve hedeflerle koruma altına alınması yerine bu alanlara yönelik olarak ekonomik getirilere öncelik verilen öneriler geliştirildiği görülmektedir. Kültür varlığı yapıların değerinden çok bulundukları arazinin değerini dikkate alan bu yaklaşımda, tarihî yapıların bulundukları çevrenin özgün peyzajı bir yana özgün yapım tekniği ve malzemeleri, özgün plan organizasyonunun dahi saygı görmediği anlaşılmaktadır. Bunun yerine yalnızca bir kabuk, bir imaj olarak bırakılıp yapının özgün plan şeması da dahil olmak üzere bulunduğu çevrede bambaşka bir yapılaşmaya gidildiği izlenmektedir. Dünyada endüstri mirasının bütüncül olarak, sanayi yapılarının içindeki donanımlarıyla birlikte ve hatta endüstri peyzajını da günümüze ulaştırmak amacıyla peyzaj bütünlüğü içerisinde korunması gerekliliği tartışılırken, Türkiye’de endüstri yapısının yıkılıp yerinin değiştirilerek yeniden inşa edilmesiyle korunabileceği umulmaktadır.

Bugün Bomonti Bira Fabrikası’nda karşı karşıya kalınan durum da benzer bir yaklaşımın sonucudur. Endüstriyel miras yapılarının veya kültür varlığı yapıların kullanılmasında kamusal ihtiyaç ve beklentilere yönelik tercihler dikkate alınması gerekirken Türkiye’de hazırlanan bu yöndeki projeler, dokunduğu yerdeki tarihî kentsel ve sosyal gelişimi yok eden, bütün ihmallere rağmen varlığını sürdürmeye çalışan tarihî yapıları yıkarak yerlerine birer kopyasını yerleştirmeyi hedefleyen önerilerdir. Yeniden işlevlendirme, yeniden inşa etme (rekonstrüksiyon) gibi koruma yöntemlerinin isimleri arkasına sığınarak asıl amaçlarını perdeleyen bu önerilerin, kendilerine yasal bir dayanak arama çabaları boşunadır. Gerçekleştirilen yıkım, Bomonti semtinin tarihî, sosyal, kentsel kimliğini anlatan ve günümüze iletilmesini sağlayan mevcut fiziksel çevresi üzerinde önemli bir tahribata neden olmuştur.

 



[1] Zat, Vefa, 1994, “Bomonti Bira Fabrikası”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, cilt:3, ss.296-297.

[2] Tanyeli, Gülsün; İkiz, Deniz, 2009, “İstanbul’da Bir Endüstriyel Miras Örneği: Bomonti Bira Fabrikası”, TÜBA-KED 7, ss.109-121. Fabrikanın kuruluş tarihi hakkında kaynaklarda farklı bilgiler yer almaktadır. 1890 yılında Feriköy’de farklı bir bölgede kurulup 1902 yılında şimdiki bulunduğu alana taşındığını söyleyen kaynaklar (Zat, 1994) olmakla birlikte; Tanyeli ve İkiz’in de belirttikleri gibi 1895 tarihli Hueber Haritası ve Başbakanlık Cumhuriyet Arşivlerindeki belgeler (BCA, 18/08/1891, 230.0.0.0, Dosya no: 341, Yer no:115.16.1) fabrikanın bugünkü mevcut yerinde kurulduğunu kanıtlamaktadır.

[3] Tümertekin, Erol, 1994, “Bomonti”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, cilt:3, ss.295-296.

[4] Sağlam, Nevzat, 2017, “Bir Semte Adını Veren Bomonti Bira Fabrikası”, Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, cilt:1, sayı:1, s.32.

[5] Akyurtlaklı, Sinan, 1997, “Bomonti Bira Fabrikası Restorasyon Projesi”, İTÜ FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul.

[6] Tanyeli; İkiz, 2009, s.112.

[7] Tanyel; İkiz, 2009, ss.115-116.

Bu icerik 422 defa görüntülenmiştir.