339
OCAK-ŞUBAT 2008
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

ETKİNLİKLER

YANSIMALAR: “Koruma Alanına Yeniden Bakış” Dosyası Üzerine

DOSYA: Mimarlık ve Eğitiminde “Süreklilik ve Değişim”

MİMARLIK ELEŞTİRİSİ: Turgut Cansever’in Söylemi ve Mimarlığı

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: Mimarlık ve Eğitiminde “Süreklilik ve Değişim”

Kurultayın Ardından: Mimarlık Eğitimi Oturumları Üzerine

Nur Esin

Prof. Dr., İTÜ Mimarlık Bölümü

Mimarlık ve Eğitimi Kurultayı’nın 2007 yılında yapılan dördüncüsünün teması, Düzenleme Komitesi tarafından “Mimarlık ve Eğitimi / Süreklilik ve Değişim” olarak belirlenmişti. Bu seçim, meslek ve mesleğin eğitimi ile ilgili olarak içinde bulunduğumuz değişim ve yenilenme ortamının sorunlarını tartışabilmek üzere yapılan son derece isabetli bir seçim olmuştur. Kurultayın renkleri ve etkisi ile “değişim” sözcüğünün taşıdığı belirsizliği yansıtan, iyi tasarımlanmış zarif posteri, gündem konusu ile dikkati çekecek uyumda göz doldurmuştur.

 

GEÇMİŞ KURULTAY DÖNEMLERİ VE GÜNDEM

 

Program broşüründe yer alan metinden doğrudan alıntı ile önceki kurultaylarda ele alınan konuları ve hazırlık aşamalarını hatırlatmakta yarar var:

 

“... 2001 yılında yapılan 1. Kurultay’da “Nasıl bir Gelecek? Nasıl bir Mimarlık?” teması altında mimarlık ve eğitimi ile ilgili sorunların tanımlaması yapılmış, çözümler ve çıkış yolları doğrultusunda öneriler değerlendirilmiştir. 2. Kurultay’ın teması “Mimarın Formasyonu Nedir? Ne Olmalıdır?” olarak belirlenmiş, iki yıl süren hazırlık aşamasında çalışmalar Odanın oluşturduğu beş ana atölye çerçevesinde sürdürülmüş, bu atölyelerde ele lınan her konu tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanaklar Mimarlık kamu oyunun incelemesine sunulmuştur. “Mimarlık ve Eğitimi Yeniden Yapılanırken” isimli üçüncü kurultayda ise, daha önceki kurultayların da birikimi ile meslek ortamı ile üniversiteler arasında daha yoğun bir işbirliği ve iletişim ortamı sağlanmış, yapılan çalışmalarda eğitimin yapısı ve şekline ilişkin öneriler geliştirilmiş ve pek çok konuda uzlaşıya varılmıştır. ...”

 

Bu ardışık kurultaylar acil gündemleri ile kurultay düzenleme fikrinin yararını ortaya koymuş, ortak çalışma platformlarının oluşumuna zemin hazırlamıştı.

 

Üçüncü kurultay dönemi, meslek odası ile eğitim ortamı olan üniversiteleri buluşturan, ortak çalışma hedefinin sonuçları olarak hayata geçirilen MİAK, MİDEKON, SMGM gibi mesleki eğitim alanında hayati önemdeki kurumlaşmaların ortaya çıkışlarının müjdelendiği, hedeflerinin tanıtıldığı, kuruluşlarının kutlandığı bir dönem olmuştur. Avrupa Mimarlık Okulları Birliği’nin Hanya Toplantıları’ndan da izleyebildiğimiz kadarıyla, meslek odası ile eğitim kurumlarının ortak hedef etrafındaki buluşması, Avrupa’da da çok yeni sağlanabilmiş bir oluşumdur (ACE ile ENHSA ve EAAE buluşmasının müjdelenmesi, Hanya, Eylül 2005).

 

Dördüncü kurultay hedefini geleceğe yönlendirerek, yeni açılımların arandığı bir kurguyu geliştirmiştir. Bunun yanında bu kurultay, önceki dönemde kurulan oluşumların çalışmalarının sunulması, gelişmelerin ve problemli noktaların özetlenmesi anlamındaki öz değerlendirme işlevini de başarı ile yerine getirmiş; akılcı, eleştirel bakışlarla değerlendirildiği oturumlara evsahipliği yapmıştır.

 
Bu yılki kurultayın düzenlenmesinde de diğer kurultaylarda olduğu gibi gündem maddelerinde derinlik kazandırmaya yönelik kurultay öncesinde kurgulanan çalıştaylarla zengin bir bilgi birikimi sağlanmıştır. Bu birikim kısa zaman aralıkları içinde çok iyi özetlenerek aktarılmış, içinde bulunulan koşulları açık olarak ortaya koymuş, tartışmaya açmıştır. Kurultay, uygulamacı mimarların ve çeşitli okullardan mimarlık öğrencilerin katılımı ve tartışmalardaki katkıları ile de amacına yönelik olarak önemli yol kat ettiğimizi göstermektedir.
 
KURULTAY MEKÂNLARI: ODTÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ 1956-2007
 
Kurultaya evsahipliğini, mimari açıdan son derece etkileyici mekânları içinde ODTÜ Mimarlık Fakültesi yaptı. Oturumların gerçekleştirildiği amfi, ağır brüt beton etkisi ile modern mimarinin iyi bir örneği. Beton kirişlerinin odaklandığı sahnede süren konuşmaların her konumdan iyi izlenebildiği ve duyulabildiği amfisiyle, dikkati konuşmacılara odaklıyor. Dışarıdaki yeşil cennetten içeriye girdiğinizde loş, ciddi, ağır etkiyi hissediyorsunuz. Ahşap sıralar gibi uzanan oturma setleri bir başka zamana aitmiş gibi uzanıyor. Merkezdeki sahne yeterince büyük ve uygun yükseklikte. Fuayesi dar ve ölçeği, brüt betonun ağır etkisi ile çelişiyor. Mimarlık Fakültesi’nin içine uzanıyormuş gibi duran dekanlık girişindeki küçük uzun havuzunda balıklar yıllarca önce bıraktığım gibi dingin yaşıyorlar. Alt kotta, dünyayı kurtaran arkadaşlarımızın beyin yıkamalarına katlandığımız öğrenci kantininin düzeni bozulmamış ve sevgili “Han Kapısı” tüm görkemiyle yerli yerinde yeni genç konukları ile yaşıyor. Benim stüdyom değişmiş, bölümlenmiş, ama birinci sınıf stüdyosu eskisi gibi duruyor. Eskiden orası dördüncü sınıfların stüdyosu idi. İçerideki kesif sabun kokusundan tasarımın bir parçası olarak sabun kalıplarından figürler üretildiği anlaşılıyor. Benim güzel okulum, orada olduğunu bilmek rahatlatıcı.
 
KALICI MEKÂNLAR, KALICI SOSYAL İLİŞKİLER YARATMAK
 
Dekan Haluk Pamir, bugün mimarinin kalıcı yapılar oluşturamadığına vurgu yaptı. Kalıcı olabilmiş bir binada yaşadığı için bunu söylemekte yerden göğe kadar haklı. Artan yaşam sürelerimize karşın, aynı biçimde uzun yaşam süreli ürünler yaratamadığımızı, daha da önemlisi kalıcı sosyal ilişkiler kuramadığımızı hatırlattı bizlere. Toplumla ilişkilerin pratik davranış kalıplarını dikte ettiğini ve hayat boyu yapıların mümkün olamadığı bu ortamda konut sahiplerinin de semtler arasında uçuşup durduğunu belirtti. Uzunca bir süredir sözü edilen, mimarlık ve ilişkili disiplinleri toparlayacak bir “tasarım enstitüsü”nün kurulmasının, ortak sorunlara bütüncül bakabilmeye yardımcı olacağı mesajını aldım kendisini dinleyince.
 
Mimarlar Odası adına Başkanımız Bülend Tuna, gelişimin, değişimin hızı içinde yurtiçi ve dışı ilişkiler bağlamında gerçekleştirilenleri ve hedefleri açık bir dille özetledi. Meslek adına yapılacak bunca şeyin olduğunu görebilmek, planlayabilmek ve hayata geçirebilmek, kuşkusuz, berrak bir zihinsel yapılanma ve arı bir görüş gerektirir. Bugün Oda çalışmalarına katkı verenlerin çabalarının en iyi biçimde örgütlendiğine, hedefe kilitlenmiş biçimde sürdürüldüğüne mutlulukla şahit oluyoruz. Bu kısa değerlendirmede çözüme yönelen tüm bu konulara az da olsa girebilmek bile olanaksız. Bunu olanaklı kılacak belgeleme çalışmaları da hızla sürdürülmekte. Tüm konuşulanlar, tartışılanlar, tüm yerli ve yabancı belgeler anlaşılabilir, ulaşılabilir ve kullanılabilir biçimde hızla raflarda yerini alıyor, okuyucularını beklemekte.
 
KKTC Mimarlar Odası adına Başkan Ekrem Bodamyalızade, işbirliği içinde gelişen ve yasal gerçekleştirme açısından bizden bir adım önde olan çabalarını ve sonuçlarını bizlerle paylaştı. Eğitim süreleri, uygulama/mesleki pratik süreleri konularında ve eğitimin geleceği ile ilgili olarak KKTC deki eğitim kurumları ile eşgüdüm içinde ilerleme yönündeki gelişmeleri özetledi.
 
ODTÜ Rektörü Ural Akbulut bizleri mimarlığın köklerinde dolaştırdı. Konuşması tarih ve arkeolojiye duyduğu sevgiyi yansıtıyordu. Mesleğimizin duyarlı bireylerlere heyecan verici boyutlarıyla neler anımsattığını, onların düşüncelerini nerelere götürdüğünü izledik.
 
YURTDIŞINDAN YANSIMALAR
 
Kurultayın açılış oturumlarının deneyimli yabancı konuklarımıza ayrılmış bölümünde açılış konuşmasını Kurultaya Avrupa Üniversiteler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi sıfatıyla katılan, İTÜ’nün önceki dönem Mimar Rektörü Gülsün Sağlamer, eğitimde kalite çalışmalarının kapsamlı bir özetini yaptı ve ülkemiz için anlamını bir kez daha vurguladı. İzleyen konuşmacılar ACE (Avrupa Mimarlar Konseyi) Başdanışmanı Adrian Joyce, Avrupa Mimarlık Okulları ile ACE’nin eşgüdümlü çalışmalarının başlangıcı ve Avrupa mimarlık ortamının hedefleri hakkında dileyicileri bilgilendirdi.
 
Journal of Architectural Education (JAE - Mimarlık Eğitimi Dergisi) Editörü George Dodds, mimarlık dergilerinin değişen ve dönüşen mimarlık ortamındaki rolü üzerinde durdu. Bu oturumda İngiliz Mimarları Kraliyet Enstitüsü (RIBA) çalışmalarını ve yaklaşımını yalın bir dille anlatan RIBA Eski Başkanı Jack Pringle, enstitünün özellikle mimarlık eğitimi konusundaki çalışmalarına odaklandı. Avrupa Mimarlar Birliği (ACE) Başdanışmanı Adrian Joyce, mimarlık mesleği ve eğitimiyle ilgili Avrupa’daki gelişmelere değindi.
 
Hakkı Önel’in yönettiği ikinci oturumun gündemi “Mimarlık Lisans ve Lisansüstü Eğitimi” idi. Önel, özetle, mimarlık lisans ve lisansüstü eğitimindeki uzlaşı noktalarımızı tekrarladı. Cânâ Bilsel ve Elvan Altan Ergut, mimarlık Eğitimi Veritabanı Çalışma Grubu’nun yaklaşımını ve bölümlerden ulaşan sınırlı verilere göre çarpıcı olabilecek kısmi sonuçları özetlediler. Bu çabalara katkı olarak, MOBBİG için benzeri bir çalışmayı gerçekleştirmekte olan grup adına Esra Fidanoğlu sürdürülebilir, kolayca ulaşılabilir ve güncellenebilir veritabanı oluşturulması yönünde geliştirdikleri modeli ve gereksinimleri özetledi. Yoğun çabalar sonucu gelinen bu noktada önemli yol alındığı, bulguların izleyen kurultayların gündem maddelerinin oluşturulmasında da ciddi katkısı olacağı izlenimini edindik.
 
Neslihan Dostoğlu, mimarlık lisans ve lisansüstü eğitiminin, yeni algılanmaya başlanan bütünleşik biçimi ile halen bulunduğumuz yeri ve değişim gerektiren boyutlarını sundu. KKTC Mimarlık Eğitimi Kurultayı’na evsahipliği yapmış olan Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı İbrahim Numan, kurultayda ele alınan konuları özetledi, sorunlara çözüm arayışındaki paralel yaklaşımları vurguladı.
 
İkinci oturumun tartışmaları, dinleyicilerin katılım istekliliğinin göstergesi oldu. Öğrenci odaklılık, öğrencilere sunulan eğitim ortamının gelişmişlik düzeyi, yetersizlikler, dersler arası bütünleşme/bütünleşememe, ders planlarının gerektirdiği köklü anlayış değişimleri üzerine gerek öğrencilerden gerekse mimar ve akademisyen katılımcılardan dikkate değer eleştiriler geldi.
 
GELİŞEN TASARIM SÜREÇ VE TEKNOLOJİLERİ
 
Üçüncü oturum ve izleyen oturumlar farklı biçimde kurgulanmıştı. Önceden tanımlanan konulara ilişkin çalıştaylara yapılan bireysel katkılar, çalıştay yürütücüsü tarafından özetlenerek sunuluyor ve bir değerlendirmecinin de bu görüşler üzerine yorumu isteniyor. Bu yaklaşım sonucu, dinleyici-katılımcıların da derinlikli tartışmalara girdiğini, tartışma düzeyinin çok yükseldiğini ve salonda bunun yarattığı heyecanı duyumsadık.
Mine Özkâr, bilişim alanında sunulan bildirileri derleyen bir sunuşla, bilişim alanında konunun geldiği yeri açıkladı. Bu sunuş üzerine yaptığı yorumda Arzu Erdem, konuyu karşıtlıkların diyalektiği içinde provakatif bir yaklaşımla yorumladı. Kanımca tartışmanın üst düzeye taşınmasında önemli rol oynayan bu yorumda, hiçbir şeyin siyah beyaz gibi net ayırımları bulunmadığının bir kez daha farkına vardık. Arakesit alanlarda farklı durumların, farklı rollerin varlığı, kullanıcı-nesne ilişkisinin yeni durumları, enformasyon, deformasyon, hatalı enformasyon kavramları gündeme taşındı.
 
Bu sunuşların ardından oturumu yöneten İhsan Bilgin, tüm bildirilerin dünyayı süreç olarak gören bir mantıkla ele aldığını, bu belirsizliklerle dolu dünyada bu tür tartışmanın fazla net olduğunu, sezgiye yer verilmediğini söyledi. Bu sistemin gelişmesi için gerekli olan “çelişkisini”, “sürtünme kuvvetini” nereden aldığını sordu. Sürece dayalı sistemin ana amacının çelişkiyi açıklamak olduğunu belirterek, eleştirel olmak gerektiğini hatırlattı. Salondan katılımcıların sanal süreçler içinde farklı bakışlar olduğunu belirtir itirazları oldu. “Bilgi” kavramı yeniden tartışıldı. Tasarımcı, bilgiyi sezgi, algı ve diğer boyutlarıyla tanımlayıp bilişim dünyasına getirebilir. Yeni teknolojinin görgü, algı ve arzuyu reddetmediği belirtildi. Bilişim teknolojilerinin zihin setinizin değişimini gerektirdiği hatırlatıldı. Çok doyurucu ve uyarıcı bu ortamdan katılımcıların da benim gibi tat aldıklarını umuyorum.
 
Emel Aközer de ilk konuşmacı gibi kurultay öncesi yapılan çalıştayın bildirilerini özetledi. Tartışma ortamına taşıdı. Hikmet Gökmen bu sunuşun yorumcusu olarak değişim süreçlerinde gelinen yasal noktaları, MOBBİG ve MİDEKON çalışmalarının “öğrenci merkezli eğitim”, “yaşam boyu öğrenme”, “yetkinlik” gibi kavramlara yeni bakışını özetledi.
 
Tartışmalardaki bir diğer uyarıcı rolü, Emre Madran üstlendi. Tüm gelişmelerden edindiği izlenimle dokuz yüz yıllık tarihi reddedilip edilmediğini sorguladı. Bir başka katılımcı Erhan Acar, uyumun ve zıtlığın erdemleri üzerinde durdu: “Aşk zıtlıktan doğar”. Tasarım sürecinde yaşanan mutlu uyumsuzlukları hatırlattı. Tartışma ortamında tansiyon hayli yüksekti. Katılımcıların zihinleri kıpır kıpır işledi. Semra Aydınlı ya o, ya bu olmadığını, yeni teknolojilere farklı gerçeklik boyutu ile bakılmasının gereğini vurguladı. Aslolan potansiyeli kullanma becerimizi geliştirmektir. Deneyimle bilginin katı olma halini değiştirebiliriz. Terminolojinin bulanıklığına ve dil sorununa değinildi; teknolojinin de kendi tasarım dilini geliştirmekte olduğu belirtildi. Düşüncemiz araçla evrilirse ve sorgulanıyorsa kendi dilimizi geliştirebiliriz. Bu oturumda bulunmaktan büyük keyif aldığı anlaşılan katılımcılar, oturumu düşünce ve sorgulama şöleni haline getirdiler.
 

Bu icerik 1039 defa görüntülenmiştir.