339
OCAK-ŞUBAT 2008
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

ETKİNLİKLER

YANSIMALAR: “Koruma Alanına Yeniden Bakış” Dosyası Üzerine

DOSYA: Mimarlık ve Eğitiminde “Süreklilik ve Değişim”

MİMARLIK ELEŞTİRİSİ: Turgut Cansever’in Söylemi ve Mimarlığı

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

AKP Genel Merkez Binası, Bazı Sorunlar ve Bülent Ecevit

Orhan Şahinler

Prof. Dr., MSGSÜ Mimarlık Bölümü, emekli öğretim üyesi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi binası, 2007 yılının Haziran ayında Ankara, Söğütözü’nde hizmete girdi. Yapı, gerek inşaatta meydana gelen kazalar, gerek üzerinde yer aldığı alanla ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan imar planı değişikliği aleyhine Çağdaş Başkent Derneği tarafından açılan dava dışında gündemimizde çok da yer etmeyerek / ettirilmeyerek, oldukça hızlı ve kapalı bir süreçle tamamlandı. Yazar, kamu kaynaklarıyla inşa edilen siyasi parti yönetim binasında sergilenmek istenen “mimari tebliğ, imge, simgeler” üzerinden “milli ve muhafazakâr yorum tanımlaması” yapıldığını söylüyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yeni yönetim binasının mimarisinin içerdiği siyasi, kültürel “tebliğlerin” (mesajların) analizlerinin bir bakıma, parti kimliğinin de analizleri anlamına geldiği düşünülebilir mi? Söz konusu binanın kütle perspektifi, cepheleri, iç mekânları, parti başkanlık makamı, kabul salonunda görülen mimari ifade, üslup, AKP’nin siyasi profilinin, kültürel tercihlerinin mimariye, özellikle iç mimariye yansımaları olarak anlaşılabilir mi?

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yeni merkez binasının topluma verdiği, diğer bir deyişle, bu nedenle vermek istediği tebliğler (mesajlar) acaba neler? Örneğin, partinin adı gibi adil, eşitlikçi veya benzeri alçakgönüllü bir imgeyi (imaj) toplumda yaratmak mı? İslami kültüre duyulan saygı, inanç, sadakatin bazı simgesel sunumları mı? Milli muhafazakâr siyasi partiye has söylemlerin mimari çizgilerde belirginleşmesi niyeti olabilir mi? Görkemli kütlesi, özenli iç mekânları, mekânlardaki çarpıcılık iddiası, şıklık ötesi bazı aksesuarlar aracılığıyla toplum katmanlarına yapılmak istenen göndermelerde manevi, kültürel değerler mi söz konusu? Dindar-muhafazakâr toplum kesimi, köylüyü, çiftçiyi, hatta işçileri, parti merkez binasının çarpıcı mimarisine adeta hayran kılmak mı amaç? Halk kitlelerine mimarlık sanatı aracılığıyla siyasi söylemleri benimsetebilmek istemi mi sergilenen?1 Parti genel merkezi binasının gösterişli mimari arzından asıl beklenen, siyasi başarının kitlelere güçlü ve etkili bir şekilde yansıtılması mı?

 

Büyük kent çevrelerinin yoksullarından çok, kentsoylu kesime, bir nevi, partinin kimlik değişiminin, siyasi başarılarının kalıcılığını anımsatmak mı? Anımsatırken partinin kendine olan güvenini de özellikle vurgulamak mı?

 

Altın yaldızlı, albenili mobilyalar, kristal avizeler, ağır kadife perdelerle donatılmış yüksek tavanlı mekânlarla insanları etkileme, bir bakıma da onurlandırma adına mı tasarlananlar?

 

Kamu kaynakları yani bizlerin vergileriyle de inşa edilen siyasi parti yönetim binasında sergilenmek istenen mimari tebliğ, imge, simgeler artık partinin merkez parti olduğunu doğrulama adına mı?

 

Böyle bir tasarım ve uygulama sonunda şekillenen mimari ifade, üslup acaba bazı hatalar içermiyor mu ve sonunda kalıcı ve de etkili olabilir mi? Bir tür kültürel geçicilik anlamına da geldiği kaygı şimdiden duyulabilir mi? Ayrıca milli ve muhafazakâr yorum ya da modern ötesi yorum tanımlaması olasılığı var mı?

 

Acaba asıl beklenti olarak “haşmetli olana, özellikle muhteşem mimari ifade araçlarına ve tarzına duyulan özlem, tutku” görülebilir mi?


 


1979 yılında rahmetli Bülent Ecevit’in başbakan olduğu günlerdeydi. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi yönetimi Bülent Ecevit tarafından Ankara’ya davet edilmişti. Sayın Ecevit, Akademi’yi iyi tanıyan, sanatı, Türk resmini bilen, annesi Akademili olan saf kan bir İstanbulluydu. Büyük kent kültürüyle yetişmiş seçkin aydın, zarif bir siyasi kişilikti.


 


Sayın Ecevit başbakanlık makamının zevksiz tefrişinin, abartılı malzemelerinin değiştirilmesini istiyor, çağdışı abartılı düzeninden yakınıyor, bütün dünyayı kapsayan resmî ziyaretlerinde edindiği izlenimlerini anlatıyordu. “Dünya siyasi liderlerinin makamları yalın, abartısız” diyerek beğenisini dile getiriyordu.


 


Ecevit, Güzel Sanatlar Akademisi’nden, başbakanlığın tümüyle değiştirilerek, özellikle gösterişten arındırılıp düzenlenişine katkıda bulunmasını istiyordu. “Üst düzey yabancı konukların ağırlandığı başbakanlık makamı, devletin simgesel makamlarından biri. Ayrıca içinde yer aldığı modern yapının mimarisiyle de uyumlu olmalı, Türklere has alçakgönüllülüğü yansıtmalı.” diyordu rahmetli Bülent Ecevit ve “Ziyaret ettiğim büyükelçiliklerimizdeki Akademili ustaların demirbaş kayıtlı tuvallerinin resimlerini çektim. Slayt arşivim daha da zenginleşti,” diye de ekliyordu.2


 


Ne yazık ki, Ecevit iktidarı kısa sürüyor, milliyetçi-muhafazakâr iktidar başbakanlığı tekrar devralıyor, başbakanlık makamı abartılı tefrişini, sevimsiz mekânsal etkisini, bütününde, ayrıntılarında zevksiz çeşitliliğini koruyordu...


 


Sanırım sonuç olarak şu denilebilir, yoksul halkın, yetimin siyasi temsilcisi olduğunu ısrarla yineleyen bir siyasi partinin merkez binasının mimarisi galiba, siyasi söylemleri karşıtı tebliğleri (mesajları), imgeleri (imajları) içeriyor. Halkımızın değer verdiği “alçakgönüllülük” geleneği yerinde mimarisinde “haşmetlilik” hasretini yeğliyor ve bu tavır, anlamlı Anadolu kültür mirasıyla ciddi şekilde çelişiyor.


 


 


Notlar


1. Mimarlık sanatını iktidarları adına kullanmak Batı kültürüne hastır. Roma, Hıristiyanlık, krallıklar/imparatorluklar, Hitler Almanyası vb.


2. Sayın Rahşan Ecevit’in rahmetli Bülent Ecevit’in 28 yıl önce sözkonusu ettiği slayt koleksiyonunu İstanbul Resim Heykel Müzesi Arşivi’ne bağışlamasını diliyorum.


 


Bu icerik 2506 defa görüntülenmiştir.