339
OCAK-ŞUBAT 2008
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

ETKİNLİKLER

YANSIMALAR: “Koruma Alanına Yeniden Bakış” Dosyası Üzerine

DOSYA: Mimarlık ve Eğitiminde “Süreklilik ve Değişim”

MİMARLIK ELEŞTİRİSİ: Turgut Cansever’in Söylemi ve Mimarlığı

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: Mimarlık ve Eğitiminde “Süreklilik ve Değişim”

4. Mimarlık ve Eğitim Kurultayı’nın Gündemi

Bülend Tuna

Mimarlar Odası Genel Başkanı

Mimarlık ve Eğitim Kurultayları’nın dördüncüsünü ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin evsahipliğinde gerçekleştiriyoruz. Öncelikle meslek odası ile üniversitenin böylesi bir çalışma ortaklığında buluşmasının önemine işaret etmek istiyorum. Yıllar önce Mimarlar Odası tarafından başlatılan “mimarlık ve eğitimi” sorunlarının ortak bir platformda ele alınması ve değerlendirilmesi girişimi, bugün dördüncüsünü yaptığımız kurultaylarla, çalışmalarına davet edildiğimiz ve katkı vermeye çalıştığımız Mimarlık Okulları Bölüm Başkanları İletişim Grubu (MOBBİG) toplantılarıyla, kuruluşunu memnuniyetle karşıladığımız Mimarlık Fakültesi Dekanları Konseyi (MİDEKON) oluşumuyla yapılan ortak değerlendirmelerle sürmektedir. Bu işbirliklerine Mimarlar Odası olarak büyük önem verdiğimizi yinelemek istiyorum.

 

Ülkemizin bütün dünyada olduğu gibi siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel bir değişim sürecinin içinde olduğunu; bu sürecin sıkıntılarla, tartışmalarla, gelgitlerle dolu olduğunu biliyoruz. Doğal olarak bizlerden beklenen, bu süreci izlemekle yetinmek değil; bilgi, bilinç ve irade sahibi insanlar olarak, anlamaya, yorumlamaya ve yönlendirmeye yönelik çaba göstermemizdir. Geç kalmaya hakkımızın olmadığı bir süreç yaşamaktayız.

 

1999 Marmara Depremi’nde yaşanan büyük yıkım hepimizi derinden etkilemiş, ülkemizdeki yapı üretim sürecinin köklü bir şekilde irdelenmesi ihtiyacını hissettirmişti. Sorunun sadece kaliteli yapı denetimi uygulamalarıyla çözülemeyecek boyutta olduğunun görülmesi; mimarın yapı üretiminin ne kadar içinde olduğunun sorgulanması gibi konuları daha yakıcı bir biçimde gündemimize getirdi. Küreselleşmenin yoğunlaşan etkisi, buna bağlı olarak mimarlık hizmet ticaretinin artması, uluslararası alanda eğitim desteği alan öğrencilerin çoğalması, eğitimle ilgili bilinen, ancak çözülemeyen pek çok konunun ele alınmasını da gerektirdi. Meslektaşlarımızın aldıkları eğitimle sadece Türkiye’de mimar olarak tanınabilmeleri, uluslararası ortaklıklarda yeterliliklerin belirlenmesinde karşılaşılan aksaklıklar, meslek ve mimarlık eğitimi ortamlarında kurulması istenen uluslararası birlikteliklerde karşılaşılan oransızlık, mimarlık ve eğitimin bir bütün olarak ele alınmasını ve değerlendirilmesi gerekliliğini önümüze koymuştur.

 

2001 yılında düzenlenen 1. Mimarlık ve Eğitim Kurultayı’nın başlığı “Nasıl Bir Gelecek, Nasıl Bir Mimarlık?” olarak belirlenmiş, sorunlarımızın, değerlendirmelerimizin bir dökümünün yapılması, çözüm önerilerimizin sıralanması hedeflenmişti. 2003 yılındaki 2. Kurultay’ın teması, mesleki yeterliliklerin ve yetkilendirmelerdeki eşiklerin kriterleri üzerinde yoğunlaşılmasından hareketle, “Mimarın Formasyonu Nedir, Ne Olmalıdır?” şeklinde belirlenmişti. Sürecin bu aşamasında AB Genel Sekreterliği çerçevesinde mesleki yeterliliklerin belirlenmesi ve karşılıklı tanınması kapsamında yürütülen çalışmaların, bizim çabalarımıza paralel olarak sürdürülmesi, bu alanda yürütülen ortak çalışmalarda kurultay birikimlerinden yararlanılması, bizler için önemli kazanımlardır. Bu kazanımlardan hareketle 2005 yılında toplanan kurultayın ana teması “Mimarlık ve Eğitimi Yeniden Yapılanırken” olarak duyurulmuş ve yürütülen çalışmalara yönelik önemli katkılar derlenmiştir. Bu kurultayımızın teması ise “Mimarlık ve Eğitimi / Süreklilik ve Değişim” olarak belirlenmiştir. Sonuçta burada, kurultay hazırlık süreçlerinde çalışma gruplarınca ele alınan ve değerlendirilen konuların sunulacağı, irdeleneceği kurultay günlerindeyiz.

 

Kurultay süreçleri ilk başlarda sanki yavaş ilerliyormuş, hiç mesafe kat edilmiyormuş izlenimi verebiliyor. Oysa iki seneye yaklaşan yoğun bir çalışma sırasında kapsamlı bir programın ele alındığını ve son derece iyi niyetle çalışmaların sürdürüldüğünü, bunların neticesinde bugün sizlere sunulan rapor metinlerinin hazırlandığını göreceksiniz. Şimdi söz sırası siz katılımcılardadır. Kurultaylar bir bilgilendirme toplantısı olarak değil, bir tartışma platformu olarak kurgulanmaktadır ve kurultayın başarılı sonuçlar alabilmesi hepimizin performansına bağlı olacaktır. Kurultayı bir sürecin sonunda gelinen son nokta olarak görmüyoruz, tartışma sürecinin önemli bir aşaması olarak değerlendiriyoruz. Şüphesiz ki bu çalışmalara katılan her kurum gibi odamız da burada ele alınan konuları işlemeye ve sonuç alıcı kararlara doğru çaba göstermeye devam edecektir.

 

Mesleğimizin dili evrenseldir, bu durum uluslararası etkileşimi diğer disiplinlere göre daha kolay yapabilmemizi sağlamaktadır. Bu kolaylık aynı zamanda benzer sorunlarla, faz farklarıyla da olsa, karşılaşılabilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye Mimarlar Odası olarak, Uluslararası Mimarlar Birliği’nin ve Avrupa Mimarlar Konseyi’nin mesleğin daha iyi uygulanması için yapmaya çalıştığı düzenlemeleri yakından takip ediyor, uluslararası ortamlarda üretilen belgeleri, yapılan tartışmaları mimarlık ortamına aktarmaya, tartışmaların izlenmesini kolaylaştırmaya, sürece katkı yapmaya çalışıyoruz. Kurultayda AB ve GATS Sürecinde Meslek Uygulamaları Çalışma Grubu’nun sunuşuyla bu gelişmeleri izleme ve değerlendirme fırsatımız olacaktır.

 

Mimarlık ve Eğitim Kurultayları’nda başından beri çalışmalarını sürdüren 5 ana çalışma grubu bulunmaktadır. Bunların yanısıra her dönemin gündemimize taşıdığı farklı temaların ele alınması, değerlendirilmesi ve bu tema çerçevesinde derinlemesine fikirlerin geliştirilmesi mümkün olabilmiştir. Kimi zaman çalışma gruplarımız alt çalışma grupları oluşturarak raporlar üretmişler ve tartışmaya sunmuşlardır. Kurultay programında yer alan çalışma gruplarını kısaca tanıtmak ve bu kurultayda ele alamadığımız bazı önemli konuları sizlerle paylaşmak istiyorum.

 
Ana çalışma gruplarımızın birisi olan Mimarlık Lisans ve Lisansüstü Çalışma Grubu bu dönem farklı alanlarda çalışmalar sürdürmeyi ve sunuşlar gerçekleştirmeyi uygun görmüştür. Geçen iki sene boyunca mimarlık eğitimi alanında sürdürülen tartışmaların özetleneceği, önerilerin geliştirileceği oturumun yanısıra, önceki kurultayda da sunulan “Mimarlık Eğitimi Veri Tabanı” hazırlığı, bu kapsamda yapılan değerlendirmelere altlık teşkil edecek önemli bir çalışma olarak görülmektedir. Bu çalışmanın sadece kurultay tartışmalarında değil, aynı zamanda mimarlık eğitimi ile ilgili yapılan bütün değerlendirmelerde önemli bir girdi olması hedeflenmektedir.
 
Gelişen Tasarım Süreç ve Teknolojileri” ile “Kapsayıcı ve Katılımcı Bir Araştırma Projesi Olarak Değişim” başlıkları altında meslektaşlarımız, mimarlık lisans ve lisansüstü eğitimi alanında yeni açılımlar getirmeyi hedefleyen çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu çalışmalardan süzülen raporlar sizlerin de katkısıyla irdelenecek ve önümüzdeki dönemde eğitim ve mimarlık ortamlarına sunulacaktır.
 
Bu dönemin bir özelliği de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen kurultaydır. KKTC Mimarlar Odası ve KKTC’deki mimarlık okullarının ortak işbirliği çerçevesinde düzenlenen bu kurultay benzer konuları ele almış ve değerlendirmiştir. 5 mimarlık okulunun bulunduğu Kuzey Kıbrıs bir eğitim adası olmayı hedeflemektedir. Mimarlık meslek ortamıyla ilgili düzenlemeleri hem benzerlik, hem de farklılık içermektedir. Doğal olarak ülkemizdeki mimarlık ortamından bağımsız düşünemeyeceğimiz bir olgu ile karşı karşıyayız. KKTC Mimarlar Odası’nın davetlisi olarak bu kurultaya davet edildik ve katkı vermeye çalıştık. Bugün hem KKTC Mimarlar Odası Başkanı Ekrem Bodamyalızade’nin, hem de KKTC Mimarlık ve Eğitim Kurultayı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Numan’ın bu özel durumla ilgili görüşlerini dinleme ve değerlendirme olanağını bulacağız.
 
Mimarlık eğitiminde akreditasyon, ilk kurultayımızdan beri gündemimizde olmuş, 3. Kurultay sonrasında MOBBİG’in ve Mimarlar Odası’nın ortak katılım ve katkılarıyla yürütülen çalışmalar sonucunda Mimarlık Eğitiminde Akreditasyon Kurulu (MİAK) oluşturulmuştur. Bunu kurultay çalışmalarının olumlu bir sonucu olarak görüyoruz. MİAK henüz kuruluş sürecindedir, ancak önemli bir birikimi vardır ve mimarlık okullarının eşkredilendirilmesi konusunda kendisine duyulan güveni karşılayacak yapıya sahiptir. Uluslararası alanda sürdürülen çalışmaları yakından izliyoruz, akreditasyon konusunda deneyime sahip mimarlık örgütlerinin bu ortama sundukları önerileri kurultay sürecinde değerlendirme olanağı bulacağımızı umuyorum.
 
Mimarlık eğitimi sırasında yapılan staj ile eğitimin tamamlanması sonrasında gerçekleştirilmesini istediğimiz meslek pratiğinin bir bütün olarak değerlendirilmesini gerekli görüyoruz. Mimarlık okullarının denetiminde yapılan stajın daha etkin bir şekilde yapılabilmesi, staj olanaklarının meslek kuruluşunun desteği ve işbirliği çerçevesinde geliştirilmesi, farklı uygulamaların örneklenmesi, hayata geçirilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi çok önem verdiğimiz konulardandır.
 
Mimarlık eğitimi sonrasında yapılması gerekli görülen meslek pratiğinin süresi uluslararası kurumlar tarafından 2 yıl olarak öngörülmüş ve tavsiye edilmiştir. Bilindiği gibi ülkemizde şimdiye kadar böyle bir yükümlülük bulunmamaktadır. Bu alandaki düzenlemelerin sorunlu olacağı ve çok yönlü tepkilerin geleceği beklenmelidir. Mesleki yeterliliklerin belirlenmesi ve karşılıklı tanınması kapsamında hazırlanan yasa tasarısında belirtildiği üzere, bir mimarın unvan alabilmesi için asgari eğitimi almış olması ve en az 1 yıl süreyle meslek pratiğini yapmış olduğunu belgeleyebilmesi gerekli görülmüştür. Bizim için meslek pratiği düzenlemesinde nicelikten ziyade nitelik önem kazanmaktadır; bu nedenle sürenin 1 yıl olması yeterli görülmüştür. Bunun nasıl gerçekleştirileceği ve mesleğe kabul öncesinde başka ne gibi kriterlerin aranacağı yıllardır tartıştığımız konulardandır. Dileğimiz bu kurultaya sunulacak çerçeve üzerinden Mesleğe Kabul Kurulu’nun oluşturulması yolunda kalıcı adımların atılmasıdır.
 
Okullarda alınan eğitimin bütün meslek yaşamı boyunca yeterli görüldüğü, gelişen teknolojilerin ve malzemelerin bilinmesi, öğrenilmesi doğrultusunda gayret gösterilmediği dönemlerin geride kaldığını görüyoruz. Önceki kurultaylarda yapılan değerlendirmeler sonucunda 2004 yılında Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi (SMGM) kurulmuş ve çalışmalarını sürdürmüştür. Mimarlar Odası mesleki yetkinin yenilenmesi aşamasında aranan diğer kriterlerin yanısıra, sürekli mesleki gelişim kapsamında düzenlenen eğitim ve etkinliklere katılım şartını da getirmiştir. Bunun uygulanmasında karşılaşılan sorunlar, bu sürecin getirdiği olanaklar, uluslararası alanda yapılan düzenlemeler ve bize yansımaları kurultayda değerlendirilecektir.
 
Mimarlık alanında getirilmek istenen düzenlemelerin yarattığı belirsizlik hepimizi ama öncelikle öğrenci arkadaşlarımızı rahatsız etmektedir. Endişelerine yürekten katılıyor ve bu sürecin genç arkadaşlarımız açısından sancısız geçmesini diliyorum. Eğitimin süresi ile ilgili tartışmalar dışında mezun olanların nasıl bir meslek uygulaması düzeni içerisinde olacakları geçmiş kurultayda da tartışılmıştır, bu kurultayda da tartışılacaktır.
 
Bu kurultayda ele alınan ve değerlendirilmesi hedeflenen temalardan birisi Kamuda Mimarlık Hizmetleri, bir diğeri de Mimarlık Hizmetlerinde Kalite olmuştur. Mimarlık ve eğitiminin bir bütün olarak ele alınması ve yeniden yapılanma sorunlarının birlikte değerlendirilmesinin temel hedefimiz olarak belirlendiğini belirtmiştim. Sürecin sadece bir yönünün ele alınarak düzeltilemeyeceği veya bir alanda yapılan düzenlemelerin tümüyle ilgili bir düzenleme yapılmadığı takdirde geçersiz olabileceği veya sıkıntı yaratabileceği hep dile getirildi. Mesleki yeterliliğin arandığı, bu alanda çok kapsamlı düzenlemelerin getirilmek istendiği günümüzde, kamunun mimarlık hizmetlerini nasıl ele aldığının ve kamunun değişik kademelerinde mimarlık hizmetlerinin nasıl yürütüldüğünün değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Öncelikle yeterli mimar ve teknik eleman istihdamının sağlanmadığının vurgulanması gerekiyor. Yapı üretimi alanında en büyük işveren olarak kamunun bu alanda yol gösterici, örnek davranışlar sergilemesi, yapı denetiminden, mimari tasarımda kalitenin aranmasına kadar çok yönlü arayışlar içerisinde olması bekleniyor.
 
Mimarlık hizmetlerinde kaliteyi etkileyen ve şimdiye kadar ele aldığımız konular dışında ne gibi etmenler olduğunu değerlendirmek istedik. Eğitimin akreditasyonundan meslek ortamının düzenlenmesine kadar değişik bağlamlar içerisinde kalite konusu gündemimize gelmiş ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir. Bunların yanı sıra meslek sigortası ve yapı ortamında standartların geliştirilmesi gibi pek çok başlık ele alınmayı ve işlenmeyi beklemektedir. Kimisi henüz gündemimize girmemiştir, kimisi de henüz konuşulmakla birlikte yeteri olgunluğa ulaşmamıştır; bir bütünün olmazsa olmaz parçaları olarak ele alınmaları ve önümüzdeki dönemin tartışma konuları olarak kurumların önüne konulmaları gerekmektedir.
 
3. Kurultay’ın önemli tartışma konularından birisi olan Türkiye Mimarlık Politikası metni bildiğiniz gibi Mimarlar Odası Genel Kurulu’nda da değerlendirilerek yayımlanmıştır. Bu metnin Cumhurbaşkanı’ndan yerel yöneticilere kadar çok geniş bir dağılımı yapılarak görüşlerinin alınması ve bu politikanın benimsenmesi doğrultusunda katkı vermeleri istenmiştir. Böylesi bir metin üzerinde bizlerin görüş birliği içerisinde olmamız önemlidir şüphesiz, ancak daha da önemlisi bu metnin tüm kamuoyunca benimsenmesi ve sahiplenilmesidir. Toplumun mimarlıkla ilgili bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi, bu kapsamda yaygın öğretimden başlayacak bir eğitimin örgütlenmesi sık sık dile getirilmektedir. Benzer şekilde medya organlarında mimarlıkla ilgili konularda yol gösterici yayınların yapılması da hedefler arasındadır. İşte tüm bu çabaların üst başlığı aslında Toplum ve Mimarlık olmaktadır. Kurultayımızın son oturumunda hem bu konuda yürütülen çalışmaların bir sunuşunu izleyecek, hem de değerli katılımcıların toplum ve mimarlık ilişkisi konusunda açılımlarını dinleme fırsatını bulacağız.
 
Kurultay çalışmalarından dikkatinize sunmak istediğim önemli konulardan bazılarını aktarmak istedim. Bu kurultay çalışmaları sırasında gündemimize gelmeyen ancak önemli olduğunu, değinilmeden geçilmemesi gerektiğini düşündüğüm bir hususu da burada izninizle belirtmek istiyorum. Mimarlık ve planlama alanında yıllardır dile getirildiği gibi farklı planlama disiplinlerinin eğitimlerinin birbirlerinden ayrılması ve bu durumun meslek pratiği alanında yarattığı sıkıntılar hâlâ gündemimizdedir. Geçen kurultayımızda bu alanda benimsenmesi istenen eğitim modeli farklı bileşimler ve seçenekler halinde tartışmaya sunulmuştu. Bu önerilerin farklı meslekler arasındaki zıtlaşmaların giderilmesine yardımcı olacağını umuyorduk. En azından planlama disiplinlerinde eğitim alanların birbirlerinin alanlarına ilişkin temel bilgileri almaları, ilgi duydukları alanlara tekrar dönme imkânını bulabilmeleri, meslek uygulaması alanında karşılaşılan sorunların çözümünde bir ilk adım olabilirdi, bu hedefleniyordu. Bu önerilerin, en azından diğer disiplinlerin eğitimini verenler tarafından yeterince değerlendirildiğini, farklı seçenekler ve açılımlar getirilmeye çalışıldığını söyleyemiyoruz. Meslek ortamındaki gerginlikler azalmakla birlikte sürmektedir; dileğimiz bu konuların tartışılacağı ortak platformların yaratılmasıdır. Sonuçta kimsenin uzmanlığını küçümsemeden, yapılması gereken işin gerektirdiği farklılıkta ve sayıda meslek insanının ve uzmanının bir arada çalışabileceği bir yapı ve yapılı çevre üretimi sürecinin yaratılmasıdır.
 
Sözlerimi, Türkiye Mimarlık Politikası metninden bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
 
“İnsanların içinde yaşadığı her ortam mimarlık ortamıdır. Barınaktan kentsel boyuta kadar, bütün yerleşmelerin fiziksel ortamını oluşturan yapı üretimi ve mekân tasarımı etkinliği olan mimarlık, herkes için yararlı, herkes için gerekli, herkes için önemlidir.”

Bu icerik 918 defa görüntülenmiştir.