MİMARLIK
342
TEMMUZ-AĞUSTOS 2008
 
MİMARLIK'tan
MİMARLIK DÜNYASINDAN

GÜNCEL

ETKİNLİK

DOSYA: XI. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri, 2008

MİMARLIK VE KÜRESELLEŞME

YARIŞMA

CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

YAYIN DEĞERLENDİRME

MEA ARCHITECTURA MEA CULPA

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY

TÜRKÇE ÖZET




KÜNYE
MİMARLIK'tan
N. Müge Cengizkan

Türkiye, Kyoto Sözleşmesi’ne sonunda imza atıyor. Bunun simgesel bir imza olup olmadığını zaman içinde göreceğiz.

 

Küresel ısınmaya karşı alınacak önlemleri içeren Uluslararası Kyoto İklim Sözleşmesi, kısaca Kyoto Sözleşmesi, Şubat 2005’te tüm dünyada yürürlüğe girmişti. Sözleşme, özellikle sanayi ülkelerini, başta CO2 olmak üzere dünyanın ısınmasına yol açan gazların emisyonunu sınırlandırmak ve başta petrol olmak üzere fosil enerji kaynaklarının kullanımına kısıtlama getirmeyi amaçlıyor. Fakat, ABD gibi birkaç ülke, sözleşmeye imza atmasına rağmen gerekliliklerini yerine getirmedikleri ve konu en fazla, gelişmiş birkaç sanayi ülkesini ilgilendirdiği için belirlenen hedeflere henüz ulaşılamayacağı kesin. 

 

Türkiye’de yıllardır sürdürülen toplumsal mücadele sonunda –etkisini kestirmek güç olsa da- imzalanan sözleşmenin gerekliliklerini yerine getirebilmek için öncelikle yasal düzenlemelerimizin uyumlaştırılması gerekiyor. Kyoto’yu imzalamış bir Türkiye’nin, enerji tasarrufuna, enerjinin verimli kullanımına ve yenilenebilir enerjilere yönelmesi ve fosil yakıta dayalı enerji politikasını değiştirmesi gerekiyor. Fakat, sözleşme içeriğinin tersi yönde yasaların üretildiği son yıllara bakıldığında, bu sözleşmeye neden imza atılmak istendiğini anlamak güçleşiyor.

Geçen yıl, Dünya Mimarlık Günü’nde de uluslararası mimarlık kamuoyu aynı konuya vurgu yapıyordu: “Küresel iklim değişikliği olgusunu belirleyen gaz emisyonlarının azaltılması konusunda küresel seferberlik gerekiyor!” Mimarların, ekolojik planlama-tasarım-yapım anlayışının yapı ve kentlerin sağlıklaştırılması için araç olarak kullanılması, bu yolla karbondioksit emisyonunun indirilmesi için duyarlılığı artırmaya, yani “Sıfır Emisyonlu Mimarlığa” çağırıyordu. “Eriyen Buz: Yakıcı Bir Gündem” temalı geçen yılın Dünya Çevre Günü’nde ise “Küresel iklim değişikliği artık bir tartışma değil, bütün insanlığın ortak temel gündemi olmalıdır” vurgusu yapılıyordu. Yani 2007 yılının mimarları da yakından ilgilendiren bu iki gününde yapılan vurgu ve eleştirilerin en önemli gündem konusu Türkiye’nin Kyoto Sözleşmesi’ni imzalamamış oluşuydu. 2008 yılı Dünya Çevre Günü’nün teması ise, iklim değişikliği ve toplumların bu konuda alması gereken önlemlere vurgu yapmak üzere, “Düşük Karbon Ekonomisine Doğru: Alışkanlıklarından Vazgeç” olarak belirlendi.

 

Haziran ayı başında TMMOB Genel Kurulu yapıldı ve oldukça sert bir karar alındı: Mimar ve mühendislerin mesleki örgütlenmesinin en üst temsil edildiği yer olan Genel Kurul, “Meslek etiğine aykırı uygulamaları ile doğal kaynaklarımızın yönetimi ve işletiminde, doğal varlıklarımızın, çevrenin, tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması süreçlerinde, tam anlamı ile bir yağma ve tahrip etme döneminin önünü açan karar ve uygulamaların öznesi” olarak değerlendirildiği 60. Cumhuriyet Hükümeti’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Metalurji Mühendisi Hilmi Güler’i, Bayındırlık ve İskân Bakanı İnşaat Mühendisi Nafiz Özak’ı, Ulaştırma Bakanı Gemi Mühendisi Binali Yıldırım’ı, Sanayi ve Ticaret Bakanı Makine Mühendisi Zafer Çağlayan’ı, Çevre ve Orman Bakanı İnşaat Mühendisi Veysel Eroğlu’nu, ihraç istemi ile Onur Kurulu’na gönderdi.

 

Kyoto Sözleşmesi’ne imza atmaya hazırlanan bir hükümetin, bunun gerekliliklerinin yerine getirilmesinden sorumlu en önemli bakanları, sözleşme içeriğinin tersi yöndeki uygulamaları neden gösterilerek bağlı oldukları mesleki örgütleri tarafından suçlanıyorlar.

 

Acaba Türkiye, sözleşme gereklerini nasıl yerine getirecek?  

N. Müge Cengizkan
Bu icerik 580 defa görüntülenmiştir.