421
EYLÜL-EKİM 2021
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK ELEŞTİRİSİ

Mimari Bir Vaka Çözümlemesi: Tasarım Koridoru Olarak Tırtıl

Burak Altınışık, Doç. Dr., Pamukkale Üniversitesi Mimarlık Bölümü

2020 Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde “Yapı / Çevre (Kamusal Alan Tasarımı) Dalı Ödül Adayı” olan İzmir Tasarım Koridorları 2014 yılında “Tasarım Koridorları Ulusal Fikir Yarışması” ile belirlenmiş ve 2019 yılında inşa edilmiş. Kentli için kullanıcı müdahalelerine açık bir tasarım durağı olarak tanımlanan yapıyı odağına alan yazar, strüktürün “kapanarak bir iç oluşturan sınırlama mimarlığı yerine çizgiselleşip bir sırt olarak kendi etki alanı çevresinde etkileşim alanları üretmeye yönelik taktikler barındıran” yönüne dikkat çekiyor.

 

Güncel olarak mekâna dair bir retorik söz konusu olduğunda “atmosfer” kelimesi popüler olarak dolaşımda olan bir terim. Kastedilen ise mekânda doğal ya da yapay şekillerde cisimleşen maddesel etkileşimlerin ürettiği psişik kiplerdir. Bir başka ifadeyle, tetiklenen duygulanımlar ya da hislenme tonları biçiminde ifade edilebilir.

Doksanlı yıllardan itibaren ulusal politikaların kentler üzerindeki etkisinin zayıflaması ve küreselleşmeci güçlerin kentsel gerçeklikleri belirleme kapasitesinin yoğunlaşması yerel kent yönetimlerinin konvansiyonel rollerinin yanında markalaşma stratejileri üretmek gibi kent imgesine dair vizyoner çerçevelere yöneltmiştir.[1] Bir yanıyla kentin imgesini mevcuttaki tarihsel-toplumsal-kültürel atmosferi içinden yeniden tarif etmeye ve belirlemeye yönelik girişimlerin örgütlenmesi söz konusudur.

XVII. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında Yapı / Çevre Ödül Adayları arasında bulunan “İzmir Tasarım Koridorları” ya da tasarımcılarının öngördüğü adıyla “Tırtıl”ın hikayesi yukarıda çerçevesi kabaca işaret edilen örgütlenme girişimlerine dayanıyor. 2009 tarihli İzmir Kültür Çalıştayı sonrası ortaya konan İzmir için gelişme vizyonu kapsamındaki “Akdeniz’in kültür, sanat ve tasarım kenti İzmir” hedefine yönelik entelektüel kapasite yoğunlaştırıcı bir alt-kurum olan “İzmir Akdeniz Akademisi” 2012 yılında kuruluyor. İzmir’deki tasarım pratiğini, bilincini, bilgisini, etkinliklerini ve kentin tasarım donanımını geliştirmeyi amaçlayan akademinin ilk çağrısı “Tasarım Koridorları Ulusal Fikir Yarışması” ise 2014 yılında düzenleniyor.

Yarışmanın amacı şartnamede “kentte tasarım kavramını geniş kitlelerle buluşturacak, kentlilere tasarım bilinci kazandıracak ve tasarım etkinliklerini barındıracak mekânın tasarlanması; bu mekânın kendisinin dikkat çekici, yaratıcılık ve yenilik içeren bir tasarım nesnesi olması” biçiminde ifade ediliyordu. Bu amaç doğrultusunda İzmir kent bütününde farklı konumlarda, çeşitli etkinlikleri barındırmak üzere, “taşınabilir, kurulup kaldırılabilir, iklim koşullarına uygun, sergilenenlerin güvenliğini sağlayan, çok amaçlı mekân tanımlayan tasarımlar” hedefleniyordu. Yarışmaya 77 öneri katılmış, aralarında “Tırtıl”ın da bulunduğu 5 tasarım önerisine eşdeğer ödüller verilmişti. (Resim 1)

“[Ü]retim ekonomisi ve kolaylığı, kurulum esnekliği gibi avantajları” yanında “tasarımı kentliyle buluşturma yönünde mütevazı fakat yüksek görünürlüğü”[2] olduğu belirtilen “Tırtıl” 2019 yılında inşa edilir. Esneklik, uyarlanabilirlik, mobilite gibi mekânsal kabiliyetler barındırması doğrultusundaki taleplere göre seçilmiş olan “Tırtıl”, Alsancak Vapur İskelesi’nin önünde, Roberto Burle Marx’ın 1970 yılında tamamlanmış Rio de Jenerio’daki Copacabana sahil şeridi kaldırımındaki ikonik dalga motifinden uyarlanarak geçmişte İzmir Kordon şeridinin kolektif imgelerinden biri haline gelmiş siyah-beyaz desenden anımsatıcı bir parçanın izi yanına kurulur.

Tırtıl, kurulduğu haliyle sergileme yüzeyleri, gezinme koridoru ve oturma nişi yaklaşık 30 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğinde, eklemli bir mekânsal aparat olarak iş görüyor. (Resim 2) 8 adet iki yönlü A0 boyutlarındaki sergi panolarını bağlayan birbirine eklemlenmiş ahşap paneller sergileme aparatının konstrüksiyonunu ve konfigürasyonunu üretiyor. Sergi ünitesinin İzmir Akademisi tarafından hazırlanacak tasarım sergileri dışında başvurularla oluşturulabilecek içeriklerin kent gündemine taşınması yönünde iletişimsel bir yüz olması düşünülüyor. (Resim 3)

FİKİRDEN SAHAYA NİYET VE İCRA

Türkiye’deki yarışmalardan elde edilen düşünce ve ürün birikiminin fiziksel çevreye yansımasındaki oransal zayıflık dikkate alındığında, fikir yarışması çerçevesinde üretilmiş bir düşüncenin bir yerel yönetimin bürokratik kapasiteleri çerçevesinde uygulanmaya çalışılması kayda değer bir tutum gibi görülebilir. Öte yandan kentsel mekânın gündelik atmosferine yönelik değişim niyetleriyle mevcut iş akışlarını çevreleyen kurumsal mevzuatların geçirimsizliklerin ürettiği gerilimler, ertelemeler ve gecikmelere de işaret edilmeli. Tanımlanmış prosedürler aracılığıyla bir işi kotarmanın zorlaştığı süreçler yan yolları adeta zorunlu kılıyor. Tırtıl’ın inşa edilebilme koşullarının oluşması bu şartlar altında gerçekleşiyor. Pratik olarak atölye imalatlarının dört hafta ve montajının bir hafta ile tanımlanabildiği bir işin yapılabilirlik koşullarının ve alternatifli yapım modelinin oluşabilmesi üç yıllık bir zamanı kapsıyor. Müellifler Ferhat Hacıalibeyoğlu, Deniz Dokgöz ve Orhan Ersan, yarışma aşamasında önerdikleri tasarımın olası kentsel alanlardaki mekânsal esneklik özelliğinin bürokratik prosedürler içinde üretim ve maliyet esnekliği olarak keşfedilmesine de imkân tanıdığını belirtiyorlar.[3] Şöyle bir esneklik bu: 200 parçadan oluşan ilk Tırtıl paketinin şu anki yerinde 100 parçadan oluşturularak bulunduğu ortama uyarlanabilir hale gelebilmesi. Diğer yandan söz konusu esneklik ve uyarlanabilirlik kabiliyeti bir dizi vazgeçişi de beraberinde getiriyor. Yarışma projesindeki 330x330 cm olan kanat ölçüleri hem malzeme firesini azaltmak hem de Kordon hattında iri bir figür olacağı endişeleriyle 275x265 cm ölçülerine düşürülüyor. Yükseklik kısalınca genişlik de daralıyor.

Yarışma sonrası süreçteki gelişmeler çerçevesinde yapılan revizyonlarda Tırtıl zemindeki ikonik dalga motifli panonun üzerinde, motifi kendi iç koridoruna alacak şekilde konuşlanıyor. Ancak montajın ilk aşamalarında çevre sakinlerinin zemin desenine atfedilen yananlam ekseni üzerinde dillendirmeye başladıkları tepki karşısında zemin panosunun kenarına çekilmesi talebi ve kararıyla Tırtıl’ın esneklik kabiliyeti bir kez daha test edilmiş oluyor. (Resim 4)

Yarışma sürecinde ve Ulusal Sergi kapsamında değerlendirilmiş açıklama raporunda “birçok farklı mekâna uyarlanabilen, kullanıcı müdahalelerine olanak sağlayan ve hem mekânsal hem de kitlesel çeşitlilikleri ile farklı mekânsal deneyimleri barındırabilen bir önerme” olarak ifade edilmiş olan Tırtıl kentin gündelik hayatı içinde baskın gibi görünen kuvvetlerin biçimlendirici etkilerine maruz kaldıkça belirli bir dirençle kendini muhafaza etmeye çalışmış görünüyor. Dinamiklik önermesine ve iddiasına yaslanarak menteşeli ve tekerlekli mobil bir etkileşim aparatı olarak başlayan fikri nesne macerası, belirli bir stil kazandırılmış fiziksel bir donatının yerleştirilmesi meselesinde düğümleniyor. Bu durum Tırtıl’ın iletişimsel, işlevsel ve kalıcı bir tasarım nesnesi olarak dönüşüme uğramasına ve çeşitli çelişkileri üstlenmesine yol açıyor.

Alanın gündelik akışını belirleyen tarifeli program, işaret ve sembollerle adeta tek katmanlı hale gelmiş mekânsal sözdizimi içinde düşünüldüğünde Tırtıl’ın içerdiği çoğullaştırıcı imkanlar açısından isabetli bir lokasyon olduğu söylenebilir. Söz konusu alan geometrik diliyle hakimiyet kuran iskelenin ağırlıklı olarak türettiği tarifeli akışların yapılandırdığı bir eylem alanı; iskelenin kitlesel hakimiyeti aracılığıyla kent içine yönelen aksiyellik ve onun önünde uzanan zemin panosu alanı belirli bir biçimde katılaştırıyor. (Resim 5)

Tırtıl’ın yarışma sonucunda eşdeğer ödül grubunda yer almasını sağlayan önemli unsurun kapanarak bir iç oluşturan sınırlama mimarlığı yerine çizgiselleşip bir sırt olarak kendi etki alanı çevresinde etkileşim alanları üretmeye yönelik taktikler barındırması olduğu fark ediliyordu. Bu sayede bulunduğu konumdaki nesneler ve özneler arasında karşılıklı bağlantılar kurması, farklı ritimler oluşturarak yeni bir katmanlaşma / yapılaşma ve atmosfer içinde sahip olduğu işlevlerin ötesine geçerek sosyo-kültürel anlamlandırma düzlemine olası geçişlere işaret ediyordu. İsimlendirmenin kendisi de morfolojik bir analojiden çok imgesel bir anımsatma, gündelik dil içinde dolaşıma girmeyi kolaylaştıracak bir yakınlaştırma olarak kavranabiliyordu.

Mevcut durum itibariyle değerlendirildiğinde yarışmanın sonuçlanmasıyla inşa edilme arasında geçen zaman zarfında Tırtıl’ın içinden türediği fikri zeminin -yapıma yönelik- bir miktar çözüldüğü anlaşılıyor. İnşa edilen mekânsal aparatın serbest kullanımlı imkanlar uzamı olmakla ön tanımlı sergi deneyimi / bilgilendirme ortamı olmak arasında soğrulduğunu söylemek mümkün. “Kentlinin hayat akışının büyük bir parçasını oluşturan gidiş gelişleri engellemeyecek derecede kent yaşamının içinde” [4] denilse de alandaki konumlandırılmasına bağlı olarak görece kapalı bir cep haline geliyor; fikren devre dışı bıraktığı ön / arka, iç / dış gibi ikili ayrımları yeniden üretiyor. (Resim 6)

Müellifler Tırtıl’ın tam ortada, zemin izinin her iki tarafına da aynı sözü söylemeye çalışan bir pozisyondayken kenara çekilmesiyle zemin iziyle iletişim kurma imkânı doğduğunu belirtiyor. İki yanına eşdeğer tavır göstermek yerine daha dinamik ilişkiler belirdiğini, geçip gitmek yerine söz konusu cep içine girmenin ve çıkmanın keyfiyetinin belirdiğini, yapının gölgesinin zemindeki desene yeni bir ritim kattığını, diğer yüzdeki ilişkinin bakıp geçilen düz bir ilişki ürettiğini belirtiyorlar. (Resim 7)

Söz konusu ifadelere kısmen katılmak mümkün olmakla birlikte şöyle bir okuma da yapılabilir: Zemindeki izin varlığını aşırılaştırmak yerine bulunduğu konumda kendi aksı üzerinde çevrilmiş olsa düz bir ilişki ürettiği söylenen yöndeki panoların çizgisel dizilimi iskeleden çıkan ya da iskeleye ulaşan gelip geçen hareketin daha zahmetsizce ilişki kurmasına, zemindeki görsel katmana eşlik eden bir görsel katman daha ekleyebilir; oturma nişinin yeşil alana yönlenmesiyle birlikte ise mikro kamusal mekân etkileşimlerinin belirmesine altlık oluşturarak etki derinliğini güçlendirebilir görünüyor.

Tırtıl mevcut haliyle gündelik tesadüfler ve dünyevi sıradanlıkları kentsel mekânda yoğunlaştırarak yaratıcı “kaos”a yer açan bir aparat olabilecekken belirli bir estetik norm dizgesi içinde halihazırdaki mekânsal kurulumda nizami bir çizgi haline dönüşüyor. Renk konusundaki sükunetli tercih de söz konusu nizami olma kaygısını ele veren bir tutum. Müellifler bu tercihin çevre peyzajında çok baskın olmadan kaybolmaya yönelik olduğunu belirtiyor. Orhan Ersan’ın ifadesiyle, “endüstriyel bir ürün olan su kontrasının renginin Kordon için çok açık ve çiğ olduğu, dolayısıyla böyle bir ton verilerek Kordon’daki yaşantıyla birleşmesinin” tercih edildiğini söylüyorlar.[5] Ancak bu haliyle, yabancılaştırıcı bir katman olarak renk ile ortaya çıkarılabilecek fark ve bu sayede açıklama raporunda belirtildiği gibi “İzmir için simgesel ve ayırt edici özellikte bir tasarım nesnesi olarak anılmaya aday” olmasını güçlendirmek yerine aşinalık üretmek üzere soğurulmuş oluyor. (Resim 8, 9)

BİTİRİRKEN

Dereli’den ilhamla ifade edilecek olursa toplumsal kültürel ve entelektüel ekosistemin kararsız, ele avuca sığmaz ve görünmez bileşeni olarak hayal etme biçimlerini farklılaştırmak, bu sayede kolektif ve bireysel hislenme tonlarında dönüşümler tetiklemek niyetiyle girişilen çabalar hiç şüphesiz ki dikkate ve takdire değer. Ancak söz konusu girişimlerin iç içe geçen ve karşı karşıya kalınan zihinsel yapılarla, bürokratik mevzuatlarla ya da gündelik hayatın türlü hınzırlıklarıyla malul olduğunu hatırda tutmak önemli.

Yerel yöneticilerin düzenlediği çeşitli toplantılar, çalıştaylar, forumlardan sonra yayınlarda kayıt altına alındığı haliyle “tasarım bilincine sahip bir kent yaratmak”, “kent mekânlarında nitelikli tasarım ve düzenlemeler yapılması yoluyla yaşam alanlarının sosyal boyutta da zenginleştirilmesi”, “kentin mekânsal gelişmesinde, tasarım boyutunun daha fazla dikkate alınması ve karar vericilerde canlı bir mimari kültürün gelişmesine önem verilmesi” gibi ifadelerin[6] dönüştürücü bir karşılık bulabilmesinin ortamını mesleki ve bürokratik alışkanlıklardan, kalıp yargılardan uzaklaşarak esnekliklere imkan veren eş zeminlerde kurmayı gerektiriyor. Diğer türlü “tasarım”, pratik olağanlıkları dışında aşırılaşır, ağır bir yük haline gelir; mimarlık için de.

KÜNYE

Proje Adı       : İzmir Tasarım Koridorları

Proje Yeri      : Konak, İzmir

Proje Müellifi : Orhan Ersan, Deniz Dokgöz, Ferhat Hacıalibeyoğlu

Proje Grubu  : Kortay Ceylan, Gizem Yazıcı, Ceren Doğan

İşveren           : İzmir Büyükşehir Belediyesi

Yapımcı          : Newo Marka Danışmanlık

Statik              : Cemal Coşak

Elektrik          : Semih Uçak

Fotoğraflar    : Zeren Yasa

Proje Tarihi   : 2018

Yapım Tarihi : 2019

Toplam İnşaat Alanı: 135 m2

NOTLAR

[1] Konunun ekonomik tabanlı ya da sosyo-kültürel tabanlı özet kavramsal çerçevesi için, bkz: Dereli, Hasan Cenk, “Tasarım Kenti Olmayı Hedefleyen İzmir’in Zihinsel Altyapısını Dönüştürmek İçin Bir Etkinlik Tasarımı Önerisi”, Yedi: Sanat, Tasarım ve Bilim Dergisi, sayı:17, ss.25-38. Dereli’ye ait bir başka yayın için, bkz: Dereli, Hasan Cenk, 2021, “Kentin Tasarım Kültürünün Yaratılmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Rolüne Dair”, Dosya, sayı:48, ss.15-20.

[2] Kurtgözü, Aren Emre, 2020, “Tırtıl, Bir Tasarım Mecrası”, Meltem İzmir Akdeniz Akademisi Dergisi, sayı:7, ss.80-84.

[3] Müelliflerle 22.08.2021 tarihinde yapılan kişisel görüşme notları.

[4] Yurttaş, Özgür, 2019, “Tırtıl: Tasarıma Açılan Alan”, Yeniden Akdeniz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi Bülteni, sayı:8, s.10.

[5] Bu noktada Baudrillard’ın kendi tartışması içinde başka bir yere otursa da şu saptamasını düşünmek ufuk açıcı olabilir: “Önemli olanın onun (ahşap) doğal, yoğun ve sıcak tözü değil bu sıcaklığı yansıtan basit bir kültürel gösterge olması […] yalnızca bir gösterge işlevine sahip olmasıdır. Bu artık ahşap bir malzeme değil, ahşap bir elemandır. Önemli olan malzeme olarak sahip olduğu nitelik değil, bir ortam yaratılmasına olan katkısıdır.” Baudrillard, Jean, 2011, Nesneler Sistemi, (çev.) Oğuz Adanır, Aslı Karamollaoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul, s.49.

[6] İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2012, İzmir Tasarım Forumu, (ed.) Ayşegül Sabuktay, Sibel Önterlikçi.

Bu icerik 163 defa görüntülenmiştir.