MİMARLIK
390
TEMMUZ-AĞUSTOS 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: 2016 ULUSAL MİMARLIK ÖDÜLLERİ

  • Arazi ve Şeyler
    Pelin Tan, Doç. Dr., Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

YAYINLAR



KÜNYE
YAPI TEKNOLOJİSİ VE MALZEME

Kentsel Dönüşümde Asbest Riski

Gökçe Tuna Taygun, Yrd. Doç. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü

‘Kentsel dönüşüm’ yasası kapsamında yıkılan bina sayısındaki artışla birlikte yıkımların yol açtığı zararlar gittikçe daha çok kesim tarafından konuşulur / tartışılır oldu. Artık kullanımı yasak olsa da, eski yapı malzemelerinin bileşenlerinde bulunan sağlığa zararlı asbestin, yapıların yıkımı sırasındaki zararlarına dikkat çeken yazar, aslında bu zararların gerekli önlemler alındığı zaman azaltılabileceğini vurguluyor.

ASBEST

Asbest, doğal olarak oluşan, ezildiği ya da işlendiğinde kolaylıkla uzun, ince ve esnek liflere ayrılabilen, inorganik silikat bileşiklerine verilen mineralojik bir addır.(1) Kullanımı eski çağlardan beri bilinen asbestin yanmazlığı sihirli sanılmasına yol açmış ve bu mineral eski Yunanca’da yanmaz anlamındaki “asbestos” adını almıştır.

Yanmazlığı, ısı yalıtım niteliği, sıcaklık ve asitlerden etkilenmemesi, yüksek elektrik direnci, esnekliği, kolaylıkla eğilip bükülmesi ve benzeri özellikleri ile asbest; çatı ve duvar levhaları, döşeme kaplaması, sıva, boru, soba, araba fren ve debriyaj balataları, boya, gaz maskesi filtresi, ev aletleri (ekmek kızartma, saç kurutma makinesi ve benzeri), paketleme ürünleri, halat, iplik ve giysi gibi pek çok ürünün üretiminde kullanılmıştır.

En yoğun kullanıldığı 1940-1979 yılları arasında asbestle; tekstil, otomotiv, gıda, ilaç, kimya ve yapı endüstrisinde üç bin değişik ürün üretilmiş, en yüksek tüketim ABD’de 1970’lerin başında olmuştur.(2) Kanser riskinin ortaya çıkması ile asbest önemli bir “yapı içi hava kirleticisi” olarak görülmüştür.(3)

ASBEST İÇEREN YAPI ÜRÜNLERİ VE İNSAN SAĞLIĞI

Asbest doğada birbirine tutunmuş, ufalandığında ayrılan liflerin oluşturduğu bir kütle yapısındadır. Elektron ya da polarize ışık mikroskobu ile görülebilen asbest lifi hafiftir (Resim 1) ve havada uçuşarak uzak mesafelere taşınabilir ve uzun süre havada askıda kalabilir.(4) Lifler havada solunabilir durumdayken insan sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Havada asılı asbest liflerinin solunum yoluyla akciğerlere ulaşması ve liflerin akciğer dokusunda birikmesi zamanla asbestten kaynaklanan çeşitli sağlık sorunlarının oluşmasına neden olmaktadır. Asbest lifleri sindirim yoluyla da vücuda alınabilir. Sindirim yoluyla alınan liflerin vücuttan atıldığı ve hastalığa neden olmadığı düşünülmektedir. Deriden emilim yoluyla alınan lif miktarı ise çok azdır. Ancak deride bulunan lifler ikincil yollarla, solunum ya da sindirim yoluyla vücuda alınabilmektedir.(5) Liflerin akciğerlerde tutunarak hastalık oluşturması parçacıkların boyutlarına, kimyasal ve yüzey özelliklerine ve lifleri soluyan insanların yaş, cinsiyet, sigara içip içmemek gibi kişisel özelliklerine bağlı olmaktadır.(6) Normal koşullarda hava; 1 lif/cm3 den daha az asbest lifi içerir.(7) TS 11597 işyeri havasındaki asbest etkilenimi için en çok şu değerleri vermektedir:

  • 0,6 lif/cm3/8 saat krizotil
  • 0,3 lif/cm3/8 saat krizotil dışındaki lifler ya da
  • 0,3 lif/cm3/8 saat krizotilli karışımlar

Solunması en tehlikeli olan asbest lifleri, çapları 3 µm’den küçük, uzunluk / kalınlık oranları 3’ten, uzunlukları da 5 µm’den büyük olan amosit ve krokidolitdir.(8) Krizotil akciğerde eridiği için amfibol grubuna göre daha az zararlıdır.(9) Hafiflikleri nedeni ile yere düşmeyerek havada uçuşan asbest lifleri solunumla akciğerlere yerleşir ve solunum sistemi için önemli riskler oluşturur. Asbestin bütün türleri Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), Birleşik Devletler Çevre Koruma Dairesi (EPA), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Ulusal Toksikoloji Programı (NTP) tarafından kanserojen olarak tanımlanmaktadır.(10) Hastalık belirtilerinin bazı türlerde 10-30 yıl gibi çok uzun süreyi alabilmesi nedeniyle de oldukça önemli bir küresel çevre sorunu haline gelmektedir.

1920-1940 yılları arasında yapılan sağlık araştırmalarında asbestin insan sağlığına olumsuz etkilerinin olduğuna ilişkin bulgular elde edilmiştir. Asbest liflerinin solunması ile asbestosis, akciğer kanseri, mezotelyoma ve plevra tümörü gibi akciğer hastalıklarına neden olduğunun anlaşılmasıyla asbestin kullanımı 1970’li yılların sonlarına doğru giderek azalmaya başlamıştır.(11) Akciğer dokusunda yaralara ve son aşamada da akciğer zarından yeterli oksijenin geçmemesi nedeni ile solunum güçlüğüne yol açan asbestosis hastalığında; hastalık belirtileri asbestten etkilenime bağlı olarak yaklaşık 2 yıl sonra görülür. Nefes darlığı, karın ve göğüste ağrı ile belirti veren mezotelyomanın ise tedavisi yoktur ve 1 yıl içinde % 100 ölümle sonuçlanır. Plevra tümörü ise; az görülen, ölümcül olmayan akciğer zarı hastalığıdır. Sigara içenlerin daha çok risk altında olduğu akciğer kanserine yakalanan hastaların % 13’ünden azının 5 yıl içinde öldüğü görülmektedir.(12)

Avrupa Birliği’nin 1999 tarihinde benimsediği Direktifle (1999/77/EC) tüm Avrupa Birliği ülkelerinde her türlü asbestin kullanımının ve pazarlanmasının yasaklanması yoluna gidilmiştir. Direktifin tüm üye ülkeler için 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesiyle Avrupa Birliği’nde asbest yasağı başlamıştır. İşçilerin asbeste maruz kalmalarından doğacak risklere karşı korunmalarına ilişkin 2003 tarihli direktif (2003/18/EC) asbest çıkarılması ve üretimi / işlenmesi sırasında işçileri asbest liflerine maruz bırakacak tüm faaliyetleri yasaklamaktadır. Ayrıca mevcut asbestin temizlenmesi ya da asbestli binaların / birimlerin bakım onarım veya yıkım işlerinde çalışacak işçilerin maruz kalacakları asbestten korunmaları için son derece sıkı limitler ve önlemler benimsemektedir. Bu direktif de Nisan 2006 tarihinde tüm üye devletlerde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de de 2008 yılından itibaren asbest kullanımı kontrol altına alınmış, Aralık 2010 tarihinde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararıyla her türlü asbest kullanımı ve ticareti yasaklanmıştır.

Uzun yıllar yoğun bir şekilde asbestin kullanıldığı ülkelerde asbest şu an kullanılmıyor olsa da kamu yapısı, konut, işyeri ve benzeri birçok yapıda asbestli ürünler bulunmaktadır. Dolayısıyla bu ülkelerde asbestin zararlı etkileri hâlâ sürebilmektedir. Asbestli yapı ürünlerinin kullanıldığı yapılarda ürünlerin sökülmesi, yapıların yıkılması ve asbestli yapı ürünü atıklarının depolanması, yüklenmesi, taşınması ve / veya yok edilmesi gibi süreçlerde çalışan kişilerin, giysilerine veya saçlarına tutunan asbest liflerini evlerine ve çevrelerine taşıması nedeniyle ailelerinin ve yıkımı yapılan yapıların bulunduğu bölgede yaşayan kişilerin çevreye yayılan asbest liflerinden etkilenimi sözkonusu olmaktadır. (Resim 2)

KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE ASBEST

Türkiye' de 16.05.2012 tarihinde 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümü Hakkındaki Kanun”un yayımlanıp yürürlüğe girmesinden sonra kanunun uygulama yönetmeliği ile 04.08.2012 tarihinde ‘kentsel dönüşüm’ çalışmalarına başlanmıştır. Kentsel dönüşüm kapsamında 20 yıllık bir süreçte Türkiye’nin 81 ilinde yedi milyon yapının yıkımı planlanmaktadır. Kamu yapıları ve konutlardan oluşan bu yapıların çoğunda asbestli yapı ürünleri bulunmaktadır.

Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından 29 Ağustos 2010 tarihinde yayımlanan “Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların Üretimine, Piyasaya Arzına ve Kullanımına İlişkin Kısıtlamalar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile 2010 yılı sonunda asbestin veya asbest ürünlerinin her türünün çıkarılması, işlenmesi, satılması, ithalatı ve üretilmesi yasaklanmıştır. Türkiye’de 1983 yılından asbest kullanımının tamamen yasaklandığı 2010 yılına kadar 500.000 ton asbest birçok üründe kullanılmıştır. Bugün asbestli ürünlerin üretimi yapılmıyor olsa da geçmişte üretilen ürünlerin kullanımı, bakımı, onarımı, sökümü, asbestli yapı ürünlerinin kullanıldığı yapıların yıkımı, asbestli ürün atıklarının taşınması ve yok edilmesi gibi süreçlerde asbestten etkilenim devam etmektedir. Bu süreçlerde gerekli önlemler alınmazsa gelecekteki 20 yıl boyunca asbestten kaynaklanan sağlık sorunlarının devam edeceği düşünülmektedir.(13)

Yapıların yıkımından önce yapıda bulunan asbestli ürünlerin belirlenmesi, ilgili yönetmeliklere uygun teknikler kullanılarak ve uzman kişilerin kontrolünde yapının asbestli ürünlerden arındırılması, asbestli atıkların gerekli güvenlik önlemleri alınarak yıkım alanından uzaklaştırılması gerekmektedir.(14) (Resim 3)

Kentsel dönüşüm süreciyle yapıların yıkımında ve böylece de asbest atıklarının çevreye yayılmasında artış oluşmaktadır. Bu risk karşısında özellikle de kentsel dönüşümün hızla yaşandığı İstanbul’da bazı belediyeler kendi inisiyatifleri doğrultusunda önlemler almaya başlamıştır.

Kadıköy Belediye Meclisi’nin 2012 yılında aldığı “İnşaat Süresince Uyulması Gereken Kriterler ve Atık Yönetimi” kararı ile Kadıköy’de yıkımı yapılacak yapılara öncelikle “asbestten ve zararlı atıklardan temizlenme” koşulu getirilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği ya da çevre uzmanı tarafından inşaat atık yönetim planı hazırlanmadan ve bu plana dayalı özellikle asbest gibi tehlikeli atıkların yapıdan temizlendiğine dair Kadıköy Belediyesi Çevre Müdürlüğü’nden “Asbest Temiz Raporu” gelmeden yıkım ruhsatı verilmemektedir. 24 Ağustos 2015 tarihinden itibaren uygulamaya başlanan çalışmalar kapsamında, farklı inşaat şirketlerine ait 421 şantiye alanı denetlenmiş, 134 şantiye alanında asbestli malzemeye rastlanmış ve toplam 81.300 kg asbest atığının bertarafı sağlanmıştır. (Resim 4)

Maltepe Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından, Belediye Meclisi’ne sunulan ve Sağlık ve Çevre Komisyonu’na havale edilen “mevcut yapıların yıkımı sırasında asbest, cıva, asit gibi insan sağlığını tehdit eden maddelerin, yıkım öncesinde ortamdan uzaklaştırılması için belediyeden izin alınması kararı”na ilişkin Tehlikeli Atıkların Kontrolü Raporu’nun meclisten oybirliğiyle geçmesi ile eski yapıların yıkımı sırasında halk sağlığını tehlikeye atabilecek asbest gibi kanserojen maddelerin temizlenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Mart 2016 tarihinden bu yana 62 yapı bu tip zararlı atıklardan temizlenerek yıkım ruhsatı alabilmiştir.

Yıkım öncesi alınan asbest envanter raporlarında en çok çatı (Resim 5) ve döşeme (Resim 6) levhalarında, kazan dairesinde boruların (Resim 7) ve elektrik kablolarının (Resim 8) yalıtım kaplamalarında asbestli ürünlerin kullanıldığı belirtilmiştir.

18 Mart 2004 tarih ve 406 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”nde de çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak amacıyla, asbest içeren ürünlerin kullanıldığı binaların yıkımı, sökümü, bakım ve onarımı sırasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 26/12/2003 tarihli ve 25328 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik” esaslarına uyulmasını ve “inşaat / yıkıntı atıkları içerisinde bulunan asbest, boya, florasan, civa, asit ve benzeri tehlikeli atıkların diğer atıklardan ayrı olarak toplanmasını ve Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine göre bertaraf edilmesi”ni bildirmektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliği” güncellenerek 25 Ocak 2013 tarih ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmelikte, asbest ve asbest içeren yapı ürünlerinin bulunduğu yapılarda bakım-onarım, söküm, yapıdan uzaklaştırma ve yıkım süreçlerinde çalışacak uzman kişiler, çalışma koşulları ve genel önlemlere ilişkin bilgiler verilmektedir.

Türk Toraks Derneği Çevresel ve Mesleki Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu da 9 Mayıs 2016 “kullanımı yasaklanmış olmasına rağmen geçmişte kullanılmış olan asbestin insan sağlığı üzerindeki riski ve etkileri hâlâ devam etmektedir. Özellikle son yıllarda kentsel dönüşüm kapsamında asbestli çimento, su boruları, döşeme ve çatı kaplamaları bulunan eski yapıların yıkımıyla çevreye yayılacak asbest lifleri, başta yıkım işlerinde çalışan kişiler olmak üzere, halk sağlığı için onlarca yıl sonra ortaya çıkacak kanserler ve sonu solunum yetmezliği ile bitecek ciddi akciğer hastalıkları açısından ciddi riskler taşımaktadır. İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde, yıkım öncesi yapıda asbestli ürün incelemesi yapılması ve asbestli ürün kullanımının belirlenmesi durumunda yapı yıkım işlemlerinde ortama asbest yayılımı ve asbest etkilerini yok edecek şekilde yapılmasının yaşamsal bir önemi bulunmaktadır” şeklinde yaptığı basın açıklamasıyla sorunun ciddiyetine dikkat çekmiş ve her türlü bilimsel desteğe hazır olduklarını da belirtmiştir.

SONUÇ

Asbestli yapı ürünlerinin üretim ve kullanımı 2010 yılından bu yana yasak olmasına rağmen, 2010 öncesi yapılarda bulunan asbestli ürünlerin varlığı; özellikle de kentsel dönüşüm ile yıkılan yapıların atıklarıyla asbest liflerinin çevreye dağılması ile gelecek en az 20 yılın önemli bir çevre sorununu oluşturmaktadır.

Asbest ve olası etkileri karşısında yönetmelik, yasa ve benzeri zorunluluklar, ilgili kurumlar tarafından düzenlenmektedir. Asbestli yapı ürünlerinin yapıda belirlenmesi, ölçümü, sökümü, yapıdan uzaklaştırılması ve bertarafı süreçlerinde çalışan uzman kişilerin ve halkın bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürlüğü “İstanbul İş Sağlığı ve Güvenliği Günleri” organizasyonu kapsamında 4 Kasım 2015 tarihinde “İşyerleri ve Kamu Kurumlarında İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamalarının Denetimlerinde Pratik Bilgiler ile Sağlığımızı ve Güvenliğimizi Tehdit Eden ASBEST” semineri; Kadıköy Belediyesi ise 21 Nisan 2016 tarihinde kentsel dönüşüm içinde asbest kaynaklı riskler konusunda “Kadıköy’de Kentsel Dönüşüm ve Asbest Gerçeği” paneli düzenlenmiştir. Bu çalışmalar, asbest ve benzeri risklerin yönetimi açısından sevindirici olsa da kişi ve kurumların inisiyatifleri ile sınırlı kalması sorunların çözümüne yardım olamamakla birlikte bazı durumlarda da engelleyebilmektedir.

Asbestli yapı ürünlerinin yapıda belirlenmesi, ölçümü, sökümü, yapıdan uzaklaştırılması ve bertarafı süreçlerinde çalışan uzman kişilerin şu kriterleri sağlaması gerekmektedir:

  • Giysi ve çalışma koşullarının süreçlerdeki işlemlere uygun olması,
  • Çalışma sonrası temizlik ve bakımlarının doğru yöntemlerle yapılması,
  • Sağlık kontrollerinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi

Ayrıca kentsel dönüşüm kapsamında yapının yıkım kararının alınması öncesi hazırlanan;

  • Asbest envanter raporu,
  • Atık yönetim planı ve
  • Risk analiz raporu

gibi belgelerin bağımsız ve tarafsız kurumlar tarafından hazırlanması, yıkım kararının güvenilirliği açısından önem kazanmaktadır. Bu nedenle de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından uzman yetiştirilmeli ve bu raporları hazırlayan kurumlar denetlenmelidir.

 

KAYNAKLAR


ASHRAE (The American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers) Environmental Health Committee, 1998, ASHRAE Temel El Kitabı (Fundamentals) Çevre Sağlığı, (çev.) Nejat Demircioğlu, Macit Toksoy, Türk Tesisat Mühendisleri Derneği Teknik Yayınları, sayı:2, Bölüm 3, Ankara.

Balanlı, A.; Tuna Taygun, G., 2005, “Yapı Biyolojisi ve Asbest”, Mimar.ist, sayı:16, ss.107-110.

Balanlı, A.; Tuna Taygun, G., 2007, “Türkiye’ de Çevre Sorunu Olarak Asbest ve Erionit”, Eko Teknolojiler ve Ekolojik Yerleşimler, YTÜ Mimarlık Fakültesi ve Goethe-Institut, 14-15 Kasım 2005, YTÜ Basım-Yayın Merkezi, İstanbul,  ss.99-106.

Barış, İ., 1998, “Türkiye’de Asbest ve Eronite Bağlı Sağlık Sorunları”, Uluslararası Katılımlı 1. Ulusal Çevre Hekimliği Kongresi, 8-12 Aralık 1997, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Ankara, ss. 57-58.

Bhandari, M.G.; Kulkarni, V.K.; Malviya, R.K., 2013, “Building Demolition: Ground to Earth Important as Construction”, International Journal of Emerging Technology and Advanced Engineering, cilt:3, sayı:4, ss.396-401.

Brown, S. K., 2001, “Asbestos”, Indoor Air Quality Handbook, (ed.) J.D. Spengler, J.M. Samet, J.F. McCarthy, MC Graw-Hill.

Corn, M., 1993, Handbook of Hazardous Materials, Academic Press, Amerika.

Curwell, S. R.; C. G. March, 1986, Hazardous Building Materials, E&FN Spon, Londra.

Darcey, D. J,; Alleman, T., 2004, “Occupational and Environmental Exposure to Asbestos”, Pathology of Asbestos, Springer, New York, ss.11-24.

Dunford, R. E., 1994, Your Health and the Indoor Environment, Nu Dawn Publishing, Amerika.

EPA, (United States Environmental Protection Agency), 1990, “Managing Asbestos In Place, A Building Owner’s Guide to, Operations and Maintenance Programs for Asbestos-Containing Materials”, Pesticides and Toxic Substances, TS-799, 20T-3003, USA. nepis.epa.gov/Exe/ZyPDF.cgi?Dockey=20011E4D.PDF [Erişim: 01.06.2016]

EPA (United States Environmental Protection Agency), 2001, “Asbestos”, www.epa.gov/iaq/asbestos.html  [Erişim: 01.06.2016]

Godish, T., 1997, Air Quality, 3. Basım, Lewis Publishers, Amerika.

Gürcanlı, G. E., 2013, “Kentsel Dönüşüm Süreci, Yıkımlar ve Asbest Riski Üzerine”, Mühendislikte, Mimarlıkta ve Planlamada Ölçü Dergisi, Aralık 2013, ss. 44-51.

Kuhre, W. L., 1994, Practical Management of Chemicals and Hazardous Wastes-An Environmental and Safety Professional’s Guide, Prentice Hall PTR, Amerika.

NIEHS (National Institute of Environmental Health Sciences), 2001, “Asbestos”, Ninth Report on Carcinogens, CAS No: 1332-21-4, Amerika.

NIEHS (National Institute of Environmental Health Sciences), 2011, “Report on Carcinogens,Twelfth Edition”, National Toxicology Program, ss.53-56, ntp.niehs.nih.gov/ntp/roc/twelfth/roc12.pdf [Erişim: 01.06.2016]

TSE (Türk Standartları Enstitüsü), 1995, “Hava Kalitesi-Asbeste Maruz Kalınan İş Yerlerinde Alınacak Güvenlik ve Sağlık Tedbirleri (TS 11597)”, Türk Standartları Enstitüsü. Ankara.

Virta, R. L., 2006, Worldwide Asbestos Supply and Consumption Trends from 1900 through 2003, U.S. Geological Survey Circular 1298, USGS Open-File Report 03–083, pubs.usgs.gov/circ/2006/1298/c1298.pdf

WHO (World Health Organization), 1987, Air Quality Guidelines for Europe, WHO Regional Publications, Avrupa Serisi sayı:23. Danimarka.

Yu, M., 2001, Environmental Toxicology Impacts of Environmental Toxicants on Living Systems, Lewis Publishers, Amerika.

NOTLAR

1. TSE, 1995.

2. Kuhre, 1994.

3. Godish, 1997.

4. ASHRAE, 1998.

5. NIEHS, 2011.

6. Balanlı ve Tuna Taygun, 2005; 2007.

7. Dunford, 1994.

8. TSE, 1995.

9. Barış, 1998.

10. NIEHS, 2001.

11. EPA, 1990; Virta, 2006.

12. Brown, 2001; Corn, 1993; Curwell, 1986; EPA, 2001; Godish, 1997.

13. Darcey ve Alleman, 2014.

14. Bhandari vd, 2013; Gürcanlı, 2013.

 

Bu icerik 1393 defa görüntülenmiştir.