425
MAYIS-HAZİRAN 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: 2022 ULUSAL MİMARLIK ÖDÜLLERİ

YAYINLAR



KÜNYE
ÖDÜL

2022 Pritzker Ödülü Kazananı Diébédo Francis Kéré: Yerelde, Yerelle Birlikte İnşa Etmek

Elif Sidar Ökdemir, Mimar, Araştırmacı

Pritzker ödülünü bu yıl ilk defa Afrikalı bir mimar aldı. Seçici jürilerin geçmişten günümüze yolculuğunu yorumlayan yazar, ödülün bu yılki adresi olan “mimar, eğitimci ve sosyal aktivist” Kéré’nin “topluluklar için ve topluluklara ait” mimarlığını inceliyor.

 

1979 yılından bu yana dünyanın prestijli mimarlık ödüllerinden olan ve her yıl Hyatt Vakfı tarafından seçici jüri aracılığıyla yapılı çevreye katkı sağlayan mimarları onurlandırmak adına verilen Pritzker Mimarlık Ödülü’nün 2022 yılı kazananı Diébédo Francis Kéré oldu. 1990’ların başına kadar Philip Johnson (1979), Oscar Niemeyer (1988), Frank Gehry (1989) ve Aldo Rossi (1990) gibi isimlerin aldığı ödül bu yıllarda jüri tarafından “ömür boyu başarı ödülü” niteliğinde görülüyordu. Takip eden yıllarda Renzo Piano (1998), Norman Foster (1999), Rem Koolhaas (2000) ve Zaha Hadid (2004) gibi isimlerle “küresel olarak ünü yaygınlaşan mimarlara verilen” bir niteliğe bürünerek sürdü. Son yıllarda ise Shigeru Ban (2014), Alejandro Aravena (2016), Lacaton & Vassal (2021) ve son olarak da Diébédo Francis Kéré (2022) gibi isimlerin onore edilmesiyle “sosyal tasarım, topluluk odaklı tasarım ve alternatif mimarlık pratikleri” öne çıkmaya başladı.[1] Bu tarihsel değerlendirme izleği mimarlık ürününe atfedilen değerin ve mimarlık pratiğinin kendisine bakışın nasıl dönüştüğünü izlemek için oldukça önemli. Bu dönüşüm, tasarım ve mimarlık pratiğinin yapılı çevreyi oluşturan salt mimarlık ürünü üzerinden mi yoksa bütüncül olarak sürecin tasarımını, yöntemini ve nasıl işletildiğini kapsayarak mı değerlendirileceği tartışmasını öne çıkarıyor. Bu anlamda mimarlığın bir pratik olarak var oluşu, sunumu ve öne çıkarılma biçimiyle ilgili bir paradigma değişiminden bahsetmek mümkün. 2022 yılında Diébédo Francis Kéré’yi ödüle layık gören jürinin şu açıklaması da bu vurguları doğrular nitelikte: “Mimarlığın nesneyle değil hedefle ilgili, ürün değil süreç olduğunu biliyor. Francis Kéré'nin tüm çalışmaları bize yerinde kök salmış maddiliğin gücünü gösteriyor. İnşa ettiği yapılar yapma biçimleri, malzemeleri, programları ve özgün karakterleri bakımından topluluklar için ve topluluklara aittir.”[2]

Pritzker Mimarlık Ödülü 2022 yılı kazananı Diébédo Francis Kéré, bu ödülü kazanan ilk Afrikalı mimar. Kendisini mimar, eğitimci ve sosyal aktivist olarak tanımlıyor. Bugün mimarlığa bakışını, beklentilerini ve yapma biçimini doğrudan şekillendiren şeyin kendi kişisel hikayesi olduğu apaçık ortada. Bu nedenle çokça yayında Kéré’nin işleri ve yapma biçimi kişisel hikayesiyle birlikte aktarılıyor. Afrika’nın batısında yer alan Gando’da (Burkina Faso) doğan Kéré, köyünde okula giden ilk kişi. Çeşitli kurumlardan aldığı burslar sayesinde öncelikle 1985 yılında marangozluk okumaya, on yıl sonra da Berlin Teknik Üniversitesi'nde mimarlık okumaya başlıyor. Sömürge döneminin süren izleri nedeniyle bilgiye erişimin kısıtlı olduğu Burkina Faso’da bugün bile köy nüfusun yarısından fazlasının okuma yazma bilmediği tahmin ediliyor. Bölgede eğitime erişim gibi eşitsizliklerin yanı sıra elektrik ve temiz suya erişim gibi çeşitli altyapı sorunları da söz konusu. Kendi tarifiyle Kéré, mimar ve mimarlık kelimelerinin toplumda bir karşılığının olmadığı bir bölgede, Gando’da mimar oluyor ve bu bölgede üretmeye devam ediyor.

Bölgede yaşanan sosyal adaletsizlikler ve yaşam kültürünün yanı sıra iklim, yerel malzemeler ve yerel yapım teknikleri gibi yerelin bilgisine olan hakimiyeti Kéré’nin mimarlık pratiğindeki en büyük belirleyicilerden biri. Eğitim aracılığıyla edindiği bilgiyi yereli dönüştürmek için kullanıyor, geleneksel yapım tekniklerini ve malzemelerini edindiği yapım bilgisiyle harmanlayarak yenilikçi yöntemler geliştiriyor. Yerin çoklu verilerini okuyup tüm süreci bunun üzerinden kuruyor. Dolayısıyla yaşama kültürü, ekonomik koşullar, iklim ve doğa olayları; tasarım ve inşa sürecinin çoğu zaman merkezine oturuyor veya parçası oluyor. Burkina, hızlı yağış alan dolayısıyla da sellerin sık görüldüğü bölgelerden biri. İlk bakışta negatif görünüyor olsa da bu doğa olayı inşa etmek için gerekli kum ve çakılları nehirlere taşımaya yardımcı oluyor; nehirlerde biriken kum ise kil karışımında kullanılabiliyor. Yerelin taşıdığı “toprakla üretme” bilgisi, Kéré’nin eğitiminin taşıdığı inşa etme bilgisiyle birleşiyor ve Naaba Belem Goumma Lisesi inşa edilirken hazırlanan çamur karışımı bu projede beton gibi, kalıplara dökülerek kullanılıyor. Betondan daha sürdürülebilir ve daha ucuz olan bu yenilikçi yöntem, estetik değerinin yanı sıra geleneksel kil tuğlalardan daha hızlı inşa ediliyor. (Resim 1)

Bir diğer proje olan Gando İlköğretim Okulu Kütüphanesi’nin (2019) çatısına havalandırma ve gün ışığı için delikli bir yüzey tasarlanmış. Sıcak havayı dışarı, gün ışığını içeri alan delikli yüzey inşa edilirken bölgede yoğunca kullanılan kil çömleklerden yararlanılıyor. (Resim 2) Şantiye alanına taşınıp kesilen çömlekler yerleştirilerek etraflarına beton dökülüyor. Tavan için yaratılan bu yüzeyde, açıklıkların üzerine yerleştirilmiş polikarbonat levhalarla güneşten ve yağmurdan koruyan oluklu bir metal çatı bulunuyor. Çatının yüzeyi, pencerelerden ve tavandaki deliklerden soğuk havayı çekerek iç mekânı havalandırıyor. Bu ve benzeri, iklime duyarlı, düşük maliyetli, ekolojik ve yenilikçi yöntemler çokça tüketilen sürdürülebilirlik tanımına da yerel bir bakış sunuyor. Dolayısıyla bölgenin yerel malzemeleri ve yapım yöntemlerini tasarım ve mühendislik bilgisiyle geliştirerek yapı üretmek, düşük teknolojili, kendine yeten ve yere ait bir sürdürülebilirlik tanımının fizikselleşmesi olarak okunabilir.

Ortaya çıkan yeni yöntemin ve bilginin özgün olması ile kurumsallaşarak tekrar etmeme hali de üzerinde düşünülmesi gereken noktalardan biri. Tasarımdan inşaya tüm süreç okunduğunda ortaya çıkan alternatif ve özgün bilginin kopyalanarak yaygınlaşmasının amaçlanmadığı, aksine yere ait olarak ve yerden üretildiği görülüyor. Tüm bunlarla birlikte yerel bilgiden doğan bu özgünlüğün projeleri başarılı kılan en önemli etkenlerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kéré'nin dünyasında mekânın fiziksel üretim süreci temel bir mekânsal ihtiyacı karşılamanın ötesinde, sosyal eşitsizlikleri gidermeye odaklanarak topluluk için ekonomik bir kaynak yaratmayı da hedefliyor. Dolayısıyla projelerle birlikte mekânın estetik, ekolojik ve işlevsel değerlerinin ötesinde, topluluğun sosyal ve ekonomik yaşamına dair ürettiği değerin varlığı da görünür hale geliyor. Yapma biçiminin temelini gözler önüne seren ve ona 2004 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü kazandıran Gando İlkokulu (2001) bahsi geçen durumları özetler nitelikte. Yukarıda örneklenen projelerine benzer biçimde doğal malzemelerle iklime uygunluğu göz önüne alınarak tasarlanan yapı, yerel halkı da inşa sürecinin parçası haline getirmiş. Kéré halkı öncelikle malzemenin farklı biçimlerde kullanılabileceği vurgusuyla köydeki yerel halkı sürecin bir parçası olmaya ikna etmiş. (Resim 3, 4) Birlikte inşa yaklaşımın hâkim olduğu şantiyede, bölgedeki kadınlar ve erkekler yerel teknikleri kullanmış. Önce erkekler sonra da kadınlar ürettikleri aletler aracılığıyla zemine serilen kile vurarak baskı yapmış, bu işlem kili ıslatarak uzun saatler boyu devam etmiş. Ardından taşla cilalama işlemi başlamış ve zemin pürüzsüz hale gelene kadar devam etmiş.

Üretilen mekânla emek sürecini ortaklaştırarak yerelin bağ kurmasını sağlamanın yanı sıra birlikte inşa pratiği aynı zamanda yerel kalkınmaya da katkı sağlıyor. Gando’dan iş imkânlarının kısıtlılığı nedeniyle ayrılan erkekler öğrendikleri ve uyguladıkları teknikler sayesinde bölgedeki diğer şantiyelerde iş imkanı bulmaya başlamış.

Gando Öğretmen Evi (2004) ise üç yıl öncesinde tamamlanan ve Kéré’nin küresel alanda ününü sağlayan proje olan Gando İlköğretim Okulu'ndaki öğretmenler ve aileleri için kaliteli konut sağlanması ve nitelikli emeği ülkenin kırsalında çalışmaya teşvik etmek amaçlanarak tasarlanmış. Öğretmenler için üretilen konutlar, değişen ihtiyaçlara bağlı olarak çeşitli şekillerde daha büyük kompozitler halinde birleştirilebilen, yerel tipolojiyle uygun bir dizi uyarlanabilir modülden oluşuyor. (Resim 5) Dolayısıyla komünitenin de belirleyici aktörler arasında yer aldığı bu süreçler, kırsalda istihdam alanı yaratmanın iyi örnekleri arasında yer alıyor. İlkokul projesinin başarısı sonrasında öğrenci sayısının artmasıyla ek bir bina inşa etme ihtiyacı doğmuş ve 2008 yılında tamamlanan ek bir yapı daha inşa edilmiş.

Tasarımdan uygulamaya işletilen bu sürecin finansmanı için ise ortaklıklar ve bağış mekanizmalarını kurumsallaştırmak adına 1998 yılında Kéré Vakfı kurulmuş. Projelerin başarısı yerel vatandaşlar için tasarımdan mesleki zanaat eğitimine kadar fırsatlar yaratırken, görünürlüğün artmasıyla birlikte uluslararası düzeyde kaynak toplamaya da başlanmış. Başarılı işleyen bu süreç 2005 yılında Berlin’de Kéré mimarlık ofisinin kurulmasının ön adımları olmuş.

Kéré’nin yapma biçimi tasarımdan uygulamaya, finans modelinden yerel kalkınmaya uzanan bütüncül, katmanlı ve birbirini kesen süreç tasarımı temeline oturuyor. Tüm bu örnekler mimarlığı salt ürünün işlevsel veya estetik değerinden öte bir pratik olarak bütüncül bir süreç üzerinden okumaya teşvik ediyor, çok paydaşlı ve çok merkezli bir akışı ortaya çıkarıyor. Aynı zamanda ortaya çıkan projelerin her biri mimarlık aracılığıyla yerelin kendi geleceğini şekillendirme gücünü ortaya çıkarıyor. Ekolojik, ekonomik ve toplumsal değerlerin merkezi paylaştığı bu izlek ise mimarlık pratiğine dair alternatif tartışmaların önünü açmaya, topluluk odaklı tasarım ve sürdürülebilirlik kavramlarını birlikte tartışmaya çağırıyor.

NOTLAR

[1] Valencia, Nicolás, 2022, “Why Francis Kéré Won the Pritzker Prize?”, https://www.archdaily.com/978764/why-francis-kere-won-the-pritzker-prize [Erişim: 01.05.2022].

[2] Announcement”, https://www.pritzkerprize.com/laureates/diebedo-francis-kere [Erişim: 01.05.2022].

Bu icerik 346 defa görüntülenmiştir.