410
KASIM-ARALIK 2019
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Şaheser Bir Kişilik: Yıldırım Yavuz

Yiğit Acar, Dr. Öğr. Gör., Bilkent Üniversitesi Mimarlık Bölümü

 

ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde dekanlık ve Bilkent Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi’nde dekan yardımcılığı da yapmış, kariyeri boyunca Mimarlar Odası’nın birçok çalışmasına katkı sunmuş değerli öğretim üyesi Prof. Dr. Yıldırım Yavuz’u geçtiğimiz Eylül ayında kaybettik.

Yıldırım Yavuz ODTÜ Mimarlık Bölümü’nün ilk öğrencilerindendi. Mezuniyetini takiben Pensilvanya Üniversitesi’nde, Louis Kahn’ın yanında çalıştıktan sonra tekrar kuruma dönerek kurumun kendi yetiştirdiği ilk öğretim üyelerinden olmuştur. Bu kuşak, mimarlık ortamımız için büyük bir kırılmayı temsil eder. Daha önce tamamen İstanbul merkezli ilerleyen mimarlık eğitiminde artık, Ankara’dan çıkan ve dünya ile güçlü bağları olan başka bir ekol daha vardır. Bu ekol diğer mimarlık okullarının kısıtlı bir ilgi yönelttiği büyük alanları taramaya başlar. Cumhuriyet dönemi mimarlığı, Anadolu’nun yerel mimarlığı ve Anadolu’daki kültür varlıkları ile ilgili çalışmalar üretirler. Bugün erken Cumhuriyet dönemi mimarlığına ve Anadolu inşa kültürüne ilişkin büyük bir bilgi birikimimiz var ise bu Yıldırım Yavuz ve onun neslinin başlattıkları çalışmalar sayesinde mümkün olmuştur.

Aynı nesil hem ODTÜ’de aldıkları uluslararası mimarlık eğitimi, Ankara akademik ortamının sosyolojik ve politik çalışmalar alanında hali hazırda var olan zengin ortamı ve Louis Kahn’ın yanında edindikleri deneyimler ile özgün bir mimarlık eğitimi ve pratiğinin de temellerini oluşturmuşlardır. Bu özgün sentez ODTÜ Mimarlık Bölümü’nün uzun yıllar sürecek karakterini belirlemiştir. İnsan merkezli, malzemede ve biçimde dürüst, tevazu sahibi, hem Anadolu’ya ait hem de evrensel değerler taşıyan bir mimarlık anlayışını inşa etmiştir.

Bu neslin içerisinde Yıldırım Yavuz her zaman nezaketi ve çok yönlü bilgi birikimiyle tanınmıştı. Rönesans tarihini, tarihî figürlerin özel hayatlarından başlayıp bir yapının köşe bezemesinde saklı bir anlatımda bitirebilecek kadar bilgi doluydu. Sanatın her dalı ama özellikle müzik ve insan sesi ile eşlik edilen klasik müzik türleri üzerine ciddi bir bilgi birikimine sahipti. Mimarlığı kültür ve kültürleri oluşturan insanlarla ilişkili bir biçimde okurdu. En sıradan görünen kent parçasında bile gizli onlarca ilişkiyi anlatımıyla gözler önüne serer ve tüm algınızı bir anda dönüştürürdü. Günümüzün pragmatik dünyası içinde artık ender rastlanan bir bakma biçiminin temsilcilerindendi.

Özellikle erken Cumhuriyet dönemi mimarlığı üzerine çalışmaları ile bilinen Yıldırım Yavuz, İmparatorluktan Cumhuriyete Mimar Kemalettin 1870-1927 ve Mimar Kemalettin ve Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi başlıklı iki kitabın yanı sıra erken Cumhuriyet dönemi mimarlığı, Atatürk ve modernite konularında çok sayıda sunum ve makale üretmiştir. Araştırmalarının ötesinde, yürüttüğü tasarım stüdyoları ile tarih ve kültürden beslenen bir mimarlık pratiğinin gelişmesine katkıları olmuştur.

Yıldırım hoca kişiliğiyle de birçok insana örnek olmuştur. Hayata dair her konuyla ilgili, her çevreden insanlar ile ilişki kurabilen, sürekli öğrenen ve öğreten bir kişiydi. Hayata bakışındaki olumlu hava günlük konuşma diline de yansırdı. Birçoğuna sıradan bir baraka gibi gelebilecek küçücük bir Tatar evini gördüğünde “şaheser!” diye sevinçle bağırabilecek kadar hassas bir kişilikti.

Mimarlığı onu üreten ve yaşayan insanlarla bir bütün olarak anlayan ve anlatan Yıldırım Yavuz, ardında çok önemli dersler bırakarak aramızdan ayrıldı. Kendisini bir kez daha özlemle anıyoruz.

Fotoğraf: M. Koray Pekeriçli

Bu icerik 234 defa görüntülenmiştir.