MİMARLIK
383
MAYIS-HAZİRAN 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK MÜZESİNE DOĞRU

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY

MİMARLIK DÜNYASINDAN

MİMARLIK GÜNDEM

GÜNCEL

KENTLEŞME VE MİMARLIK

HABİTAT KONGRELERİ

ETKİNLİK

ANMA PROGRAMI: EGLI

MESLEK ETİĞİ

YARIŞMALAR

KIRDAN / KENTTEN

MİMARLIK ELEŞTİRİSİ

MİMARİ TASARIM

KENTSEL PLANLAMA

KORUMA - YAŞATMA

MİMARİ TASARIM.

TASARIM TARİHİ

YAYINLAR

TEMA[S]




KÜNYE
MİMARLIK'tan
Aslı Tuncer

“Politika” Türk Dil Kurumu'na göre, “devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa” olarak tanımlanıyor. TDK’nin Türkçe Sözlük’üne ne kadar güvendiğimiz bir tartışma konusu olsa da (bakınız “müsait” kelimesinin anlamı), bu tanım bize politikanın aslında bir düzen getirmek için verilen kararlar bütünü olduğunu söylüyor. Peki, kentsel politikalar bizim hayatlarımızı ne derece ‘düzen’liyor? Ya da şöyle soralım: Kimin için ‘düzen’liyor? Bu sayının başyazısı, mimarlık ve kentsel politikaların tartışıldığı Mimarlık Semineri’ne ve 1969’da düzenlenen ilkinden, 2015’te düzenlenen ikincisine kadar geçen süre arasındaki politik farklılıklara odaklanıyor. Seminer, iktidarın politik kararlarının mutlak güç sahibinden yana seyrettiği şu günlerde, “Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde” söylemini bir kez daha gündemimize taşıyor.

2015 Türkiye Genel Seçimleri nasıl sonuçlar doğuracak, başka politikalar mümkün mü, 7 Haziran sonrası göreceğiz, fakat bizler hakkında verilen kararların, bizlerin yararına, bizlerle birlikte alınabileceği bir döneme girebileceğimize dair umut beslemeye devam edelim. Bunlar arasında çevre ve enerji politikaları, karar mekanizmalarının kimin yararına işletildiğini anlamadığımız konulardan sadece biri ama en önemlilerinden biri. Sayının kapağına taşıdığımız, Murat Germen’in Artvin Deriner Hidroelektrik Santrali’nin fotoğrafı, yürütülen politikaların doğanın yanında değil, karşısında ve kim bilir yanında hangi ortaklarla yer aldığını bir kez daha gösteriyor. Geçtiğimiz Nisan ayında temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali ise bu politikanın uygulandığı başka bir örnek. 1986 Çernobil nükleer faciasının Türkiye üzerindeki etkileri detaylı araştırılmamış ve doğrulara ulaşılamamış olsa da, radyasyonun etkileri ülkede net biçimde hissedilmişti. Karadeniz kıyılarından 1.400 kilometre uzakta olan bir reaktörde yaşanan kaza ülkemizi etkileyebiliyorsa, Mersin Akkuyu’da ve Sinop’ta yapılacak (yapılmamasını, yapılırsa da kaza olmamasını umduğumuz) nükleer santrallerin kaza anındaki etkilerini düşündünüz mü? “Sahi nükleer santraller sizin evinize ne kadar uzakta?”

Aslı Tuncer
Bu icerik 4970 defa görüntülenmiştir.