320
KASIM-ARALIK 2004
 
MİMARLIK'TAN

UIA 2005 İSTANBUL’A DOĞRU

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA Her Daim Gündemde: YARIŞMALAR

  • Şatolar Üzerine
    Gürhan Tümer

    Prof.Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü, Yayın Komitesi Üyesi



KÜNYE
MİMARLIK EĞİTİMİ

Mimarlık Eğitimi Üzerine Güncel Tartışmalar: Girit/Hanya Toplantısı Notları

Ayşen Ciravoğlu

Araş.Gör., YTÜ Mimarlık Bölümü

Türkiye’deki mimarlık eğitim sistemine yeniden şekil verecek olan tartışmalar sürüyor. Mesleki niteliklerin AB üyesi ülkeler içerisinde karşılıklı tanınması için öngörülen birtakım yasal düzenlemeler, çok yakında eğitim sisteminde radikal değişiklikler getirecek. Avrupa Mimarlık Eğitimi Birliği EAAE’nin Girit/Hanya’da yapılan son toplantısı, eğitim süresi konusundaki tartışmaların yanısıra, mimarlık ve kentsel tasarım eğitiminin niteliğini geliştirecek arayışları da gündeme getiriyor.

Avrupa Mimarlık Eğitimi Birliği (EAAE) mimarlık eğitimi ve araştırması alanında kişiler ve düşüncelerin karşılıklı değişimi üzerine etkinlikte bulunan ve kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kurum. 1975 yılında kurulan Birlik’in en önemli hedefi mimarlık ve kentsel tasarım eğitiminin bilgi temelini ve kalitesini geliştirmek. Bu amaçla öğretim üyeleri arasında düzenlenen ve mimarlık eğitimi üzerine yazılmış en iyi yazıların seçildiği EAAE Ödülü ve mimarlık öğrencileri arasında düzenlenen öğrenci yarışmalarının yanısıra, örgüte üye olan üniversitelerin ortaklaşa yürüttüğü mesleki konferanslar ve yayınlar gibi pek çok etkinlik alanı var.(1) Ancak belki de bunlardan en önemlisi EAAE’nin bir alt çalışma grubu olan ve Avrupa Birliği’nin Sokrates-Erasmus programı tarafından da desteklenen Avrupa Mimarlık Okulları Başkanları Ağı (ENHSA).(2)

ENHSA’nın temel etkinlik alanı halen kurulmaya çalışılan ortak Avrupa Yüksek Öğretim Alanı’na uyum sağlama sürecinde okullara yardımcı olabilmek. Bu amaçla, 1998’den beri her yıl Yunanistan’ın Girit adası Hanya şehrinde toplantılar yapılıyor. Bu buluşmalar 2000 yılından başlayarak Avrupa Birliği çerçevesinde ele alınıyor. Dört yıl önce Hanya toplantısı katılımcılarının bir ağ kurmaya karar vermeleri üzerine ortaya çıkan ENHSA tematik ağı toplantıdan çok bir proje olarak kurgulanmış. Amacı kısaca öğretim pratikleri arasında diyalog kurmak, mimari tasarım, kentsel planlama, taşıyıcı sistemler gibi konularda stratejiler geliştirmek olarak tanımlanabilir. Bu hedefe yönelik olarak araştırmalar yapmak, bilgi toplamak ve buna göre değerlendirmeler yapmak temel eylem alanı. Örneğin bu kapsamda iki yıl önce yürütülen akreditasyon, karşılıklı değişim uygulamaları, müfredatın strüktürü ve özellikleri, meslekle ilişkiler, okulların verdikleri diplomalar konularındaki anketler yapılan çalışmalardan bazıları.

Bu yıl yedincisi düzenlenen buluşma 4-7 Eylül 2004 tarihleri arasında ve her yıl olduğu gibi bu yıl da Akdeniz Mimarlık Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Öncekilerden farklı olarak belirli bir konu üzerine yoğunlaşmanın hedeflendiği bu toplantının ana tartışma aksı “Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı için Mimarlık Müfredatının Şekillendirilmesi” olarak tasarlanmıştı.İlk konuşmaların ENHSA koordinatörü Constantin Spiridonidis, EAAE Başkanı James Horan, Hanya Belediye Başkan Yardımcısı ve Akdeniz Mimarlık Merkezi Yöneticisi Dimitris Antonakakis tarafından yapıldığı toplantının bu bölümünün en önemli duyurusunu Hanya’da Ekim 2004’te açılacak olan Mimarlık Okulu oluşturdu.

Mimarlık Eğitimine Atlantik Aşırı Bir Bakış

Buluşmanın ilk davetli konuşmacısı MIT’den Prof. Stanford Anderson’dı. “Avrupa Mimarlık Yüksek Öğrenimi için Müfredatın Şekillendirilmesi: Atlantik Aşırı Bir Bakış” başlıklı konuşmasında Anderson, yeni bir tartışma aksı açmaktansa mimarlık eğitimi üzerine bugüne dek üretilen kabaca Bolonya, Magna Carta ve Hanya Deklarasyonları olarak tanımlanabilecek referans metinleri inceleyen ve bunlar hakkında kendi bakış açısını paylaşan bir sunum yaptı.

Öncelikle mimarlık eğitiminde önemli olanın sadece yeniye uyum sağlama olmadığını, geçmişten de kazanımlar sağlamak gerektiğini vurguladı. Avrupa’nın kendi içindeki farklılıkları da düşünerek EAAE‘nin “Avrupa içi” bir oluşum olarak tanımlanabileceğini belirtti. Bugüne dek ortaya çıkan bildiri ve deklarasyonlarda homojenlik üzerinde durulduğuna, oysa önemli olanın hoşgörü olduğuna dikkat çekti. Ayrıca MIT’nin Bolonya Bildirisi’nde tanımlananlara uygun bir model olarak alınabileceğini söyledi. Bolonya Bildirgesi’nin daha çok çeşitlilik üzerinde durduğundan söz etti. Okulların araştırma faaliyetlerini sürdürebilmek için parasal gereksinimleri olduğunu belirtti. Temel konunun öğretim ve araştırmanın nasıl ve ne zaman birleşeceği olduğunu söyledi. Disiplin ve meslek ayrımına dikkat çekerek meslek alanının halkla ilişkiler ve ofis yönetimi konularında yetişmiş insan talep ettiğini, öte yandan mimarlık disiplininin kültürler arası konuları da içerecek biçimde taşıyıcı sistemler, tasarım vb. konuları içerdiğini söyledi ve mimarlık eğitiminde disiplinin bir gereksinim olduğunu vurguladı. Mesleğin ve disiplinin kesişmediği zamanların olduğunu ve disiplinin büyümeyi, meslek alanının ise daha yüksek standartları talep ettiğini belirtti. Son olarak “dolaşım” konusunun daha iyi öğretimi destekleyip desteklemediği sorusunu yöneltti.

Avrupa Yüksek Öğrenim Alanına Doğru Tematik Ağların Katkısı

Toplantının ilk oturumunun ana başlığı “Avrupa Yüksek Öğrenim Alanına Doğru Politikalar ve İnisiyatifler” olarak belirlenmişti. Bu kapsamda ilk bölümde “Avrupa Yüksek Öğrenim Alanına Doğru Tematik Ağların Katkısı” çerçevesinde sunuşlar yapıldı. İlk olarak Sokrates programının tematik ağ departmanı başkanı Ettore Deodato, “Bolonya Süreci Bağlamında Tematik Ağların Gelecekteki Rolü” başlıklı konuşmasını yaptı.

Deodato, ilk olarak demografik konular, bilgi teknolojisi ve kalitenin giderek önem kazandığını söyledi. Okullardaki öğrenci sayılarının artık sabitlendiğini yalnızca Doğu Avrupa’da biraz arttığının söylenebileceğini vurguladı. Ancak bayan öğrenci sayısının arttığını söyledi. Üniversitelerin artık (örneğin meslekte çalışmış olan) alışılmışın dışındaki kişilere de öğrencilik hakkı vermesi gerektiğini söyledi. Ayrıca artık alışılmışın dışında yerlerde ve öğretim yöntemleriyle (internet gibi) çalışmak gerektiğinin altını çizdi. Bilgi teknolojilerinin üniversitelerde yer almaya başladığından söz etti ancak Amerikan üniversitelerinde varolan sanal kampusların henüz Avrupa’da görülmediğini ekledi.

Erasmus’un sağladığı olanakla dolaşım yapanların Avrupa nüfusunun sadece %5’i olduğunu yani 1 milyon kişinin bu haktan yararlandığını oysa 2 milyona ulaşılması gerektiğini vurguladı. Dergilerde yayınlanan makale sayısına göre akademik değerlendirmenin gerek öğrenciler gerekse meslek yaşamı için yeterli olmadığını belirtti. Üniversiteleri destekleyen kuruluşların, başbakanların, hükümetin neye para yatırdıklarını bilmek istediğini söyledi. Bu kapsamda tematik ağların çok önemli rolü olacağından söz etti. Kalite konusunda gerek iç gerekse dış kaliteden söz edilebileceğini ve tematik ağların kalite güvencesi konusunda önemli rolleri olabileceğini söyledi. Bunların ulusal kalite ajansları olarak çalışabileceğini ekledi.

İki yıl önce Bolonya sürecini takip ederek tematik ağların dört önemli görevinin belirlendiğini söyledi. Bunlardan ilki “tuning” (uyum) yöntembiliminin uyarlanması; ikincisi sektörel becerilerin ortaya çıkarılması; üçüncüsü eğitim ve toplum arasındaki bağın kurulması ve sonuncusu da Erasmus Mundus (3) ile bağın kurulması. Toplumla ilişkiler konusunda Avrupa Birliği bağlamında tematik ağların toplumdan bağımsız sadece akademik çevreler arasında yapılmasının desteklenmediğini belirtti ve belirli sayıda akademik olmayan tarafların (yerel hükümet gibi) projelerde yer alması gerektiğini ekledi.

Avrupa’da “Tuning” (Uyum) Projesi

Avrupa Birliği’nin pilot projesi olan Tuning (Uyum) üzerine bilgilendirmeyi, projenin gelişiminden de sorumlu olan Lupo Dona dalle Rose yaptı. Mimar olmayan Lupo Dona dalle Rose “Öğrenim Çıktıları ve Beceriler Üzerine Tuning (Uyum) Projesi” başlıklı sunumunda Tuning projesinin bir kalite arayışı olduğundan söz etti. Tuning sözcüğünün müzikten alındığını, farklı enstrümanların her birinin özelliği korunarak bir senfoni yaratmalarının kendileri için bir referans olduğunu söyledi. Çeşitliliği barındıran Avrupa Birliği için bunun çok önemli olduğunu vurguladı.Tuning projesinin (4) tematik ağlarla üç düzeyde işbirliği kurmasının istendiğini söyledi. Bunları bilgi değiş tokuşu, sinerji grubu olarak işbirliği ve çekirdek alan olarak işbirliği olarak tanımladı. Ayrıca projenin Bolonya süreciyle ilişkili olarak üniversiteler için ve üniversiteler tarafından sunulan bir proje olduğunu vurguladı. Bolonya, Prag, Berlin sürecinde şekillenen Avrupa Yüksek Öğrenim Alanında önemli olanın karşılaştırılabilir ve uyuşabilir dereceler vermek olduğunu söyledi. Tuning başlıklarını, “genel beceriler”, “konuya özgü beceriler”, “ECTS’de yeni perspektifler”, “öğretim, öğrenim ve değerlendirmede yeni yaklaşımlar” ve “kalite değerlendirmesi” olarak sıraladı.Genel becerilerle ilgili 7 disiplinde 16 ülkede ve 101 üniversitede araştırma yaptıklarını iletti. Mezunlar, işverenler ve akademisyenlerden oluşan bir grubun bu çalışmaya katıldığını ve “İşinizin başarısı için gereken 5 beceriyi yazın” şeklindeki soruya verilen yanıtlarla en önemli olandan azalarak devam eden aşağıdaki beş konu başlığının ortaya çıktığını aktardı:

1. Problem çözme;

2. Öğrenme kapasitesi; analiz ve sentez kapasitesi; bilgiyi pratiğe dökme kapasitesi;

3. Kalite için endişe duymak; yeni durumlara uyum sağlama becerisi;

4. Bilgi yönetimi becerisi; otonom çalışma becerisi;

5. Takım çalışması;

6. Organizasyon ve planlama kapasitesi;

Tuning yaklaşımının öğrenci merkezli olduğunu ve akademik ve mesleki profillerin, öğrenim çıktılarının, genel ve konuya özgü becerilerin tanımı ve çıktıya göre yönlendirilmiş müfredat üzerine kurulduğunu söyledi. Son olarak da tuning yöntembiliminin ve modelinin disiplinlerarası, çok ve tek disiplinli bütünleşme için uygun olduğunu söyledi.

Kaas Osterhuis ve Protospace

Çağrılı konuşmacı olarak davet edilen Delft Teknoloji Enstitüsü profesörlerinden Kaas Osterhuis konuşmasının başlığının “Protospace” olarak belirlenmiş olmasına rağmen bunu “Yeni Bir Tür Bina” olarak değiştirmek istediğini belirterek sözlerine başladı. Bu değişikliğin nedenini de henüz okuduğu “Yeni Bir Tür Bilim” (5) başlıklı kitaba bağladı. Sunuşunda ilk olarak 2000 yılında Venedik Mimarlık Bienali’nde yer alan “handdrawnspace” ve “trans-ports” adlı çalışmalarını gösterdi. Delft Teknoloji Enstitüsü’nde yürüttükleri “hyperbody research” başlıklı çalışma alanında ürettikleri bilgisayar tarafından yönlendirilen etkileşimli mekânları kısa filmler aracılığıyla aktardı. Bunların yazılım ve mimarlığın bir arada kullanımına önemli örnekler oluşturduğunu iletti. Michael Schrace’ın “Ciddi Oyun” (6) başlıklı çalışmasından etkiler de taşıyan “Protospace” projesinin ardından bu tür tasarım anlayışının geleneksel mimariyi içerdiğini ancak geleneksel mimarinin bu tür çalışmaları dışladığını öne sürdü. Son olarak “cockpit” başlıklı projelerini sundu.

Öğrenim Çıktıları ve Genel Beceriler

“Yeni Mimarlık Müfredatı İçin Öğrenim Çıktıları ve Genel Beceriler” başlıklı bölümde beceriler ve öğrenim çıktıları üzerinde durmaktansa daha çok üniversitelerin temsilcileri kendi programları üzerine bilgiler vermeyi seçtiler. Bunun yanında mimarın becerilerini analiz ve yorum, tasarım, gerçekleştirme ve iletişim olarak tanımlayan bir sunum yapıldı.

“Mimarlıkta Araştırmayla İlişkili Olarak Öğrenim Çıktıları ve Beceriler” başlıklı oturumdaki ilginç sunumlardan biri Portsmouth Üniversitesi’nden Lorraine Farrelly’nin okulda yürüttükleri projelerin tasarım projeleri, gerçek projeler ve kentsel öneriler olarak ele aldığından söz etmesi oldu. Ayrıca Delft Teknoloji Enstitüsü’nden Leenert Van Duin, kendi araştırma programlarının tümüyle apayrı uluslararası bünyelere sahip olduğunu söyledi ve araştırma programlarının bütünüyle bağımsız olduğunu vurguladı. 3+2 formülüne göre, 3 yılda lisans eğitimi verdiklerini ve daha sonraki 2 yılda ise bütünüyle araştırmaya odaklı bir eğitim yaptıklarını iletti.

“Mimari Çalışmalardan Ortaya Çıkan Mesleklerle İlişkili Olarak Öğrenim Çıktıları ve Beceriler” başlıklı oturumda yine üniversitelerin kendi programlarının sunumuna ağırlık verildi. Bu bölümde önceki oturumlarda dile getirilen üniversitelerde sadece akademik eğitim verilmesi gerektiği ve mimar yetiştirmenin üniversitelerin sorumluluğunda olmaması gerektiği söyleminin eleştirisi öne çıktı. Mimar yetkisinin verilmesinde mesleki pratiğin öneminin altı çizildi. Bu noktada checklist’lerin önemli olduğuna ancak kavramsal olarak bakıldığında bir süre sonra bunların kontrol mekanizması haline gelebileceğine dikkat çekildi. Karşılıklı güvenin önemi üzerinde duruldu. Öte yandan öğrencilere meslek pratiğiyle ilişkili olan her şeyin üniversitede sunulmasının mümkün olmadığı söylendi. Ayrıca okullarda çalışmaların praksis’e göre yönlendirilmesi durumunda araştırma ve yeniliğin yapılamayacağı öne sürüldü. Buna karşın kimileri de gerçek yeniliğin ofislerde yapıldığına inandığını belirtti.

Selanik Üniversitesi’nden Dimitri Kotsakis, toplumsal sorumluluk, mimarlığın kamusal bir etkinlik olması, değerlendirmenin kalitesi ve mimarlığın otonom olması konularının önemine dikkat çekti. Üniversitelerin mimarlık ofislerine sorumlu olması düşüncesini eleştirdi ve karşılıklı güveni geliştirmek gerektiğini belirtti. Mimarlık ofisinden temsilcilerin üniversiteleri denetleyebilirken üniversitelerin neden mimarlık ofislerini denetleyemediği sorusunu yöneltti.

Avrupa Yüksek Öğretim Alanı İçin Mimarlık Müfredatının Şekillendirilmesi

“Avrupa Yüksek Öğretim Alanı İçin Mimarlık Müfredatının Şekillendirilmesi” başlıklı kapanış oturumunda Truus Ophuysen, organize olmuş bir çeşitliliğin gerekliliğinden söz etti. Tuning terimini ise buna pek uygun bulmadığını söyledi. Toplantıda daha heyecanlı tartışmalar yaratmak için kışkırtıcı oturumlar düzenlemek gereğini dile getirildi ve gittikçe artan bir bilgi birikiminin eksikliğinden söz edildi. Dimitri Kotsakis, EAAE’nin çerçevesinin çok geniş olduğunu, daha genel olduğunu ve sadece Bolonya Deklerasyonuyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda Magna Carta ve Salamanca’nın da dikkate alınması gerektiğini söyledi. Eğer Hanya Bildirisi’ne bağlı kalınırsa daha geniş bir perspektif oluşacağını vurguladı.

İzlenimler

7. ENHSA toplantısından ülkemizdeki eğitim sistemi bağlamında edinilebilecek en önemli izlenim Avrupa Birliği ölçeğinde de mimarlık eğitiminde çeşitliliğin sürdüğü; mimarlık eğitimi ve uyum konularının hâlâ tartışılmakta olduğu ve sistemin farklılıkları da içinde barındıracak şekilde kurgulanmaya devam ettiği olarak özetlenebilir. Bu kapsamda, tavsiye metinlerine rağmen mimarlık eğitiminin süresi, mesleki stajların yeri ve süresi gibi biçimsel konularda bir uzlaşı söz konusu değil. Bizde olduğu gibi orada da üniversitelerin misyonu üzerine tartışmalar sürüyor. Mimarlık eğitiminin entelektüel bir uğraş ve araştırma alanı mı olduğu ya da mesleki bir eğitimi mi içermesi gerektiği tartışması henüz hiçbir yerde sonlanmış değil. Mimarlığın mesleki tarafıyla disiplin yanı, Avrupa bağlamında da birbirini besleyen olumlu bir gerilim içinde. Bu nedenle her farklı yöntemi uygulayan okul, gerekçeleriyle kendini savunmayı sürdürüyor. Yine de 3+2 yöntemiyle yüksek mimar düzeyinde mezun veren okul sayısının çoğunlukta olduğunu söylemek mümkün.(7) Ancak bunlar arasında da oldukça büyük farklılıklar söz konusu. Hiç tartışılmayan tek bir konu ise akademisyenlerin mesleki pratiklerine okul dışında kendi bürolarında devam etmeleri. Bunun önünü açmak eğitimin temel gereklerinden görülüyor. Öte yandan, stüdyolar açısından sevindirici bir gelişme ise Trondheim Mimarlık Okulu’nda tasarım stüdyosunun sanatçılar ve sosyologları da içerecek biçimde öğretmen takımları tarafından yürütüldüğünü öğrenmek oldu.

Mimarlık eğitimindeki 3+2 formülüyle ilişkili olarak öne çıkan bir diğer konu ise Avrupa bağlamında daha uzunca bir süre tartışılacak gibi gözüküyor. Avrupa’da lisansüstü eğitimin devlet tarafından parasal olarak desteklenmemesi üniversiteleri zorunlu olarak fonlardan yararlanabilmek için araştırmaya yöneltiyor. Bu da eğitimdeki ek 2 senenin bütünüyle araştırmaya yönelmesini olanaklı kılıyor. Ayrıca 3+2 formülünde tüm hocaların 2 yıllık araştırmayı içeren eğitim bölümünde çalışmak isteyebilecekleri de ayrı bir problem olarak dile getiriliyor.

Son söz olarak ülkemizin bu ve benzeri platformlarda temsil edilmesinin önemine dikkat çekilebilir. “Dışarı”dakilerin “içeri”yi tanımlamasından çok, “içeri”dekilerin kendini anlatmasının önem kazanacağını düşündüğüm yakın gelecekte içerideki savaştan çok dışarıda bir aydınlanma süreci başlamalı; hepimize kolay gelsin…

Notlar:

1. EAAE (Avrupa Mimarlık Eğitimi Birliği) hakkında ayrıntılı bilgi için: www.eaae.be

2. ENHSA (Avrupa Mimarlık Okulları Başkanları Ağı) hakkında ayrıntılı bilgi için: www.enhsa.org

3. Erasmus Mundus Avrupa Yüksek Öğrenim alanını “dünyanın geri kalanı”na açmak için kurgulanan bir Erasmus programı. Erasmus Tempus ise bölgesel bir program.

4. Tuning projesinde geometri, fizik, hemşirelik gibi 9 adet disiplin bulunuyor. Henüz içlerinde mimarlık olmayan bu projeye Ocak başında 20 farklı disiplinin daha katılması ve bunların içinde de mimarlığın olması bekleniyor.

5. Wolfram, Stephen, 2002, A New Kind of Science, Wolfram Media.

6. Schrage, Michael, November 1999, Serious Play: How the World’s Best Companies Simulate to Innovate, Harvard Business School Pres.

7. Avrupa ölçeğinde araştırmaya katılan okullar arasında 22’si 5 yıllık, 13’ü 6 yıllık, 4’ü 4 yıllık ve 3’ü de 5.5, 7 ve 9 yıllık eğitim veriyorlar. Spiridonidis, C. and M. Voyatzaki, eds., 2003, Shaping the European Higher Educational Area, Transactions on Architectural Education, no:18, EAAE.

8. Sistem içinde 4+2 yöntemini de uygulayan okullar bulunuyor ancak buradaki iki yıl ek eğitim, mühendislik eğitimi verecek şekilde kurgulanıyor.

Bu icerik 6323 defa görüntülenmiştir.