446
KASIM-ARALIK 2025
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Koray Güler, Nisa Semiz

YAYINLAR



KÜNYE
TEHDİT ALTINDAKİ KÜLTÜR MİRASI

Kaybolan Savunmanın İzinde: Balıkesir Kırsalındaki Bizans Kaleleri

Ayşegül Ağan, Dr. Öğr. Üyesi, Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Balıkesir ili, Marmara ve Ege denizlerini birbirine bağlayan konumu, verimli ovaları ve iç kesimlerdeki zorlu topoğrafyasıyla tarih boyunca önemli bir geçiş bölgesi niteliği taşımıştır. Bu durum, özellikle Bizans döneminde savunma ağının güçlendirilmesini gerekli kılmış; hakim tepe noktalarına, vadi yamaçlarına çok sayıda kale ve gözetleme yapısı inşa edilmiştir. Günümüzde bu kalelerin büyük bir bölümü Balıkesir kırsalında dağınık biçimde yer almakta olup her biri, bölgenin askeri mirasını temsil eden önemli kültür varlıkları olarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Akhyraous (İkizcetepeler), Pegadia (Bigadiç), Ergasteria (Kadıköy), Poimanenon (Eski Manyas), Alacaoluk, Şahinkale, Gömeniç, Ovabayındır, Hisarköy kaleleri, bölgenin savunma dokusunun en bilinen örnekleridir. Bu yapılar, her ne kadar farklı coğrafi ölçeklerde konumlanmış olsalar da, bu yapıların ortak özelliği, hızla yok olma tehlikesi altında bulunmalarıdır.

Savunma işlevlerini yitirmelerinin ardından yüzyıllar boyunca herhangi bir bakım ya da koruma müdahalesi görmeyen bu kaleler, hem doğal bozunma süreçlerinin hem de insan kaynaklı müdahalelerin baskısı altında hızla nitelik kaybetmektedir. Malzeme yorulması, bağlayıcı harçların çözünmesi, duvar örgülerinde taş kayıpları, zemin oturmaları, duvar süreksizlikleri, mekânsal izlerin silinmesi ve yoğun bitki örtüsü nedeniyle algılanabilirliğin azalması, günümüzde en sık gözlenen sorunlardır. Buna ek olarak, bazı kırsal alanlarda yerel halkın, kolay ulaşılabildiği için kale taşlarını yol, bahçe duvarı veya küçük yapılar için sökerek taşıdığı bilinmektedir. Bu durum, kalelerin sadece mimari bütünlüğünü değil, kültürel peyzaj içindeki okunabilirliğini ve özgün konum ilişkilerini de zedelemektedir. Modern müdahale baskıları da kayıpları hızlandıran bir diğer etkendir. Tarım faaliyetlerinin kalelerin etki alanına dahil edilmesi, bayındırlık uygulamaları nedeniyle alanların kısmen tahrip edilmesi veya yakın çevreye yapılan modern servis yapıları, hem görsel bütünlüğü zayıflatmakta hem de arkeolojik katmanlara zarar vermektedir. Bu nedenle, bölgenin geniş coğrafyasına yayılmış bu yapılar, taş örgüleri, kısmen ayakta kalmış kuleleri ve topoğrafyayla kurdukları güçlü ilişkileriyle benzersiz bir kültürel peyzaj oluştururken çoğu artık yalnızca birkaç duvar parçası veya taş sırası şeklinde algılanabilmektedir. Oysa bu kaleler, yazılı kaynakların aktarmakta yetersiz kaldığı dönemlere ilişkin verileri tamamlayan, bölgenin askeri ve kültürel hafızasının önemli bileşenleridir. Bu mirasın korunması, yalnızca ayakta kalan duvar parçalarının fiziksel bütünlüğünün sürdürülmesi değil; aynı zamanda bölgenin tarihsel peyzajının, kırsal savunma stratejilerinin ve Bizans sonrasına uzanan kültürel sürekliliğin gelecek kuşaklara aktarılması anlamına gelmektedir.

Balıkesir’in tepelerinde, orman içi açıklıklarda ve tarım alanlarının kenarlarında sessizce varlığını sürdüren bu kaleler, yalnızca geçmişin izleri olmasının ötesinde bölgenin ortak hafızasını temsil etmektedir. Bu nedenle söz konusu yapıların düzenli izleme, belgeleme ve yerinde koruma uygulamalarının geliştirilmesi artık ertelenemez bir gereklilik haline gelmiştir. Aksi durumda bu yapılar, yakın gelecekte yalnızca haritalarda, arşiv kayıtlarında veya eski fotoğraflarda izlerine rastlanan belirsiz hatıralara dönüşme tehlikesi taşımaktadır.

Bu icerik 76 defa görüntülenmiştir.