446
KASIM-ARALIK 2025
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Koray Güler, Nisa Semiz

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Yaşanabilir Daha Güzel Bir Dünya için Mücadele Eden Bir Savaşçıyı Kaybettik: Akın Atauz

Çetin Ünalın, Mimar

Akın Atauz’la Türkiye’de gençlik hareketlerinin yükseldiği 1968’de, öğrencisi olduğumuz bu hareketlerin başını çeken ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde arkadaş, dost, yol arkadaşı olduk. Mitinglere, yürüyüşlere, formlara birlikte katıldık, birlikte sevindik, birlikte üzüldük. Bir daha da hiç kopmadık, yollarımız hep kesişti. Forumlarda çok inançlı, çok heyecanlı konuşan arkadaşlarımız vardı. Akın bunların yanı sıra en bilgili, en kapsamlı, en doğru analizleri yapan birisi olarak dikkat çekerdi. Unutmamak lazım ki Türkiye’de sol yayınların basılmasına, örgütlerin kurulmasına 27 Mayıs 1980 darbesi sonrası, ağırlıklı olarak 1960’ların ortalarında izin verilmişti ve Akın bunları kısa zamanda sindirerek okumuştu.

Akın’ın bilgiye saygısı ömrünce hiç bitmedi. Dinleyici olarak katıldığı toplantılarda en ön sıraya oturur, konuşmacı ne kadar genç olsa da 0,3 kalemiyle son derece düzgün notlar tutardı, sergilerde her panonun önünde durur tek tek düşüncelerini defterine aktarırdı.

1974 – 1975 yıllarında Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter Üye görevini üstlenmiştim. Ayrılacağım zaman dönemin geleneklerine uygun olarak yerime önereceğim birisini bulmam gerekiyordu. Hiç tereddütsüz Akın’ı önerdim, kabul etti. Önce Yönetim Kurulu’nda, sonra Danışma Kurulu’nda değerlendirdik, aleyhinde tek bir söz edilmeden kabul edildi. İki dönem Ankara Şube Sekreterliği (1976 – 1978), Mimarlar Odası Merkez 2. Başkanlığı (1980 – 1981) görevlerini üstlendi. TMMOB Yönetim Kurulu’nda Mimarlar Odası’nı temsil etti (1990 – 1992). Mimarlar Derneği 1927 tarafından “Derneğe ve meslek ortamına, mimarlık ve kent konularında yapılan çalışmalara değerli katkılarından” dolayı, 17 Mart 2015’de Ustalara Saygı Onur Üyeliği verildi.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin bastığı “Aydan Bulca Erim” kitabı için Akın Atauz’dan bir yazı istemiştim. “Güvenpark olayını derli toplu hiçbir yerde yazmadım, burada yazayım; onun üzerinden Aydan’ı anlatırım” demişti ve öyle de yazdı.

1983 – 1984’te Aydan Bulca Erim, Akın Atauz, Mehmet Adam ve Ayhan Çelik “Çevre Duyarlılığını Yayma Grubu” kurmuşlardı. 1987’de Melih Gökçek Güvenpark’ı yıkarak altına otopark yapmak istemiş, üstünü eski haline getireceğini söylemişti. Bunun üzerine başını bu grubun çektiği “kentli sivil toplumun direnişi” başlamıştı. Eylem, Akın’ın yazımıyla “burayı kullanan bütün hemşerilerin katıldığı barışçıl bir halk direnişine dönüştü”. Bizzat onların açtığı dava kazanılmış ve Güvenpark kurtarılmıştır. Bugün burası hala park olarak duruyorsa onlara borçluyuz. Bu direniş Türkiye’de kentli hakları mücadelesinde mihenk taşlarındandır.

Sağlık durumunun iyiye gitmediğini eşinden öğreniyordum. Vefatından on gün önce kitabı vermek bahanesiyle görmeye gittim. Ondan 5 – 6 gün sonra eşi kitabı Akın’ın elinde görünce arkadaşlarının “nerden temin edebiliriz” diye sorduklarını bildirdi. Kısacası bu son yazdığı, son okuduğu kitap oldu, en önemlisi son dakikaya kadar da kitabı elinden düşürmedi, kitaplar sipariş etti.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehircilik Bölümü’nden 1968’de mezun oldu. 1970’de “Bölge Planlama” yüksek lisans derecesini, 1973’te Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nde ikinci yüksek lisans derecesini aldı. Barış Bildirisi imzacısı olduğu için derslerine son verilene kadar Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, ODTÜ, Gazi ve Hacettepe Üniversitelerinde, kent politikaları, kamusal alan, katılımcı planlama ve yerel yönetimler konularında yarı zamanlı dersler verdi. Mimarlık dergisinde, 2008’den beri Yeşil Gazete’de, 2011’den beri de kurucusu olduğu Solfasol Gazetesi’nde yazarak kent ve toplumsal mücadeleler üzerine özgün düşüncelerini aktardı, medyada alternatif ve demokratik bir söz alanının oluşmasına büyük katkı sundu.

Akın Atauz’a göre;

  • Kent insanlar ve kamusal yaşam için vardır, kamusal alan boşluk değildir; kamusal yaşamın kendisidir.
  • Kent hakkı; sadece barınma, kente sahip olma değil, kentte söz söyleme karar süreçlerine katılma ve ortak belleği koruma, kentin nasıl üretileceğine, nasıl kullanılacağına dair söz söyleme hakkıdır.
  • Demokrasi yalnızca sandıkta değil, meydanlarda ve parklarda yaşar. Parklar, meydanlar ve açık alanlar demokrasinin mekânlarıdır. Kent mücadelesi bir parkı değil, yaşam biçimini savunmaktır.
  • Otopark ulaşım çözümü değil; otomobil egemenliğinin mekânsal ifadesidir. Kentler rant ve araç için değildir.

Bu düşüncelerini bu yazıya sığdıramayacak kadar çeşitlendirebiliriz. Yazdıklarının yüzlerce, hatta birkaç bin sayfa olacağını düşünüyorum.

Türkiye, kentlerin, kentlilerin demokrasi ve yaşam alanı olduğu daha güzel, yaşanabilir bir dünya için mücadele eden bir savaşçısını kayıp etti; ben ise yaklaşık altmış yıllık eski bir dostumu… Hep sevgi ile saygıyla hatırlayacağım… 

Bu icerik 92 defa görüntülenmiştir.